RSS

Archives de Tag: charlie hebdo

Charlie Hebdo Maçka Parkı Forumu’nda

Charlie Hebdo Maçka Parkı Forumu’nda

maçka forum

Publicités
 
Poster un commentaire

Publié par le février 24, 2015 dans News

 

Étiquettes : , ,

Akgönül: Turkish leaders indirectly justify Paris attacks

Akgönül: Turkish leaders indirectly justify Paris attacks

Sunday’s Zaman, 18.01.2015

Yonca Poyraz Dogan

IMG_2094

Turkish leaders have not been wise in their use of the argument of Islamophobia both as a reason for and possible consequence of recent attacks in Paris, because as a result, they have put themselves in a position where they are indirectly justifying the attacks, according to this week’s guest for Monday Talk.

“I could understand the use of this concept if Turkish officials had used it to underline the class problems, economic discrimination and social exclusion of Muslims in France. But that is not the case. They use the concept to condemn criticism of Islam, and consequently, they indirectly justify these attacks,” said Samim Akgönül, a political scientist and historian teaching at Strasbourg University’s International Relations and Turkish Studies Department, in France.

President Recep Tayyip Erdoğan has lashed out at French satirical magazine Charlie Hebdo for its « provocative » publications about Islam, saying the weekly paper incites hatred and racism.

A total of 17 people, including journalists and police officers, died on Jan. 7 in the assault on the magazine’s office in Paris and in a bloody hostage situation at a kosher supermarket two days later.

In solidarity with Charlie Hebdo, the Turkish Cumhuriyet daily published a four-page pull-out, translated into Turkish, that included some Charlie Hebdo cartoons. The paper chose not to publish a cartoon that was on the cover of Charlie Hebdo depicting Prophet Muhammad, but two writers put the cartoon in their columns. That prompted prosecutors to open an investigation into those commentators.

Leaders from Pakistan and Turkey joined Afghanistan’s Taliban militant group in condemning Charlie Hebdo’s decision to caricature Prophet Muhammad on its first magazine cover after the terrorist attack. “If someone is printing a cartoon insulting the prophet, that is [considered] a provocation,” Prime Minister Ahmet Davutoğlu said.

Today’s Zaman asked Akgönül what Charlie Hebdo represents and what the attack on it means for France and Europe, and why the Turkish government’s approach to the issue is problematic considering that Turkey is a founding member of the Council of Europe (CoE).

Could you tell us about Charlie Hebdo? How would you describe its approach?

READ THE INTERVIEW

 
Poster un commentaire

Publié par le janvier 18, 2015 dans Media

 

Étiquettes : , , , ,

Charlie Hebdo saldırısının ardından…

Charlie Hebdo saldırısının ardından…

Milliyet

18 Ocak 2015

Güliz Arslan

 

charlie-hebdo-saldirisinin-ardindan--5203562

 

Fransa’nın ünlü siyasi hiciv dergisi Charlie Hebdo’ya yapılan silahlı saldırının üstünden 11 gün geçti. Bu sürede yaşanan gelişmeleri Prof. Dr. Murat Belge ve Prof. Dr. Samim Akgönül değerlendirdi

 

Charlie Hebdo saldırısının başta 12 kişinin hayatını kaybetmesi olmak üzere pek çok vahim sonucu var. Bunların her biri derin bir inceleme gerektiriyor. Saldırının yaşandığı 7 Ocak tarihinden bugüne pek başka bir şey de konuşulmadı zaten. Daha da konuşulacak şüphesiz; üzerine yazılar, kitaplar yazılacak, kim bilir belki hakkında filmler yapılacak. Bu katliam, yıllar sonra bugünleri anlatırken kullandığımız referans noktalarından biri olacak.
Yaşananlara kısa bir süre geçtikten sonra bakınca görünenleri Türkiye’nin önde gelen iki akademisyenine sorduk. Cumhuriyet Yürüyüşü’nü, yürüyüşe katılan liderlere yönelik eleştirileri, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun yürüyüşe kararını, yürüyüş sırasında arkalarda kalması ve Fransa Cumhurbaşkanı Françoise Hollande’ın yakın davranmaması üzerine yapılan yorumları değerlendirdiler. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya yönelik “Hangi yüzle gitti?” tepkisini, konunun
iç politika malzemesine evrilmesini, Cumhuriyet gazetesinin, derginin yeni sayısından karikatürler yayımlama kararını, matbaanın basılmasın ve açılan soruşturmayı yorumladılar. “Bundan sonra ne olacak?” ve “Yaşananlar sizi korkutuyor mu?” sorularına yanıt verdiler.

