RSS

Archives de Tag: tülay

Sosyalistler AB bileti değil!

Sosyalistler AB bileti değil!

Post, 11.01.2012

Samim Akgönül

Tülay Sucu Röportaji

Sosyalist Parti`yi cumhurbaşkanlığı seçimlerinde galip gösteren kamuoyu yoklamalarını değerlendiren siyaset bilimci Prof. Dr. Samim Akgönül, Türkiye`nin AB üyeliği konusunun Hollande`ın göreve gelmesinden fazla etkilenmeyeceğini söyledi

Tülay Sucu
STRASBOURG- Fransa`da 2012`de gerçekleşecek olan cumhurbaşkanlığı seçimlerinin galibini son yapılan kamuoyu yoklamaları, Sosyalist Parti (PS) olarak gösteriyor. Fransa`da yaşayan Türkiyelilerin akademik elçisi olarak bilinen tarihçi ve siyaset bilimci Prof. Dr. Samim Akgönül`e göre, Sosyalist Parti`nin muhtemelen iktidara gelmesi Türkiye`nin AB yolculuğunu fazla etkilemeyecek. Yıllardır Avrupa`daki azınlıklar ile ilgili çok önemli çalışmalar yürüten ve beklenen Azınlık isimli son kitabıyla kendisinden çok söz ettiren tarihçi ve siyaset bilimci, Strasbourg Üniversitesi öğretim üyesi ve CNRS araştırma-öğretim direktörü Prof. Dr. Samim Akgönül ile Fransa`da gelecek yıl yapılacak olan 2 turlu cumhurbaşkanlığı seçimlerini konuştuk. Kendisinden seçim öncesi ülkedeki siyasî dengenin analizini yapmasını istedik.

Büyük ihtimal Hollande!

Ipsos araştırma şirketince yapılan son anket, gelecek yılki Fransa cumhurbaşkanlığı seçimlerinin galibini Sosyalist Parti lideri François Hollande olarak gösteriyor. Yapılan kamuoyu araştırmasına göre, Hollande`ın 2. turda alacağı yüzde 60`lık oy oranıyla iktidara geleceği tahmin ediliyor. Ankette şimdiki Cumhurbaşkanı ve Halk Hareketi Birliği (UMP) lideri Nicolas Sarkozy de oyların sadece yüzde 40`ını alarak kaybeden taraf olarak ortaya çıkıyor. Samim Akgönül, Sosyalist Parti`yi şimdiden galip ilan eden anketleri nasıl yorumluyorsunuz? sorumuza, Kamuoyu anketlerine çok dikkatli yaklaşmak gerekir, çünkü anketler sadece bir anın fotoğrafını çeker. Siyasette dengeler çok çabuk değişebilir. Dominique Strauss-Kahn vakası bunun bir örneğidir. Ayrıca, şimdiki Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy henüz seçim kampanyasına başlamış değil. Sarkozy gerçek bir siyasî kurttur. Parametreler çabuk değişebilir. Ancak, şöyle bir gerçek de var, ona oy verenlerin büyük çoğunluğu artık kendisinden memnun değil şeklinde cevap verdi. Mevcut politik duruma temas eden Akgönül, Şu ana baktığımızda, François Hollande`ın seçimleri kazanması büyük bir ihtimal. 2. turda Yeşiller Avrupa Ekoloji Partisi`nin (EELV) adayı Eva Joly ve Sol Parti`nin (PG) adayı Jean-Luc Mélenchon da Hollande`ı destekleyeceklerdir, mutlaka dedi.

