RSS

Archives de Tag: oran

Hâlbuki

Hâlbuki

Samim Akgönül

http://www.turkishgreeknews.org/tr

1986 mıydı? 1987 mi? Tam hatırlayamıyorum. Bir kitap okudum. Hayatım değişti. Baskın Oran isimli bir yazarın Batı Trakya diye bir yerle ilgili bir kitabıydı bu. Hatırlıyorum, « ne tuhaf ismi var bu adamın» deyişimi. Baskın diye isim mi olurmuş? Kitabı okudum, elbette Yunanlara, soydaşlarıma, kardeşlerime yaptıkları zulümden ötürü çok kızdım, neydi bu Yunanlardan çektiğimiz yahu? Ama… kitapta bir tuhaflık da yok değildi. Bir kere yazar alışık olduğum hamasi edebiyatı yapmıyordu. Her olayı analiz ediyor, kavramları açıklıyor, durumlara birkaç açıdan bakmaya çalışıyordu. Daha da önemlisi, Yunanistan’ı azınlık politikaları yüzünden eleştirirken, Türkiye’nin azınlık politikalarına da değiniyor, okuyucuyu hiçbir zaman rahat bırakmıyordu. Pusulamı biraz şaşırmıştım.

Ama kendimi hemen eğitim sisteminden gelen tatlısu kemalist milliyetçiliğinin şefkatli ve rahatlatıcı kollarına geri bıraktım. Türkiye’de azınlık yoktu bir kere. Bütün bunlar emperyalist güçlerin Türkiye’yi bölmek için uydurduğu şeylerdi. Evet efendim.

İçin için bu adama kızdım da. Beynime Türkiye’de kimlikleri yüzünden ezilen, baskıya uğrayan, sürülen, öldürülen insanlar olduğu kurdunu soktuğu için. Hele hele yazarın 12 Eylül’de, kendimi konumlandırdığım cenahtan olması sebebiyle çektiklerini öğrenince iyice karıştı kafam. Zaten kafa mı bırakmıştı Türkiye’de 12 Eylül ertesi lise eğitim politikası?

Bu ‘azınlık’ meselesi hakkında, bir de Türk-Yunan ilişkileri konusunda biraz biraz okumaya başladım. Türkçe şeyler okuduğum için her okuduğum kitap sonrası rahatlıyor ama her seferinde Baskın Oran’ın kitabını hatırlayıp, tekrar okuyup, gene kendi sinirlerimi bozuyordum.

Fakat vurucu darbe 1991’de geldi. Kitabı birine vermiştim herhalde. Geri gelmemişti. Bir baktım ikinci baskısı çıkmış. Hemen aldım. Bir de ne göreyim. Duble şok:

1) Kitaba Herkül Millas isimli biri eleştiri yazısı yazmış. Benim milliyetçilik karşıtı olarak gördüğüm kitabı beğendiğini ama gene de içinde milliyetçiliğin gizli, bilinçsiz izlerinin bulunduğunu örnekleriyle göstermişti. “Ne tuhaf bir ismi var bu adamın” dediğimi hatırlıyorum. Herkül diye isim mi olurmuş? Hem de Türkçe yazmış yazısını. İsmi Herkül olan bir kişi nasıl böyle Türkçe yazabilir ki? Hem de bu kadar ince bir analizle. Hem de beni rahatsız eden ama hayran olduğum kitaba.

2) Baskın Oran kızmamış, sinirlenmemiş, utanmamış, sıkılmamış, ikinci baskının sonuna bu eleştiri yazısını olduğu gibi almıştı. Yahu milliyetçilik karşıtı yazdığın kitabına adamın biri milliyetçi izler var diye eleştiri yazısı yazıyor, sen bu yazıyı kitabının içine sokuyorsun! Sokmakla kalmayıp bir de önsöz döşeniyorsun ikinci baskıya. Şu şu konularda haksızdır, ama şu şu şu konularda haklıdır, oraları düzelttim diyorsun. Hâlâ aklımdadır, kitap önümde yok, ezberden söylüyorum, bir de sonuna ekliyorsun: “Denizde ıslanmamak mümkün değil, ama boğulmamak mümkün”.

Ne medeni cesaretli, eleştiriye açık, dogmalardan uzak, bilimi içselleştirmiş, ama hümanizmi bir kenara bırakmamış insanlar varmış bu dünyada dediğimi de hatırlıyorum. 20 sene önce.

1991’den sonra bu iki kişinin yazdıkları her satırı okudum. Herkül Millas’ın Ankaralılığını, atletliğini, mühendisliğini, çevirmenliğini, edebiyat eleştirmenliğini hayranlıkla takip ettim. Yunanistan’da Türk imajının ne olduğunu, Türkiye’de Yunan imajının ne olduğunu burnumuza sokmasını keyifle okudum, öğrendim. Ama kim ne derse desin, Tencere dibin kara’yı hiçbir şeye değişmem.