“Herkes gayet doğru bir noktada durduğunu düşünerek birbirini boğazlayacak, sürecin mantığı bu”

Prof. Dr. Murat Belge (İstanbul Bilgi Üniversitesi)

*Müslüman ülkelerde veya Müslüman azınlıkların kalabalık olduğu yerlerde dünyanın gidişine öfkeyle bakan, hakkının yendiğini düşünen kesimler ve bunu teşvik eden odaklar var. Humeyni’nin Salman Rüşdi’nin öldürülmesine dair fetva verdiğinde de yazmıştım; Humeyni gibi, El Kaide gibi İslam adına konuşma hakkını kendisinde görenler Müslüman dünya ile onun dışında kalan dünya arasındaki alışveriş, özellikle de kültürel alışveriş kanallarını kapatma eğiliminde.

*Batı’da yükselen bir İslam düşmanlığı var. Öteden beri emperyalizmi, kendinden saymadığı  dünyayı adam yerine koymama gibi eğilimler yaygın zaten. Bu iki akım birbirini besliyor. Böyle bir olay olduğunda Marie Le Pen (Fransa’da Ulusal Cephe Partisi’nin lideri) doğrulanmış oluyor. Onun bundan sonra söyleyeceği şeyler de İslami cephede benzer formasyonda olanları doğrulayacak. Herkes gayet doğru bir noktada durduğunu düşünerek birbirini boğazlayacak. Sürecin mantığı bu.

“Türkiye toplumunda garip bir şey var; kendinden başka bir şeyle ilgilenemiyor. Ne olursa olsun, onu önce kendisine tercüme edecek”

*Türkiye toplumunda garip bir şey var; kendinden başka bir şeyle ilgilenemiyor. Ne olursa olsun, onu önce kendisine tercüme edecek. Davutoğlu gitti, yürüdü. Bu doğru bir karardı. MHP’nin başkanı kalkıp “Netanyahu’nun olduğu yürüyüşte sen ne arıyorsun?” diyerek işi bir iç politika malzemesi haline getirdi. Verilen cevap da; “Netanyahu’ya mı bırakacaktık?” Şurada insanlar ölmüş, biraz ondan bahsedin…

“Batı’ya laf çakmak için kullanılıyor”

*“Nijerya’da da 2 bin kişi öldürülmüş, Batı’nın laf ettiği yok” denmesi de tuhaf. Nijerya’da bu ilk defa olmuyor. Boko Haram kızları kaçırdığında Türkiye’deki Müslümanların “İslam adına niye böyle şeyler yapılıyor?” diye bir tartışma başlattıklarına rastlamadım. Şimdi Batı’ya laf çakmak için bir vesile olarak kullanılıyor. Her şey bizim kendi tartışmamızı yürütmemiz ve haklı görünmemiz için araç haline geliyor.

*Cumhuriyet’in karikatürleri yayımlama kararı kınanacak bir karar değil. Bunu oldukça duyarlı bir şekilde yaptıklarını tahmin ediyorum. Hakaret sayılabilecek şeyleri elemişlerdir. Matbaaya polisin gitmesini de doğru bulmadığımı söyleyebilirim.

