RSS

Archives de Tag: zaman

Fransa’da bölgesel seçimler ‘Kaybeden’ Milli Cephe, kazanan yok!

Fransa’da bölgesel seçimler ‘Kaybeden’ Milli Cephe, kazanan yok!

SAMIM AKGÖNÜL*

18 Aralık 2015, Cuma

Zaman

france

 

13 Aralık 2015 Pazar günü, Fransa’da bölgesel seçimlerin ikinci turu gerçekleştirildi. Birinci turun sonunda milliyetçi ve popülist sağ parti ‘Milli Cephe’nin (Front National-FN) en az iki bölgede yönetimi ele geçireceğinden endişeleniliyordu.

Korkulan gerçekleşmedi ve bölgelerin yedisini sağ koalisyonlar, beşini sol koalisyonlar ve birini de yarı-özerk Korsika’da daha fazla özerkliği savunan Korsika koalisyonu kazandı.

Bu seçim sonuçlarını tahlil edebilmek için önce biraz tasvir yapmak şart zira sonuçları layıkıyla okumayabilmek ancak karmaşık seçim sistemini anlamakla ve bu seçimlerin Fransa demokrasisindeki yerini ölçmekle mümkün olabilir. Sizleri biraz sayılara boğacağım.

Birinci önemli nokta bu seçimlerin Türkiye’de eşi bulunmayan “Bölgesel seçimler” olması. Fransa 1981’den beri yavaş ama emin adımlarla ilerleyen bir adem-i merkeziyetçileşme süreci içinde. Bu süreçte reformdan reforma yerel ve bölgesel yönetimlerin kaynak ve idari görevleri artıyor. Diğer bir deyişle Fransa, Türkiye’nin  idari sistemini hemen hemen kopyaladığı 3. Cumhuriyet Fransa’sı (1870-1940) değil.

YAZININ DEVAMI

 

Publicités
 
Poster un commentaire

Publié par le décembre 18, 2015 dans Media

 

Étiquettes : , , , , ,

Yüzde yüz Fransız, yüzde yüz Türk!

Yüzde yüz Fransız, yüzde yüz Türk!

Samim Akgönül

Strasbourg üniversitesi

ZEYNEP KILIÇ RÖPORTAJI

ZAMAN 17 Mayıs 2015

france

 

Fransa’ya Türk işçi göçünün başlamasından bugüne 50 sene geçti. Yarım asır, ne tam olarak Türklere ne de tam olarak Fransızlara benzeyen yeni bir topluluk oluşmasına sebep oldu. Strasbourg Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Samim Akgönül’ün deyişiyle yüzde yüz Fransız, yüzde yüz Türk olan bir toplum bu.

1960’ların başında Avrupa’ya göç etmeye başlayan Türkiyeliler sadece Almanya’ya gitmedi. İleride çok önemli sosyolojik neticeler verecek olan bu göç sürecinin başka ayakları da vardı. Mesela Fransa. Bugün Fransa’da Türkiye ile bir şekilde ilişkili olan aşağı yukarı 500 bin kişi yaşıyor. Ancak Avrupa’ya göçün bu ayağı da diğerleri gibi Almanya’nın gölgesinde kalıyor. Halbuki içinde bulunduğumuz yıl Fransa’daki Türkiye kökenliler için önemli bir sene. Çünkü Fransa ile yapılan işçi göçü anlaşmasının üzerinden tam 50 yıl geçmiş. Biz de yarım asrın hatırına binaen kendisi de Fransa’da yaşayan tarihçi ve siyaset  bilimci Samim Akgönül’den Fransa’daki Türkiye kökenlilere dair bir portre çizmesini istedik. Strasbourg Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Enstitüsü ve Türk Etüdleri Bölümü öğretim üyesi Akgönül, bazıları sosyolojik bakımdan kendileri için de sürpriz olan çok ilginç şeyler anlattı.