Baskın Oran’ın İzmirliliğini, Mülkiyeliliğini, Azınlık ve Milliyetçilik uzmanlığını, bağımsız adaylığını, Birgün ve sonra Radikal yazarlığını hayranlıkla takip ettim. Bütün kitaplarını okudum, öğrendim. Türkiye’de bir sürü konuda çığır açtığını, ezberleri yerle bir ettiğini keyifle gördüm. Ama kim ne derse desin, Kenan Evren’in yazılmamış anıları’nı hiçbir şeye değişmem.

Türk Yunan ilişkilerine ve Azınlık konularına ilgimin kaynağında, ama daha da önemlisi dünyaya bakışımın şekillenmesinde Baskın ve Herkül’ün hem birbirleriyle ilişkileri hem de yazıp, çizip söyledikleri vardır. Unutmadan söyleyeyim, bu tuhaf isimli iki düşünürle 1998’de Oxford’da, 1923 Zorbalıklı Nüfus Mübadelesinin 75. Yıldönümü dolayısıyla yapılan bir toplantıda tanıştım. Onlarla sık sık beraber çalışma imkânım oldu, dahası, şanslı adamım ben, dostlarım oldular.

Öğrencilerim bilirler, hep tekrar ederim, Türkçe’de en sevdiğim kelime Hâlbuki. Anlamını severim bu kelimenin. Herşey o kadar basit değildir der, gerçeğin birçok yüzü vardır der, gerçek değişkendir der. Ama kelimenin kendisini de çok severim. Yapay “saflaştırma” kıyımına kurban gitmemiştir. Bu Türkçe kelimede “Hâl” Arapça, “Bu” Türkçe, “Ki” Farsçadır. Türkçe, üç dilden kelime alıp bir tek kelime üretebilmiş. Ne güzel.

Etrafımız, kendi yarattıkları denizlere girip boğulmakla kalmayıp, herkesi boğmaya çalışanlarla dolu. Milliyetçilik propagandası, benim kimliğim senin kimliğini döver söylemi dört bir yanımızı sarmış. Hâlbuki… Hâlbuki daha çok tuhaf isimli cesur insanlar olsa, onları daha çok dinlesek, daha çok okusak, onlarla daha çok dost olsak… belki bizler de boğulmaktan kurtulur, nefes alabiliriz.

 
Poster un commentaire

Publié par le novembre 25, 2011 dans Media, News

 

Étiquettes : , , , , , ,

Azınlık : Türk Bağlamında Azınlık Kavramına Çapraz Bakışlar

Eğer azınlıklar konusunda Türkiye’deki vahim bilgisizliğin bir sebebini istiyorsanız, o da şudur: bu konuda çalışma yok denecek kadar azdır. Bir elin beş parmağını geçmez.

İşte, Profesör Samim Akgönül’ün çalışmaları ve bu çalışması bu noktada önem kazanıyor. Bu zor ve netameli konuyu bin bir yönüyle ele alıyor. Önce, azınlık kavramını Giriş ve Birinci Bölüm’de “kirlenmiş” bir kavram olarak takdim ediyor. Geri kalan üç bölümde (Türkiye’nin gayrimüslimleri, Yunanistan’ın Müslüman Türkleri ve Fransa’nın Türkiyelileri) azınlıkları özellikle din açısından ele alarak anlatıyor. Öğretici olmak açısından, karşılaştırmalı incelemelerin üzerine yoktur.

İsterseniz sizleri, Türkiye’nin çok nadir azınlık öğreten kitaplarından çok seçkin biriyle baş başa bırakayım…

Prof. Dr. Baskın Oran

Samim Akgönül’ün azınlık sorunları konusundaki kitabının alanında önemli bir yer tuttuğunu düşünüyorum. Özellikle oldukça bakir bir konuda yetkin tahliller içeren bir metin üretilmiştir. Çalışmanın karşılaştırmalı bir yaklaşımla ele alınması, okurlar açısından öğretici olma özelliğini artırıyor. Güncel birçok soruna geniş ufuklu bir bakış açısı öneriyor. Güçlü ve sıcak bir soluk.

Prof. Dr. Cemil Oktay

Azınlık olumsuz bir kavram, yetersizliği, yoksunluğu, eksikliği çağrıştırıyor. Eskilerin ekalliyet sözcüğü tam anlaşılmadığından belki daha nötr dururdu. Bu kavramın içini doldurmak ve azınlıkların da birer insan ve esas birer vatandaş olduklarını anlatmak ise fevkalade çetin bir iş. Samim Akgönül’ün türkçede yayımlanan çalışması ülkemizdeki bu kara deliği layıkıyla doldurma çabasının son ürünü. Türkiyeliler azınlıklarını yeni keşfediyorlar. Yurtdışında kendilerinin azınlık olduklarının ise hiç farkında değiller. Toplumun azınlıklara genel bakışı küfür, hakaret ve « yabancı » seviyelerini daha pek aşabilmiş değil. Önümüzdeki uzun bilgilenme ve bilinçlenme sürecine sunulan önemli bir katkı Akgönül’ün çalışması.