*Kuran’ı birkaç çeviriden okudum. Onu da tartışmaya başladığın zaman “Senin okuduğunun çevirisi yanlıştır” diye ortalık bulanıyor. Kuran’da suret yapmayın deniyor. Tek tanrıcılığın başından beri mücadele ettiği putperestlik nedeniyle. Hz. Muhammed’in resmini yapmayın diye bir şey yok ama belli bir formasyon içinden dünyaya bakan Müslümanlar elbette yapmazlar. Resmini yapmaya kalkışan kimse Hz. Muhammed’de olması gereken güzellikleri o resme koyamaz. Bunun gibi kaygılarda var. Hz. Muhammed, Müslüman inancına göre ilahi düzeyle insani düzey arasındaki bağlantıyı sağlayan adam. Hıristiyanlara göre bunu yapan İsa. İsa’ya zaten Allah diyorlar, Allah’ın oğlu diyorlar. Bir yanda Müslümanların Hıristiyanları eleştirirken “Allah’ın oğlu denir mi, böyle saçma inanç olur mu?” demeleri, bir yandan da onunla yarışa girmeleri, Noel’e karşı Kutlu Doğum Haftası’nı çıkarmaları…

*Bu olaydan sonra özellikle bir duygusal süreçten geçmedim. Alıştık. 11 Eylül’ü de yaşadık. İnsan nasır tutuyor bir süre sonra. Keyifsizliğime bir yenisi eklenmiş oldu, öyle bir şey.

“Bütün kutsallıklar gibi İslam’ın tabuları da Fransa’da eleştirilmeye devam edecektir”

Prof. Dr. Samim Akgönül (Strasbourg Üniversitesi)

*Bu saldırı elbette bir dönüm noktası. Hem Batı için hem Müslüman ülkeler için hem de Fransa’da yaşayan Müslüman azınlıklar için… İlk heyecan geçtikten sonra üç konuda tartışmalar yaşanacaktır. Birincisi; olayın toplumsal ve dinsel sebepleri. Avrupa Müslümanlarının bir kısmının Radikalleşme süreci daha fazla irdelenmeli ve deradikalizasyon politikaları acilen uygulanmalı. İkinci olarak; saldırının gerçekleştirilme koşulları çok tartışılacaktır. Güvenlik-özgürlükler denklemi zor bir dengede. İlk talep özgürlükler kısıtlansa da güvenlik önlemlerinin artırılması olacaktır muhakkak. Üçüncüsü; olayın yaratacağı toplumsal ve siyasal sonuçlar. Unutulmaması gereken şu; saldırının ilk kurbanları elbette cinayete kurban giden insanlar. Ancak Avrupa’daki Müslüman azınlıklarda kurban olabilirler.

“Paris’teki yürüyüş  hem bir toplumsal refleks hem de siyasal bir şovdu”

*Paris’teki yürüyüş hem Hrant Dink cinayetinden sonra olduğu gibi bir toplumsal refleks hem de siyasal bir şovdu. İlk iki sıradaki politikacılar birçok Fransızı derinden rahatsız etti. Politikacılar topluluğu ile diğer 100 binleri ayrı ayrı değerlendirmek gerek. Ayrıca birçok taşra kentinde spontane ve herhangi bir siyasal akımın sahiplenmesine kapalı, rekor düzeyde katılımın olduğu yürüyüşler yapıldı. Beni şimdilik iyimserliğe yönelten bir durum da bu gösterilerde atılan sloganların hepsinin pozitif sloganlar olmasıydı. O yürüyüş fotoğrafında olmayı hak etmeyenler olduğu kesin. Ancak gösteriler hiçbir olay ve taşkınlık olmadan tamamlandı.

“Toplumsal tepkiler yapay biçimde ayrışmış”

*Davutoğlu’nun yürüyüşe katılma kararı çok yerindeydi. Ve Türkiye’deki genel toplumsal histeri ve seçmenin kısmen AKP politikaları aracılığı ile şaşırtıcı bir biçimde bağnazlaşmış olması göz önünde bulundurulduğunda, cesaret isteyen bir karar ayrıca… Bu katılım dışarıda “terörü lanetleme” içeride “Müslümanları koruma” olarak sunulacaktır.