Memleketlisini getiren başta rahat yaşadı sonra zorlandı

Akgönül, Fransa’ya üç çeşit göç olduğunu anlatarak başlıyor söze. Bunlardan ilki ‘karışık göç’ ve ilginç bir arka planı var. Fransa’nın işgücüne ihtiyacı olan yıllar… Fabrikalar devletten belli miktarda yabancı işçi talebinde bulunuyor. Ülkeyi yönetenler de bir fabrikanın talep ettiği miktarı farklı ülkelere dağıtıyor. Yani diyelim 500 işçi isteniyor, 150’si Türkiye’den, 100’ü Senegal’den, 50’si Fas’tan vs. Aynı zamanda Türkiye’den gelecek 100 işçi de farklı şehirlerden oluyor. Böylece o fabrikanın bulunduğu bölgede karışık yapılı bir göçmen topluluğu oluşuyor. Bir de zincirleme göç denilen bir olgu var ki Fransa’ya gelmiş bir Türk’ün eş dost akrabasını getirmesiyle oluşan bir topluluk. Karışık göçle gelenler zorlanarak da olsa etraftaki insanlara uyum sağlamak, dil öğrenmek zorunda kalıyor. Dolayısıyla onların ilk dönemi zor geçiyor. Zincir göçle gelenler ise aynı bölgenin insanı olduğu için dayanışma içindeler ve ilk zamanları kolay geçiyor. Ancak daha sonra karışık göçle gelenlerin çocukları daha rahat bir hayat yaşarken zincir göçle gelenlerin çocukları zor bir dönem yaşıyor. Üçüncü grup ise Türkiye’den önce başka ülkelere özellikle Almanya’ya gidip daha sonra Fransa’ya yerleşenler.

SÖYLEŞİNİN DEVAMI

 
Poster un commentaire

Publié par le mai 17, 2015 dans Media

 

Étiquettes : , , , , , ,

Akgönül: Turkish leaders indirectly justify Paris attacks

Akgönül: Turkish leaders indirectly justify Paris attacks

Sunday’s Zaman, 18.01.2015

Yonca Poyraz Dogan

IMG_2094

Turkish leaders have not been wise in their use of the argument of Islamophobia both as a reason for and possible consequence of recent attacks in Paris, because as a result, they have put themselves in a position where they are indirectly justifying the attacks, according to this week’s guest for Monday Talk.

“I could understand the use of this concept if Turkish officials had used it to underline the class problems, economic discrimination and social exclusion of Muslims in France. But that is not the case. They use the concept to condemn criticism of Islam, and consequently, they indirectly justify these attacks,” said Samim Akgönül, a political scientist and historian teaching at Strasbourg University’s International Relations and Turkish Studies Department, in France.

President Recep Tayyip Erdoğan has lashed out at French satirical magazine Charlie Hebdo for its « provocative » publications about Islam, saying the weekly paper incites hatred and racism.

A total of 17 people, including journalists and police officers, died on Jan. 7 in the assault on the magazine’s office in Paris and in a bloody hostage situation at a kosher supermarket two days later.

In solidarity with Charlie Hebdo, the Turkish Cumhuriyet daily published a four-page pull-out, translated into Turkish, that included some Charlie Hebdo cartoons. The paper chose not to publish a cartoon that was on the cover of Charlie Hebdo depicting Prophet Muhammad, but two writers put the cartoon in their columns. That prompted prosecutors to open an investigation into those commentators.

Leaders from Pakistan and Turkey joined Afghanistan’s Taliban militant group in condemning Charlie Hebdo’s decision to caricature Prophet Muhammad on its first magazine cover after the terrorist attack. “If someone is printing a cartoon insulting the prophet, that is [considered] a provocation,” Prime Minister Ahmet Davutoğlu said.

Today’s Zaman asked Akgönül what Charlie Hebdo represents and what the attack on it means for France and Europe, and why the Turkish government’s approach to the issue is problematic considering that Turkey is a founding member of the Council of Europe (CoE).

Could you tell us about Charlie Hebdo? How would you describe its approach?

READ THE INTERVIEW

 
Poster un commentaire

Publié par le janvier 18, 2015 dans Media

 

Étiquettes : , , , ,

Fransa ve Müslümanları zorlu bir sınav bekliyor

Fransa ve Müslümanları zorlu bir sınav bekliyor

SAMIM AKGÖNÜL

Zaman, 9 Ocak 2015, Cuma

Zaman

Fransa’da anarşist düşüncenin ve mizahın en önemli kalelerinden Charlie Hebdo’nun büyük bir soğukkanlılıkla, kendilerini açıkça (hatta biraz fazla açıkça) İslam’la özdeşleştiren katiller tarafından saldırıya uğraması  “İslamofobi” kavramını gene gündeme taşıdı. Bu saldırıların sebebinin “İslamofobi” olduğunu söyleyenler de çıktı, sonuçlarının “İslamofobi”yi körükleyeceğini belirtenler de. Kanımca ikisi de doğru, ikisi de yanlış.