Türkiyelilerin siyasete ilgisi daha da artmalı

Fransa`da 500 bin`e yakın Türkiye asıllı insanın yaşadığını ifade eden Akgönül, son yerel seçimlerde seçimlere katılan rekor Türkiyeli adayı akımıyla birlikte Fransa`daki Türkiyelilerin seçimlere ve genel anlamda Fransa`daki siyasete daha da ilgi duyacağının sinyali olduğunu ifade etti. Akgönül, Fransa`da yaşayan Türkiye asıllı vatandaşların ülkenin siyasetine, sosyoekonomik hayatına daha çok ilgi göstermeleri gerektiğinin altını çizdi. Siyaset bilimci, Buradaki Türk evlerinin vazgeçilmezi televizyondur, Türk kanallarını gösteren televizyon. O salonun olmazsa olmazıdır. Sabah akşam, bakılsa da bakılmasa da orada açık olmalı. Buradaki Türkiyeliler Fransız kanallarını az izlerler. Hâlbuki burada yaşıyorlar… Yaşadıkları ülke ile ilgilenmeliler! şeklinde konuştu.

AB üyeliğine tesir etmez

Sosyalist Parti`nin iktidara gelmesi Türkiye`nin yarım asırlık Avrupa Birliği serüvenini etkiler mi? sorumuzu Samim Akgönül, Fransa`da bugüne kadar Türkiye`nin AB üyeliğine sol partiler hep soğuk, sağ partiler ise sıcak bakmıştır, düşünülenin aksine. Türkiye`de şöyle bir algı olmamalı: `Sosyalist Parti gelecek, Fransa Türkiye`nin AB üyeliğine olumlu bakacak!` Hayır! Sadece daha yumuşak tartışmalar, konuşmalar olabilir şeklinde yanıtladı.

Birlik sallantıda değil!

Avrupa`nın 27 üyeli çok kuvvetli bir birlik olduğunun altını çizen Akgönül, AB sallantıda, ekonomisi sallantıda söylemlerinin hiç gerçekçi olmadıklarını vurguladı. AB nüfusunun yaşlandığı ve yaşlıların emeklilik maaşlarının ödenmesinde problemler yaşandığı için AB ekonomisinin iyiye gitmediğini ve vahşi kapitalizmin spekülatif politikalarının krizi tetiklediğinin düşünüldüğünü söyleyen Prof. Akgönül, bu sorunların AB ülkelerinin çözemeyeceği sorunların olmadığını açıkladı.

Türkiye reformları kendisi için yapmalı

Siyaset bilimci Akgönül, 2009`da Türkiye`nin AB üyeliğine açıkça karşı çıkılması sonucunda, şimdiye kadar Amerikan deyimi ile, carrot (havuç) and stick (sopa) politikası ile yürütülen AB müzakerelerinde Türkiye`nin azminin kaybettiğinin bir gerçek olduğunu söyledi. Akgönül, Türkiye`nin Avrupa Konseyi`nin kurucu üyesi olduğundan beri, yani 1949`dan beri, kaderinin Avrupa`da olduğunu söyledi. Akgönül, müzakerelere devam edilmesi gerektiğini ve Türkiye`nin AB istiyor diye değil, kendi ilkeleri, kendi değerleri olduğu için AB uyum reformlarını gerçekleştirmesi gerektiğini açıkladı. Akgönül, insan hakları, ifade özgürlüğü, uzun tutukluklar ve yerel yönetimler gibi konularda bir an önce reformların Türkiye`nin kendi geleceği için yerine getirilmesi gerektiğine inandığını dile getirdi. Akgönül, Türkiye kurucu üyesi olduğu Avrupa Konseyi`nin insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü ilkelerine, yani kendi ilkelerine sadık olmalı diyerek sözlerini noktaladı.


Publicités
 
Poster un commentaire

Publié par le janvier 11, 2012 dans Media

 

Étiquettes : , , , , , , , ,

DOCUMENTAIRES

Migration & Rencontre des cultures dans le cinéma

documentaire de Turquie

26-27 Avril 2011

Projection de films documentaires sous-titrés en

français ou en anglais

Programme

Mardi 26 Avril 2011

10:00-11:00

 

Introduction : Migrations et rencontres culturelles dans le cinéma documentaire

turc

(Mr. Stéphane de Tapia et Mr. Can Candan)

11:00-12:45

Projection de films documentaires suivi de débats.