*Davutoğlu’nun yürüyüşte arkalarda kalması üzerine yapılan yorumlara fazla takılmamak gerek. Türkiye’de toplumsal tepkiler yapay bir biçimde ayrışmış durumda. Bir taraf için AKP ne yaparsa yapsın iyidir. Diğer bir taraf için ise herhangi bir AKP liderinden gelen her şey kötüdür. Bu çok sağlıksız bir durum.

*Erdoğan, Netanyahu için “Hangi yüzle gitti anlamakta zorlanıyorum” dedi. Bilmiyorum kendisi aynı sebepten mi katılmadı? Sonuçta Türkiye’nin devlet başkanı Sayın Erdoğan’dır. Burada iç politikaya mesaj var elbette. Aynı zamanda da Sayın Davutoğlu’nun katılımını meşrulaştırma çabası…

“Kızdım ama bu yüzden elime silah almıyorum”

*Türkiye’de iki tip tepki var. Birincisi; suçluluk duygusu. Yetkililer IŞİD’in ve dolayısıyla şiddet yanlısı radikal İslam’ın palazlanmasında direkt ya da endirekt etkileri olduğunu biliyorlar ve bunu Batılı ortaklarının bildiklerinide biliyorlar. İkincisi
haklı bir korkunun, yani bu saldırıdan sonra Avrupa’da Müslüman toplulukların hedef haline gelmeleri endişesinin kullanılıp gene Müslüman dünyasının liderliğine soyunma tepkisi. Ancak kimsenin hakkını yemeyelim. Toplum içinde saldırıya samimi tepki verenlerde var.

*İslamofobi bir can simidi haline geldi ve artık Müslüman bireyleri korumak için değil, İslam’ın dogmalarının eleştiri ve hiciv konusu yapılmasını engellemek için kullanılıyor. Bundan sonra da bütün kutsallıklar gibi İslam’ın tabuları da Fransa’da eleştirilmeye, hiciv konusu edilmeye devam edecektir. Buna bir nevi “ergen tepkisi” vermek Müslüman azınlıkları tehlikeye atıyor ve “Müslümanofobiyi” tetikliyor. Ancak ben Fransa solundan ve insan hakları savunucularından bir refleks de bekliyorum. Bu saldırı yeni bir toplumsal kontratın başlangıç noktasını da oluşturabilir.

*Cumhuriyet’in karikatürlerin bir kısmını yayımlama kararı çok cesur, takdir edilecek bir karar. Eğer bu karikatür ve yazıları Fransızların görmeye hakkı varsa neden Türklerin de görmeye hakkı olmasın? Çocuk mu Türkler? Kutsal değerlerinden emin olanlar bu tip şeylerden etkilenmezler, gülüp geçerler ya da görmezler.

*Charlie Hebdo saldırısını duyduğumda üzüntü ve kızgınlık hissettim, hâlâ hissediyorum. Ancak elbette bu duygularımı ifade etmek için elime silah alıp kimseye saldırmıyorum. Korku hissetmedim, Türkiye’de ve Fransa’da diğer otoriteye ve dogmalara muhalif insanların da korku hissettiklerini
sanmıyorum.

 
Poster un commentaire

Publié par le janvier 18, 2015 dans Media

 

Étiquettes : , , , ,

Türkiye için dönüm noktası

Türkiye için dönüm noktası

ÖMÜR ŞAHİN KEYİF

Birgün,12.01.2015

 

Türkiye’nin “İslami terör, şiddet, bağnazlığın yükselişi konularında merkezi bir konumda” olduğunu söyleyen Prof. Dr. Akgönül, Charlie Hebdo saldırısının “ideolojik açıdan Türkiye için de bir dönüm noktası” olduğunu söylüyor