Fransa toplumu 1789 ve 1968 devrimlerinden beri diğer Batı ülkelerinde olduğundan çok daha fazla tabuların, dogmaların kabul edilmediği bir yer. Temel insan haklarından ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü ve en önemlisi “droit de blasphème” yani bütün dinsel kutsallıklara, dogmalara ve bütün dinsel figürlere karşı eleştiri hakkı, hiciv ve alay hakkı bu toplumda içselleştirilmiş kavramlar.

Charlie Hebdo da bu “droit de blas-phème’i en etkin kullananlardan. Özellikle Katolik kilisesini, Papa’yı, Museviliği ve son zamanlarda (diğerlerinden çok daha az olsa da) İslamî dogmayı alaya alan, sertçe eleştiren karikatür ve yazılar yayınlıyor. Diğer bir deyişle bu dergi kesinlikle Müslüman, göçmen, yabancı düşmanı bir dergi değil, tam aksine Fransız sağının korkulu rüyası, en önemli hedefi Ulusal Cephe, yani Fransa milliyetçi sağı. Bağnazlık karşıtı bir yayın.

Böyle bir ortamda, Fransa Müslümanlarının bir kısmının ve özellikle de çoğunluğun Müslüman olduğu ülkelerden gelen “İslamofobi” adı altında İslam’ın kutsallıklarının eleştirilmesinin ya da hicvedilmesinin kriminalize edilmesi toplumda tam tersi bir etki yaratmakta.

Tam da bu yüzden Fransa özelinde ama genel kavram olarak da  “İslamofobi” söyleminin değiştirilmesinin şart olduğu ortada, zira her şeyden önce bu söylem Müslümanlara, özellikle de azınlıktaki Müslümanlara büyük zarar veriyor.

İslam’ın bütün düşünce sistemleri gibi eleştirisi ve hicvi  kendilerinden ve inançlarından emin Müslümanlar tarafından hoş görülmeli. Elbette Müslüman bireylerin Müslüman oldukları için ayrımcılığa uğramaları, ırkçılık kurbanı olmaları yani “Müslümanofobia” ile muhakkak sert bir şekilde mücadele edilmeli. Aksi takdirde her söylem ve hiciv kriminalize edilince kendilerini İslam’ın temsilcisi ilan edenler cinayet işleyip, şiddete başvurup en büyük kötülüğü zaten hassas bir durumda olan Müslümanlara ve daha geniş çerçevede İslam’a yapabiliyorlar.

Danimarka’da yayınlanan, çoğu çok kötü ve komik olmayan karikatürlerden bazıları İslam’ı şiddet dini olarak hicvediyordu. Buna cevap özellikle Mısır’da ama başka Müslüman ülkelerde de görülmemiş bir şiddet oldu. Kısır bir döngü içinde liderlerin kızıştırdığı “Müslümanlar” diplomat öldürdüler. Örnekler çoğaltılabilir. İslam’ın bir barış dini, bir hoşgörü dini olduğunu bıkmadan söylemek bile Fransa’da hem algılama hem de kendini algılama açısından büyük bir etki yaratmayacaktır.

Geldiğimiz noktada özelde Fransa toplumu ve Fransız Müslümanları, genelde bütün Avrupa ve Müslüman ülkeler için zor bir dönem başlayacak. Burası kesin. Ait oldukları Fransız toplumu içinde bir varoluş meşruiyeti  arayan Fransız Müslümanlar Fransız toplumunun milliyetçi kesimi tarafından hedef gösterilecekler, “güvenlik önlemleri” çerçevesinde özgürlükler kısıtlanacak ve şüphesiz Fransız sağı nefret söylemini bileyecek. Ama bunun tersini de unutmayalım. Radikalleşmiş Müslüman çevreler de aynı nefret söylemini Müslüman olmayanlara karşı kullanmaktalar ve bu olaydan sonra bu söylem daha da keskinleşecek.  Toplumsal ve kimliksel  kırılmanın derinleşme riski büyük. Ancak altını çizmek gerek, dün milliyetçi sağ parti Ulusal Cephe karşıtı gösterilerde buluşan, bugün ifade özgürlüğünü savunmak için toplanan yüzbinler yarın ırkçılığa karşı Müslümanları korumak için de toplanacaklardır. Aynen geçen hafta Almanya’da olduğu gibi.  Fransa’da Müslümanlar dahil toplumun ezici bir çoğunluğunun özgürlük, eşitlik ve kardeşliğe cesurca kalkan olup her türlü toplumsal kırılmaya ve ırkçılığa karşı beraber ayakta duracağına herkesin emin olması gerek.

