RSS

Archives de Tag: HDP

Turkey’s Choice: From de facto presidential regime to de jure authoritarian regime

Turkey’s Choice: From de facto presidential regime to de jure authoritarian regime

Samim Akgönül

Bridging Europe

 (November 4, 2015) 

8192826

After November polls, Turkey undeniably enters into a new era. This will have an effect on Turkey’s future, its surrounding neighborhood and Europe as well. Besides accusations on electoral frauds and a flagrant unfairness on the campaign side, Turkey’s choice is very different from that of June 7th. During these months, the country counted more than 1000 deaths. ​​

Important feature on this second round is that there were 356,282 more voters (i.e. 56,608,817 in June compared to 56,965,099 in November) and that voter turnout was slightly higher (83,92% in June compared to 84,58% in November). AKP increased its support by 8,54% whereas MHP lost 4,36%.
photo__7_
AKP’s triple strategy

AKP’s political strategy in November polls has paid off. Since June 8, just after the first round, the ruling party defined its new goals that led to such a resounding win:

  1. To keep the power at any cost. Sharing it and/or accepting another party’s influence on the state apparatus (e.g. justice, media) was seen by AKP leadership as an enormous risk due to the tremendous corruption cases looming ahead, coupled with severe accusations on war crimes in Syria and support of ISIL. Thanks to the nationalists of MHP, this strategy was successful as a possible coalition between AKP and MHP could not be reached. Therefore, AKP kept the power even if it had not outright majority;
  2. To develop an ultra-nationalist and ultra-Islamist discourse towards binding nationalist voters. The warlike rhetoric largely contributed to that. Many MHP voters turned to AKP this time, thus pushing MHP out of central Anatolia, its traditional fiefdom;
  3. To nourish a belligerent rhetoric and criminalize HDP as the political branch of PKK. AKP succeeded on that because PKK played very well its role responding to the state violence with violence, creating uncertainty in the West and urging conservative Kurds to come back to AKP.

Surprisingly, AKP achieved to get endorsed by supporters of smaller parties, a fact that unveiled the degree of polarization in the political landscape. Although AKP’s landslide was unexpected for the party itself and its political opponents, this broad support might finally be poisonous for AKP due to the following reasons:

Publicités
 
Poster un commentaire

Publié par le novembre 5, 2015 dans Media, News

 

Étiquettes : , , , , , , , ,

Turquie : HDP, le Syriza turc, pourrait créer la surprise aux législatives

Turquie : HDP, le Syriza turc, pourrait créer la surprise aux législatives

Par Pierre Magnan | Publié le 05/06/2015

FRANCETV INFO

 

Capture d’écran 2015-06-05 à 15.38.55

Aux législatives turques du 7 juin 2015, un nouveau parti sort du lot, le HDP, né d’un ancien parti pro-kurde. Le Parti démocratique des peuples (HDP) est une sorte de Syriza à la mode turque dépassant les anciens clivages de la vie politique locale. Il se veut représentant de toute la société, et notamment de ses minorités sociales, religieuses, ethniques et même sexuelles.

«L’un des enjeux des élections législatives est de savoir si le Parti démocratique des peuples (HDP) dépassera le seuil électoral des 10 % ou non», affirme le politologue Ahmet Insel qui précise qu’en franchissant cette barre, le HDP priverait l’AKP d’Erdogan d’un grand nombre de sièges. Le HDP est né d’un parti kurde, mais a élargi son discours et ses ambitions politiques. Il entend rassembler «des voix de l’est et de l’ouest du pays», note, dans Le Figaro, Samin Akgönül, chercheur au CNRS spécialiste de la Turquie.

Démocratie directe, réformes sociales, égalité des droits, autonomie locale, justice, écologie, tels sont les slogans de ce parti qui a réussi à s’imposer sur la scène politique turque. «A l’opposé de l’ultralibéralisme et de l’islamisme de l’AKP, mais aussi à l’opposé du nationalisme, point commun de tous les partis politiques en jeu», précise Samim Akgönül.

A sa tête, Selehattin Demirtas a obtenu 9% des voix lors de la présidentielle de 2014. Il a sorti son parti de la seule revendication kurde. Avec son physique qui n’est pas sans rappeler celui du premier ministre grec Alexis Tsipras, Selehattin Demirtas, 42 ans, a réussi à incarner le parti et son discours qui s’adresse à tous les habitants du pays, dépassant très largement la question kurde. Résultat, le parti a parmi ses candidats des Kurdes, des Arméniens, des alévis, une yazidie ou un homosexuel… Pas étonnant du coup que le HDP ait reçu de nombreux soutiens, allant de partis d’extrème-gauche à des communautés kurdes conservatrices.