Ayrılığın Yurdu Hüzün: Kayaköy / Kayaköy : le lieu de la separation

(2001, Enis Rıza, 26′)

En 1922, lors de l’échange de populations entre la Grèce et la Turquie, les

habitants du village de Levissi (en turc Kayaköy) ont dû partir pour la Grèce et ils

se sont installés dans un nouveau village nommé Nea Levissi, nouvelle

agglomération proche d’Athènes. La bourgade anatolienne de 500 maisons, avec

ses écoles, ses églises, ses chapelles, ses fontaines et ses rues s’est retrouvée

dans un silence absolu. Ce documentaire a été réalisé à la mémoire de ce village

et de ses habitants. Dans ce documentaire, on peut voir tous les souvenirs, les

chansons de ces paysans qui ont quitté leurs villages, mais aussi les témoignages

des actuels villageois turcs.

Yeni Bir Yurt Edinmek / Adopter une nouvelle patrie (2006, Enis Rıza, 56′)

Yeni Bir Yurt Edinmek raconte l’histoire de la migration forcée des Grecs

d’Anatolie en 1922 vers la Grèce. Ce documentaire est fondé sur les narrations de

ces immigrants et témoigne de la difficile construction de leur nouvelle patrie ; il

explique pourquoi ils sont devenus des « combattants de la liberté » résistants.

12:45-13:45

Pause déjeuner

13h45-15h45

Projection de films suivi de débats de 15 mn.

TO TEIXOΣ MAΣ / Duvarımız / Notre Mur (1993, Panikos Hrisantu & Niyazi

Kızılyürek, 105′)

Duvarımız décrit les histoires parallèles et entremêlées de deux amis, un Grec et

un Turc de Chypre, qui retournent dans leur île tourmentée pour retrouver les

victimes de la violence inter-ethnique et de la guerre. Le film, produit par la chaîne

allemande ZDF 2, a reçu le prix Abdi Ipekci en 1997..

15:45-16:00

Pause café

16:00-18:00

Projection de film suivi de débats de 35 mn.

Duvarlar / Mauern / Les Murs (2000, Can Candan, 83′) – Débat avec le

réalisateur

Duvarlar-Mauern-Walls est un documentaire trilingue (turc, allemand, anglais) qui

retrace une période de l’histoire récente de la plus grande minorité vivant dans le

Berlin post-Réunification : la communauté immigrée turque, observée ici depuis les

Etats-Unis par un cinéaste turc. Dans la période qui a suivi la chute du Mur de

Berlin et la Réunification allemande, l’année 1991 a été caractérisée par un

renforcement de la violence xénophobe en Allemagne, une violence sur laquelle il

n’était plus question de fermer les yeux. 1991 marquait aussi le trentième

anniversaire des débuts de l’immigration turque en Allemagne. Dans ce film, des

Turcs immigrés parlent de leur passé, de leur présent et du futur qu’ils envisagent,

s’interrogent sur les conséquences de la chute du Mur et de la réunification qui a

suivi, ainsi que sur ces actes d’hostilité qui affectent leur intégration dans la

nouvelle Allemagne.

Mercredi 27 Avril 2011

10:00-12:30

projections des films (115 mn.) avec débats de 15 mn.

Nahide’nin Türküsü / La Chanson de Nahide (2009, Berke Baş, 52′)

Lors d’un voyage sur sa terre natale à Ordu au Nord-est de la Turquie, la

réalisatrice turque Berke Baş découvre les origines arméniennes de sa grandmère

et le passé de cette ville cosmopolite, un passé tragique qui reste tacite. A

travers des conversations avec les membres de sa famille et quelques survivants

arméniens, le film tente de restaurer une histoire qui est sur le point de tomber

dans l’oubli.