 
Poster un commentaire

Publié par le janvier 9, 2015 dans Media

 

Étiquettes : , ,

La circoncision en France : illégale mais «admise»

La circoncision en France : illégale mais «admise»

Zaman France, 04/09/2012

 

Le débat qui fait rage en Allemagne sur une éventuelle interdiction de la circoncision religieuse pourrait s’inviter, à terme, en France. Tolérée, mais non fondée en droit, la circoncision n’a pas encore soulevé de vagues dans l’Hexagone. D’après le chercheur Samim Akgönül, une polémique sur ce sujet renforcerait le risque de communautarisation religieuse des musulmans de France.
«La Turquie observe avec étonnement que la pratique de la religion n’est plus totalement garantie en Allemagne». Ces propos du ministre turc chargé des Affaires européennes, Egemen Bagis, tenus dans le quotidien allemand Süddeutsche Zeitung faisaient écho à la polémique qui a éclaté outre-Rhin sur une possible interdiction de la circoncision. Un arrêt d’un tribunal de Cologne s’était prononcé dans ce sens au nom du «libre épanouissement» de l’enfant et de «la préservation de son intégrité physique», provoquant l’ire des communautés juive et musulmane allemandes. Si, dans l’immédiat, aucune loi fédérale n’est venue sanctionner ce débat, un précédent juridique pourrait faire tâche d’huile en France, premier pays musulman du continent avec une communauté estimée autour de 5 millions de fidèles. Jusqu’à présent, le sujet n’a pas été abordé au plus haut niveau, mais comme souvent sur les questions liées à l’islam, le contexte européen pourrait être un facteur déclenchant.

C’est l’avis de Samim Akgönül, enseignant-chercheur et spécialiste des religions minoritaires dans l’Europe élargie à l’université de Strasbourg. «Dans la perception identitaire en Europe occidentale, ce genre de décisions contamine très rapidement l’ensemble des pays européens. Cette contamination a pu être observée pour des questions telles que le foulard, l’abattage rituel, les tribunaux d’arbitrages, la burqa ou les minarets» dit-il. En France, la pratique de la circoncision est jusqu’à présent plus tolérée que légalisée. Dans son rapport annuel de 2004 consacré à la laïcité, le Conseil d’Etat la considérait comme «admise» tout en précisant qu’elle est «dépourvue de tout fondement légal». N’étant pas, dans ce cas de figure, prescrite ou justifiée du point de vue médical, la circoncision procède donc du droit coutumier et relève du bon vouloir tacite de la profession médicale, depuis l’ordonnance prescrite par le médecin généraliste jusqu’aux hôpitaux où se pratique l’opération chirurgicale. Comme le souligne la journaliste Isabelle de Gaulmyn dans le quotidien La Croix, la loi 16 du Code civil qui stipule qu’«il ne peut être porté atteinte à l’intégrité du corps humain qu’en cas de nécessité médicale pour la personne ou à titre exceptionnel dans l’intérêt thérapeutique d’autrui» n’a jamais été utilisée contre la circoncision, à l’instar par exemple de l’excision. Cet argument de mutilation du corps de l’enfant serait-il donc recevable en France ? Pour le professeur Akgönül, il l’est, même s’il reste difficile de se prononcer, car «la réponse fait appel à des convictions» et celles-ci sont aussi évolutives. «Les comportements religieux ne sont pas statiques. Ils sont dynamiques, changent dans le temps et selon le contexte sociologique» ajoute-t-il.

Lire la suite

 
Poster un commentaire

Publié par le septembre 5, 2012 dans Media

 

Étiquettes : , , , , , , , ,

 
%d blogueurs aiment cette page :