LIRE L’ARTICLE

 
Poster un commentaire

Publié par le juin 5, 2015 dans Media

 

Étiquettes : , , , , , ,

« Les Kurdes d’Istanbul seront faiseurs de roi »

« Les Kurdes d’Istanbul seront faiseurs de roi »

Tribune de Genève

4 juin 2015

Capture d’écran 2015-06-05 à 08.53.42

 
Poster un commentaire

Publié par le juin 5, 2015 dans Media, News

 

Étiquettes : , , , , ,

Turquie : entretien avec Samim Akgönül – ARTE

Turquie : entretien avec Samim Akgönül 

ARTE THEMA 2 juin 2015

 
Poster un commentaire

Publié par le juin 3, 2015 dans Media

 

Étiquettes : , , , , , , , , , , ,

Strasbourg’da seçim gözlemleri

Strasbourg’da seçim gözlemleri

 

Samim Akgönül

url

 

 

15 Mayıs 2015 sabahı Strasbourg Başkonsolosluğunda, 7 Haziran Genel Seçimleri için oy kullandım. Birebir izlenimlerimi iletmeden önce Strasbourg seçmen kitlesini tanıtmam gerek ki bu öznel izlenimlerin bir anlamı olsun.

 

Strazburg başkonsolosluğunun bulunduğu bölge, Fransa genelinde Türkiye kökenlilerin en yoğun olduğu Alsace Lorraine bölgesi. Bu yoğunluğun da ötesinde Strasbourg’un öne çıkan iki özelliği daha var. Avrupa kurumlarının başkentlerinden ve Tükiye’nin kurucu üyesi olduğu Avrupa Konseyi’nin merkezi ve daha da önemlisi Türkiye kökenli bütün siyasi akımların güçlü ve etkin olduğu bir şehir: Strasbourg Köln’le birlikte Milli Görüş’ün Avrupa’daki tarihi merkezi (Eyüp Sultan Cami). AKP yandaşı en önemli Avrupa yapılanması COJEP’in Merkezi. Hizmet hareketinin bir okul ile, Diyanet’in bir İlahiyat fakültesi ile etkili olduğu bir şehir. Ayrıca şehirde Üniversite ve Avrupa kurumları çevresinde CHP’nin yadsınamaz bir varlığı var. Gene Strasbourg’da iki Süleymancı derneği, bir Nakşibendi dergahı mevcut. Ülkücü hareketin bir derneği ve camisi,

 

Alevilerin en önemli oluşumu Fédération Union des Alévis en France Strasbourg’da çok aktif. 2008’de Alevi dernekleri Federasyonu Strasbourg’da çok önemli tarihi bir buluşma gerçekleştirdi. 7000 kişinin katılımı ile “Aşk Ola” gecesi ünlü Zenith salonunda düzenlendi Kürtler de çok aktifler, 3 senedir Avrupa Konseyi önünde Abdullah Öcalan’ın tecridine son verilmesi için oturma eylemi yapıyorlar. Ondan da öte özellikle gençlerde HDP sempatisi oldukça güçlü. Partizanları ve diğer sol oluşumları saymıyorum bile. Ayrıca benim de hocalık yaptığım Türk Etüdleri Bölümü tam bir küçük Türkiye. Her kimliksel kökenden gençler var. Çoğu ilk defa oy kullanacaklar.

 

Görülebileceği gibi Strasbourg bir laboratuvar ve Türkiye’deki kimliksel ve siyasi kırılmaların daha da keskinleştiği bir kent. Bu kentte son Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oyların %74’ünü Recep Tayyip Erdoğan %17,5’uğunu Ekmeleddin İhsanoğlu ve %8,5’uğunu Selahattin Demirtaş aldı (Bakınız aşağıdaki tablo) ancak katılım çok düşüktü (tahminen %15 civarında) zira randevu sistemi ile uzak bir salonda yapılan seçimlere rağbet olmadı.

 

Strazburg

Bu seçimlerde 3 hafta boyunca Konsolosluğun küçük ve köhne binasında randevusuz sadece TC kimlik numarası ile yapılacağı duyuruldu. (Yarın yılan hikayesine dönen Daimi temsilcilik ve Konsolosluk binasının temel atma töreni var. Son derece iddialı bu bina bittiğinde yani aşağı yukarı 3 sene sonra Konsolosluk bu artık ihtiyaca cevap veremeyen binasından kurtulacak) Ben de yukarıda yazdığım gibi bu sabah oy vermeye gittim. İzlenimlerim aşağıdadır.