Capture d’écran 2015-01-12 à 15.52.19

Capture d’écran 2015-01-12 à 15.52.47

 
Poster un commentaire

Publié par le janvier 12, 2015 dans Media

 

Étiquettes : , , ,

Strasbourg Charlie Hebdo Yürüyüşü izlenimleri

Strasbourg Charlie Hebdo Yürüyüşü izlenimleri

11 Ocak 2015

Fotoğraf4994

 

  • Hava soğuk ve güneşliydi, yani gösteri için ideal koşullar vardı

  • Gösteride resmi verilere göre 40 000, organizatörlere göre 50 000 kişi yürüdü. Bu 300 000 nüfuslu bir şehir olan Strasbourg için bir rekor. En son 1996’da Front National karşıtı gösteride 30 000 kişi yürümüştü. Bugün Strasbourg için tarihi bir gün

  • Kortejin başı Kleber meydanından hareket edip nehri izleyerek bütün şehirde yürüyüp Kleber Meydanına geri döndüğünde kortejin sonu henüz meydanı terk edememişti.

Fotoğraf5004

  • Kalabalık yüzünden kortejin varış noktası iki kere değiştirildi

  • Bütün yürüyüş boyunca hiçbir parti flaması, bayrağı, sembolü yoktu. Siyasi temsilciler kortejin başında değil karışık halde ortasında yürüdüler.

  • Paris’teki yürüyüşe bazı liderlerin katılması büyük rahatsızlık uyandırdı

Fotoğraf5011

  • Yürüyüş boyunca çok az üniformalı polis vardı. Yürüyüşün güvenliği derneklerden gelen arkadaşlarımız tarafından sağlandı.

  • Yürüyüş boyunca ve sonunda, en azından ben meydanı terkedene kadar, hiçbir taşkınlık olmadı.

  • 40 000 kişi arasında en fazla 10-15 Fransa bayrağı gördüm, hepsi küçüktü. Sadece iki tane büyük Fransa bayrağı gördüm, birinin üzerinde Arapça « Ben Charlie’yim » yazıyordu, diğeri şehrin banliyölerinden gelen Arap ve Türk asıllı çocukların taşıdığı Fransa Futbol Federasyonu bayrağıydı!

Fotoğraf5017

  • Yürüyüş boyunca atılan sloganların hiçbiri birşeye « karşı » değildi, bütün sloganlar birşey «için »di. En çok duyulan sloganlar « Ben Charlie’yim » « hepimiz Charlie’yiz » ama en ençok da « özgürlük » oldu.

  • Herkes evde hazırladığı dövizleri taşıyordu « Ben Fransızım ve Charlie’yim, ben Türküm ve Charlie’yim, Ben Müslümanım ve Charlie’yim vs »

  • En çok ilgi çekeni « ben özgürüm ve Charlie’yim oldu »

Fotoğraf5002

  • Bir dövizde « Ben Yahudiyim, Polisim ve Fransayım yazıyordu » taşıyan kişi hiç rahatsız edilmeden yürüyüşü tamamladı. Gerginlik olmasından korkmadım değil.

Fotoğraf5036

  • Kortej birtakım Müslüman ülkelerin konsolosluklarının önünden geçerken herhangi bir protesto ya da yuhalama olmadı

  • Yürüyüş bittiğinde bir kaç kişi Fransız Ulusal Marşını söylemeye başladılar ancak bir iki dizeden sonra kimse katılmayınca sustular.

  • Gösteri bir dakikalık saygı duruşu ile tamamlandı, insanlar kalemlerini havaya kaldırdılar

Fotoğraf5042

  • 40-50 00 kişi yürüyüş sonunda dağıldı, ben eve yürüyerek dönerken kortejin sonu hala yürüyordu.