Dr. Cengiz AKTAR

Azınlık meselesi, son yirmi yıldır Türkiye kamuoyunun ve sosyal bilimcilerinin önemli gündem maddelerinden birine oluşturuyor. Ancak, elde ne var diyecek olursak,  gazete ve dergi yazılarından öteye, kalıcı fazla bir çalışma olmadığını da görüyoruz. Çünkü, bu konuyu bir moda olarak görmeyip, yıllarını verenlerin sayısı çok az. Samim Akgönül bunlardan biri. Hem teoriye hem Avrupa’daki gelişmelere hakim. Türkiye’yi de günü gününe izlemiş.

Doç. Dr. Elçin MACAR

 
Poster un commentaire

Publié par le novembre 12, 2011 dans Nouvelles Publications

 

Étiquettes : , , , , , , , , , , , , , , ,

Semih Vaner

SEMİH VANER ANISINA
Avrupa Birliği, Demokrasi ve Laiklik

Hazırlayanlar: Haldun Gülalp, Cengiz Çağla

Yayına Hazırlayan: Semih Sökmen, Savaş Kılıç
Katkıda Bulunan: Baskın Oran, Levent Ünsaldı, Hamit Bozarslan, Cengiz Çağla, Deniz Akagül, Faruk Bilici, Etienne Copeaux, Ali Kazancıgil, Samim Akgönül, Jean Marcou, Haldun Gülalp, Deniz Vardar
Kapak Tasarımı: Emine Bora

Kitabın Baskıları:
İlk Basım: Mayıs 2010
Değerli yazarımız, sosyal bilimci ve araştırmacı Semih Vaner’i 2008 yılında kaybettik. Kendisi Fransız Ulusal Siyaset Bilimi Vakfı’na bağlı Uluslararası Araştırmalar Merkezi (CERI) öğretim üyesi ve araştırma yöneticisi, kurucusu olduğu Doğu Akdeniz ve Türkiye-İran Dünyası Çalışmaları Derneği (AFEMOTI) başkanı ve bu derneğin yayımladığı CEMOTI dergisinin kurucu editörüydü.
Ölümünün ardından Semih Vaner’in anısına dostları tarafından tasarlanan bu armağan kitap, Vaner’i hatırlama ve onu gelecek kuşaklara aktarma amacıyla yaşamı, çalışmaları ve eserlerini içeren kapsamlı bir incelemeyle açılıyor. Vaner’in ilgi alanının odak noktalarını oluşturan Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri, demokrasi ve laiklik temaları çevresinde arkadaşlarının son dönem yazılarına yer veriliyor.

İÇİNDEKİLER
Sunuş: Semih Vaner Anısına
Cengiz Çağla ve Haldun Gülalp
« Hoca’yı Yazmak »: Semih Vaner’in Çalışmaları
Meslek Yaşamı ve Eserleri
Kaynakça
Levent Ünsaldı
1 Türkiye, Avrupa Birliği ya da « Belirsizliği » Tartışmak
Hamit Bozarslan
2 Avrupa’da Vatan Kavramı Üstüne Düşünceler
Cengiz Çağla
3 Avrupa Birliği’nin Siyasal İcat Sürecinde
« AB Yurttaşlığı » Sorunu ve Türkiye Sınırı
Deniz Vardar
4 Fransa’daki Tartışmalarda Avrupa Birliği’nin
Jeostratejik Geleceği ve Türkiye’nin Tam Üyeliği
Deniz Akagül
5 Fransa’da ve Türkiye’de Üniter Devlet Sorunu
Baskın Oran
6 Karadeniz’in Türkiye Kıyılarında Yunan Dili ve Kültürünün Kalıntıları
Faruk Bilici
7 Kıbrıs: Bugünü Anlamak İçin Tarihçi Perspektifinden Bir Bakış
Etienne Copeaux
8 Alaturka Laiklik: Devletin Din ve Etnik Milliyetçilik ile Bulanık İlişkileri
Ali Kazancıgil
9 Fransa’da ve Türkiye’de Laiklik: Kavramlar, Sözcükler, Uygulamalar
Samim Akgönül
10 Fransa’da ve Türkiye’de Laikliğin Güncel Dönüşümleri
Jean Marcou
11 AİHM Kararları Işığında, Türkiye ve Fransa’da Laiklik
Haldun Gülalp
 
Poster un commentaire

Publié par le mai 21, 2010 dans Nouvelles Publications

 

Étiquettes : , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

 
%d blogueurs aiment cette page :