 

 

  • 15’de gittiğimde konsolosluğun dışında 3 kere kıvrılan bir kuyruk buldum. Açılış saati olduğunu düşünüp beklemedim.
  • 30’da geri geldiğimde kuyruk çok daha fazla uzamıştı. Şaşkınlığımı atlatıp kuyruğa girdim ve beklemeye başladım. Bir buçuk saatlik bir beklemeden sonra oyumu 12’ye doğru kullanabildim. Birçok seçmen beklemeden kuyruktan ayrıldı.
  • Kuyrukta gördüğüm ve duyduğum kadarıyla AKP ve MHP seçmeni ezici bir çoğunluktaydı.
  • Ancak HDP çok iyi çalışmış, HDP seçmeni de azımsanamayacak kadar o kuyruktaydı.
  • Bir kıvrılmada yan yana düştüğüm Milli Görüş topluluğu (başka konuşmalarından anladım) “çok şımarttık bu adamı tepemize çıktı. Biraz burnunu sürtmek lazım” dedi.
  • Civar şehirlerden konvoylar halinde camiler ve derneklerden gelenler olduğunu öğrendim. Dün Nancy’den 40 arabalık bir konvoy gelmiş. Ayrıca otobüslerle toplu olarak gelen dernekler de varmış.
  • Dışarıda yanımda bağıra bağıra telefonla konuşan Yüksek Seçim Kurulu görevlisi herkesle kafa tokuşturdu ve oy verme işleminin işi bilmeyen öğretmenler tarafından düzenlenmesinden çok şikayetçi oldu.
  • Kuyrukta sadece oy vermek için gelenler yoktu. Bütün işlemler için aynı kuyruğa giriliyordu. Pasaport askerlik vs için gelenler de saatlerce beklemek zorunda kaldılar.
  • Ancak bütün bu bekleme sürecinde hiçbir gerginliğe şahit olmadım. Herkes gayet neşeli idi.
  • Konsolosluğun içi tam bir mahşer yeriydi. Bütün kuyruklar birbirine girmişti.
  • 3 sandık konulmuştu. İkisi yukarı katta birisi zemin katta. Ben kalabalığı yararak birinci sandığa yaklaşabildim.
  • Sandık görevlileri MHP ve AKP’li idi ancak HDP de binada 3 gözlemci görevlendirmişti. CHP görevlilerini göremedim ya da fark etmedim.
  • Erkekler karıları ile oy kabinine girmek ya da onlara mührü nereye basmaları gerektiğini göstermek istiyorlardı. Sandık görevlileri her seferinde bu istekleri reddetti.
  • Sandık görevlilerinden öğrendiğim kadarıyla. Oy verme işlemi 19.00’da bittiğinde oylar sayıldı (Kaç oy verildiği sayıldı. Zarfları açmadan) ve torbalara doldurulup her partide bir anahtarının bulunduğu torbalara konuldu. Ancak muhalefet parti görevlileri Bern’deki anahtar skandalından çok etkilenmişler. Kimse kimseye zerre kadar güvenmiyor.
  • Oy verme işlemi Pazar dahil hafta sonları da devam edecek. Daha sonra mühürlü torbalar Ankara’ya nakledilecek ve orada sayılacaklar. Kanımca bu, oyunu izleyebilme ilkesine aykırı.

 

 

 
Poster un commentaire

Publié par le mai 15, 2015 dans News

 

Étiquettes : , , , , ,

Seçim sonrası ihtimaller

Seçim sonrası ihtimaller

Samim Akgönül

Cumhuriyet

15 Mayıs 2015

 Capture d’écran 2015-05-15 à 13.59.36

7 Haziran’da yapılacak genel seçimlerde adil bir seçim ortamı yaratılır, çeşitli iktidar provokasyonları olmazsa seçim ve ötesinde bizi birkaç ihtimal bekliyor olacak.

Sekiz Haziran’da ne olabilir? Küçük bir beyin jimnastiği yapalım beraber.