 Fotoğraf4996

 

Fotoğraf4998

 

Fotoğraf5021

 

Fotoğraf5041

 
Poster un commentaire

Publié par le janvier 11, 2015 dans News

 

Étiquettes : , , ,

Charlie Hebdo Fransa’dır

Charlie Hebdo Fransa’dır

Samim Akgönül

Cumhuriyet

10.01.2015

01

 

Bu saldırı çok önemli bir sembol. Nasıl Dünya Ticaret Merkezi, İslamcıların gözünde “kapitalist ve emperyalist” Amerika’yı temsil ediyorsa, “Charlie Hebdo” da dine (ama hiçbir dine) saygısı olmayan, her dogmanın eleştirilebileceğine, ti’ye alınabilmesi gerektiğine inanan Fransa’yı temsil ediyor.

`

Fransa’da yapılan saldırılar hem genelde Müslümanların büyük bir sorunu hem de Fransa’nın özel durumunun bir meyvesi. Sonuçlarına gelmeden bu iki çerçeveyi çizmek gerek. Genelden özele gidelim.
Müslümanların sorunu zira Müslüman toplumlar iki kutuplu dünyanın çökmesinden itibaren yakın tarihte görülmemiş bir bağnazlık ve dogmatiklik dönemine girdi. Bu duruma çözüm olarak geliştirilen “ılımlı İslam”, “İslamda reform” vs. gibi fikirler göreceli olarak iflas ettiler. Genel olarak bütün İslam dünyası gittikçe koyulaşan bir sofuluk sürecine girmiş durumda. Bu sofuluk hem İslamın derin ruhani yorumlarını ikinci plana atıp yüzeysel bir dindarlık ortaya çıkarıyor hem de kendilerinden, kimliklerinden ve hatta inançlarından emin olmayan bu yüzeysel İslamcılar her türlü eleştiriye tam bir “ergen tepkisi” verip bütün tartışmaları “İslamofobi” kilidi ile kapatmak istiyorlar. İslamofobi kavramı, Avrupa’da yaşayan Müslüman azınlıklara ait bireylerin ayrımcılığa uğramaları ile mücadeleden çok, İslamın kutsallarının tartışma dışı, eleştiri dışı, hiciv dışı bırakılmasına odaklı kullanılıyor. Bu, tam bir can simidi.

*

Müslüman dünyasının genel muhafazakârlığına, azınlıktaki Müslümanların özel durumlarını eklemek gerek. Azınlıklar çelişkili bir durumdadırlar hep. Bir taraftan kendilerini tehlikede hissettiklerinden tabularına daha bir kemikleşmiş bir biçimde sarılırlar. Diğer taraftan azınlık oldukları için ister istemez çoğunlukla etkileşim halindedirler. Bu etkileşimden sürekli yeni sorunlar, yeni sorular çıkar ve bu sorunlara cevap bulamayanlar radikalleşir, kendilerini toplumun çeperlerine koyar ve sık sık da çoğunluk tarafından marjinalleştirilirler. Bu hep iki taraflı bir oyundur.
Fransa’da 5 ila 6 milyon birey İslamla bir şekilde ilişkili. Hepsi inançlı olmasa da, önemli bir kısmı tamamen seküler olsa da aidiyet açısından hem çoğunluk tarafından “Müslüman” olarak algılanıyorlar hem de kendilerini böyle tanımlıyorlar. Zira gene 1990 sonrası dünyasında dinsel kimlik, sınıfsal kimliğin önüne geçmiş durumda. Kitleler sosyal kimliklerinden ziyade dinsel kimlikleri aracılığı ile çok daha kolay mobilize edilebiliyorlar. Sınıfsal ortaklığın yerini, kutsallıklar, semboller, davranış biçimleri alıyor. Böyle bir durumda hiçbir yerden hiçbir yere göç etmemiş, Fransa doğumlu Fransa’da büyüyüp sosyalleşmiş, Fransa vatandaşı Müslümanlar hâlâ “göçmen” yani gayrimeşru olarak görüldüklerinde rahatlıkla Müslüman dünyasındaki şekilciliği, hoşgörüsüzlüğü ithal edip, içinde yaşadıkları topluma nefretle bakabiliyorlar. Tek varoluş biçimi radikal İslam ve onun meşrulaştırdığı şiddet oluyor. Bu marjinalleşme sürecinin Müslüman cemaatinden de uzaklaşma olduğunun altını çizelim. Terör saldırılarında bulunan, şiddete eğilimli ya da Fransa dışında örneğin Suriye’de cihat savaşçılarına katılan bireylerin hemen hemen hepsi cemaatle, aileleriyle ve özellikle de camilerle ilişkilerini kesmiş insanlar. Toplumsal frenler ve çerçevelemenin azalmış olduğu ortamlarda, tabiri caiz ise kendi kendilerine küçük gruplar halinde, özellikle de sosyal medyayı kullanarak radikalleşiyorlar.