Dûr / Uzak / Au loin (2005, Kazım Öz, 75′)

Kazim Öz a tourné ce documentaire dans la région de Turquie orientale où il est

né, en 1973. Une terre de bergers, qu’il a quittée pour suivre des études

scientifiques et s’essayer au théâtre, avant de devenir réalisateur. Bon nombre

d’enfants du pays ont, comme lui, quitté les leurs pour s’en aller chercher une

autre vie en ville, sinon à l’étranger. Revenant à Dersim, il filme ceux qu’il a

laissés, s’attarde sur leurs visages, enregistre leurs voix, donne à entendre leurs

paroles, dans lesquelles perce une vive amertume. Croisant dans l’ouest de

l’Europe des existences déracinées, sa caméra s’attarde sur des hommes et des

femmes esseulés, comme mis « à distance » d’un peuple qui souffre aussi de leur

absence. La mélancolie que son film dégage est celle, poignante, des immigrés du

monde entier et des êtres aimants/aimés qu’ils ont quittés. Le film y trouve une

forme d’universalité, qui lui confère toute sa force.

12:30-13:30

Pause déjeuner

13:30-15:35

Projection des films suivi de débats de 15 mn.

Miraz / Umut / L’espoir (2010, Rodi Yüzbaşı, 58′)

Un jeune homme qui essaye d’aller en France avec des voies illégales et d’autres

qui ont quittés la Turquie de la même manière, et qui ont laissés seuls leurs

parents et les parents de ceux-ci qui attendent leur retour depuis huit ans… Un

monde en mutation rapide, les expériences, les changements, l’histoire de l’attente

dans ce village dans l’est de la Turquie pendant quatre saisons.

Tülay German: Kor ve Ateş Yılları / Tülay German: Les années de feu et de

braise (2010, Didem Pekün, 50′)

Le documentaire Tülay German : Kor ve Ateş Yılları raconte la biographie, la

musique e la révolte de Tulay German, une des pionnières de la musique pop

turque, qui a été contrainte d’émigrer d’Istanbul à Paris, 40 années auparavant.

Le film reflète l’évolution historique de la Turquie par l’évolution musicale de

l’artiste en racontant d’une part l’histoire personnelle de l’artiste et d’autre part

l’histoire complexe et tourmentée de la Turquie à partir des années 60.

15:35-15:50

Pause café

15:50-17:40

Projection de film suivi de débats de 15 mn.

Transit/ In Transit (2005, Berke Baş, 50′)

Istanbul est une ville célèbre en tant que pont entre l’Asie, l’Afrique et l’Europe, et

c’est à ce carrefour géographique que les histoires de trois familles de migrants se

croisent. Loin de l’architecture ottomane glorieuse et la vie nocturne glamour du

Bosphore, Transit montre la dure vie des transitaires coincés à Istanbul, entre leur

passé déchiré par la guerre ou la misère et leur avenir imaginé et insaisissable. Ce

documentaire suit les pistes d’une famille irakienne arabe, d’une famille kurde

irakienne, et d’un couple nigérian pendant une année entière, témoin de leur lutte

pour s’adapter à la vie sur les marges d’une ville impitoyable en attendant leurs

visas et permis de travail qui ne semblent jamais à venir.

Ben ve Nuri Bala/ Nuri Bala et moi (2009, Melisa Önel, 42′)

Ben ve Nuri Bala est un documentaire sur la vie d’une activiste féministe

Esmeray. L’expérience d’Esmeray est un voyage personnel d’Istanbul à Kars pour

comprendre l’identification à un lieu, à une origine, à une identité. . Débutant par

les rues d’Istanbul et allant vers le village d’Eşmeyazı (département de Kars, en

Turquie orientale) cette histoire nous emmène entre désir d’appartenance à un lieu

et conditions qui construisent nos identités. Ce documentaire a reçu le Prix du

meilleur film documentaire au 46ème Festival d’Antalya Golden Orange.

17:40 -18:30

Discussion

 

Étiquettes : , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

 
%d blogueurs aiment cette page :