HDP baraj altında ise
1. HDP baraj altında kalır, AKP 276 milletvekilini aşar ve tek başına iktidar olur. Bunun için yüzde 41-44 bandında kalması yetecektir.
Zira HDP baraj altında kalırsa ve MHP’nin yüzde 17-18 oy oranı olduğu düşünülürse dağılım aşağı yukarı söyle olur:
AKP 280-320 milletvekili (yüzde 41-44) CHP 140-160 milletvekili (yüzde 27-30) ve MHP 90-100 milletvekili (yüzde 17- 20).
Bu durumda toplumsal muhalefet Meclis dışı kalır.
Elbette bu HDP’nin sonu demek değildir. Bütün seçmenler bu durumun “normal” olmadığını anlamış durumda.
Kimsenin fazla sevineceğini düşünmüyorum. Meclis’te 3 oluşum kalır:
a) İslamcı ve İslam-Türk sentezcilerinin (ve sıfır ideoloji oportünistlerin) öbeklendiği, liberalleri, Hizmet’i ve kurucu kadrosunu tasfiye etmiş, varını yoğunu Erdoğan’a adamış paranoyak ve mikro otoriter bir AKP.
b) İçindeki sivri ulusalcıları tasfiye edebilmiş ancak hâlâ kemikleşmiş devletçi ve merkeziyetçi altyapıyı dönüştürememiş bir CHP. Ancak CHP’nin önseçim, hümanist söylem, Kürt politikasındaki yumuşama gibi konularda bir mutasyona uğradığını da göz ardı etmemek gerek. Avrupa Yerel Yönetimler ve Özerklik Şartı’na çekincelerin kaldırılıp uygulanacağı vaadi çok mühim.
c) MHP’nin iki yönü var. Birincisi şimdiye kadar ülkücüleri sokaktan uzak tutmakla övünen ekip bir reddi miras sürecine girdi. İkincisi özellikle BBP’nin Muhsin Yazıcıoğlu’ndan sonra erimesi ve İslamileşmesi MHP’yi ilginç bir biçimde merkeze çekti.

HDP barajı geçerse
2. HDP barajı geçer ve Meclis’e 55-65 civarı milletvekili ile girer. Bu durumda eğer CHP ve MHP kendilerine yakıştırılan milletvekili sayısını çıkarabilirlerse AKP 276’yı bulamaz ve bir koalisyon hükümeti ihtimali doğar. (İhtimal diyorum zira salt çoğunluğa bir iki milletvekili gerekiyorsa bu başka partiden transferlerle yapılabilir).
a) Hükümetlerin en doğal olanı İslam-Türk sentezcilerle Türk-İslam sentezcilerini birleştiren AKP-MHP koalisyonu olur. Özellikle her zaman olduğu gibi AKP seçim öncesi milliyetçi propagandaya hız verirse böyle bir koalisyon gayet anlaşılır olur. Bu durumda CHP ve HDP muhalefette kalacağı gibi “çözüm süreci” de bir müddet rafa kaldırılır. Ancak şunu da eklemek gerek. Bu süreç artık dönüşü olmayan bir noktaya geldi ve Türkiye’deki rejim dönüşümü (merkezden çepere, tersi değil) artık kaçınılmaz. Yani çözüm sürecinin MHP yüzünden yavaşlaması HDP’yi bitirmez, tam aksine ana muhalefete taşır.
b) Fakat başka bir parametre var, o da hem yerel seçimlerde hem de Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde CHP ve MHP’nin işbirliği yapmış olması. Eğer MHP, AKP ile koalisyona yanaşmazsa ve sayı tutarsa (ki çok zor görünüyor) bir CHP-MHP koalisyonu olanaksız değil. Böyle bir senaryo kanımca AKP’yi içeriden patlatır. Zira hem yolsuzluk dosyaları hem de siyaseten dolan hınç AKP’lileri iktidarın ve biraz rahatlayacak olacak bürokrasi ve yargının hedefi haline getirir. Bu durumda da AKP kendi iç temizliği ile meşgul olacağından ana muhalefet partisi görevi gene HDP’ye kalır.

MAKLENIN DEVAMI

 
Poster un commentaire

Publié par le mai 15, 2015 dans Media

 

Étiquettes : , , , , , , ,

L’élection présidentielle, les Kurdes et l’avenir de la démocratie en Turquie

L’élection présidentielle, les Kurdes et l’avenir de la démocratie en Turquie

 

Orient XXI > Magazine > Samim Akgönül > 8 août 2014
arton653-resp560

La première élection présidentielle de Turquie au suffrage universel, dont le premier tour aura lieu le 10 août, fonctionne comme papier de tournesol, cet outil des chimistes qui révèle les substances basiques ou acides. Les démons séculaires de la Turquie réapparaissent, s’aiguisent, s’affublent de nouveaux habits. Il y a particulièrement deux fractures dans les fondations de cette société. La première est religieuse, entre musulmans et non-musulmans, entre sunnites et alévis, entre islamistes et séculiers.

La deuxième est ethnique, entre Turcs et Kurdes. Ces derniers forment la plus grande minorité ethnolinguistique du pays, autochtone qui plus est, contrairement à d’autres composantes musulmanes du pays comme les réfugiés du XIXè siècle des Balkans et du Caucase. Inutile de dire que la communauté kurde n’est pas reconnue comme une minorité, ni ne possède des droits spécifiques.

LIRE LA SUITE

 
Poster un commentaire

Publié par le août 8, 2014 dans Media

 

Étiquettes : , , , , , ,

 
%d blogueurs aiment cette page :