MAKALENIN DEVAMI

 
Poster un commentaire

Publié par le janvier 10, 2015 dans Media

 

Étiquettes : , , ,

‘Charlie Hebdo’ dergi saldırısının asıl sebebi

‘Charlie Hebdo’ dergi saldırısının asıl sebebi

RÖPORTAJ

Samim Akgönül

İNTERNETHABER.COM- ÖZLEM YILMAZ

Dün Paris’te Charlie Hebdo dergisine yapılan kanlı saldırının ardından yükselen ‘İslamofobi’ kavramı ne anlama geliyor? Prof. Dr. Samim Akgönül, dergi saldırısına ilişkin açıklamasında İslamofobi kavramının yanlış kullanıldığına dikkat çekti.

59248

NTERNETHABER.COM- ÖZLEM YILMAZ

Dün öğle saatlerinde Fransa’nın başkenti Paris’te gerçekleştirilen, ‘Charlie Hebdo’ dergisi ve karikatüristleri hedef alan kanlı saldırının sebeplerini açıklamak için, özellikle Batı medyasının sıklıkla kullandığı ve son zamanlarda Türkiye’de de sıklıkla zikredilen ‘İslamofobi’ kavramı, Charlie Hebdo saldırılarını ne kadar karşılıyor? Charlie Hebdo olayları, batı ve Türkiye medyasında yer aldığı gibi bir İslamofobi sonucu mudur?

Özellikle 11 Eylül’den sonra kendisine daha çok yer bulan ‘İslamofobi’ kavramı, « Fransa’nın Kuzey Afrika sömürgelerindeki Müslümanlara davranışını eleştirmek için 20. yy.’ın başında kullanılmaya başlanmış.*

İSLAMOFOBİ Mİ MÜSLÜMANOFOBİ Mİ?

Fakat bu kavrama ve Charlie Hebdo saldırısının sebebinin bu kavrama bağlanmasına şiddetle karşı çıkan Strasbourg Üniversitesi Türkiye Etüdleri Bölümü ve Uluslararası İlişkiler Enstitüsü öğretim üyesi Prof. Dr. Samim Akgönül, İslamofobi kavramının « popülist sağın ırkçı duruşuna ve nefret söylemine karşı geliştirilen entelektüel bir duruş » iken, « Müslüman toplumlarda kutsallıklara dokunulmaması için kullanılan bir kavram haline geldiğini »  ve bu yüzden artık iki değişik kelimenin kullanılması gerektiğini vurgulayarak ‘Müslümanofobi’ kavramını ortaya attı. 

samim-akgoul.jpeg« İSLAMOFOBİ BİR CAN SİMİDİ »

Tarihçi ve siyaset bilimci Akgönül, İslamofobi kavramının, muhafazakar ve İslamist rejimler için bir can simidi haline geldiğini, her türlü terör saldırısından bir ‘Müslüman’ nefreti çıkarmanın meşrulaştırıldığı bir ‘bahane-kavram’ haline getirildiğinin altını çizdi.

CHARLIE HEBDO SALDIRISI VE İSLAMOFOBİ

Charlie Hebdo saldırısında yaşamını yitiren karikatüristleri tanıyan Akgönül, özellikle Charb olarak bilinen Stephane Charbonnier ve ve Jean Cabut’ nün politize olmuş çizerler olduğunu ve Fransız kültürüne yaptıkları katkı ve duruşlarıyla çok önemli iki aydın olduğunu, uzun süredir tehdit aldıklarının bilindiğini, dolayısıyla böyle bir saldırının çok da sürpriz olmadığını ve büyük bir güvenlik açığının varolduğunu söyledi.

islamofobia.jpg

‘2015 HEM TÜRKİYE HEM DE FRANSA İÇİN ZOR BİR YIL’ MI OLACAK?

Akgönül, Fransa için 2015’in zor bir yıl olacağını, zira Türkiye’nin de Ermeni toplumuyla olan ilişkisinde kritik bir yıldönümü olan 2015 yılında Türkiye’ye güvenin de azalacağını ve oldukça çetin geçeceğinin sinyallerini verdi.

İşte Prof. Dr. Samim Akgönül’den ‘İslamofobi-Müslümanofobi’ kavramları tartışması ve ‘Charlie Hebdo’ saldırısıyla ilgili kritik açıklamalar:

-Charlie Hebdo saldırısından önce de, özellikle üzerinde durduğunuz bir kavram vardı; İslamofobi ve Müslümanofobi arasındaki fark, çizgiye özellikle vurgu yaptınız. İslamofobi kavramının bugünkü kullanımına ısrarla karşı çıktınız. İslamofobi ve Müslümanofobi arasındaki anlam farkları nedir? 

İslamofobi denilen şey gerçekten Müslümanlar ve özellikle muhafazakar ve İslamist rejimler için bir can simidi haline geldi. Şimdi her türlü şeyi İslamofobi’nin üzerine atmaya başladılar… Her şeyi İslamofobi’nin üzerine atarken de İslam’la ilgili yapılan bütün söylemleri, eleştirileri, hicivleri, alayı, konuşmayı, İslamofobi’nin içine atıp kriminalize ettiler. Bugünkü olayın temel sebebi budur başka bir şey değildir! Çünkü bu insanlar karikatür çizmiş olan insanlar… Yani bu insanlar herhangi bir Müslümanla karşı ırkçılık yapmış, ayrımcılık yapmış onlara iş vermemiş insanlar değil…

MÜSLÜMANOFOBİ KAVRAMININ ANLAMI

Benim söylemek istediğim şudur; eğer Müslümanofobi denen şey baş örtülü bir kadına iş vermemekse, Müslüman olduğunu düşündüğünüz bir adama ev vermemekse, bu muhakkak mücadele edilmesi gereken bir ırkçılıktır; suçtur. Ama eğer fikir tartışması bazında herhangi bir dogma için olduğu gibi İslam’ın eleştirilmesi, hicvedilmesi, alay edilmesi, karikatürize edilmesi ve tartışılması ebetteki bir suç değildir tam tersine meşrudur. Bu olgunlukla ilgili bir şey. Eğer bütün dogma üzerine tartışmaları, hicvi kriminalize edersek, işte böyle radikal insanlar ortaya çıkarlar, 12 tane masum insanı ve çalışma yerlerini tararlar. Bu ayrımı çok iyi yapmak gerek…

İslamofobi Müslümanofobi değildir… Müslümanofobi ırkçılık; ayrımcılık,, bir isnana aidiyeti sebebiyle iş vermemek, ev vermemek, nefret söyleminde bulunmak… Diğer taraftan da bütün diğer hiciv, tartrışma, eleştiri, idfade özgürlüğü ve basın özgürlüğünü, temel bir insan hakkı olan ‘özgürlüğe’ girer.

charb-charlie-hebdo.20150108135737.jpg-Charb olarak tanınan Stephane Charbonnier’nin son karikatüründe cihatçıya benzer bir figüre ‘Fransa’ya hala saldırı yapılmadı’ başlığının altında ‘Ocak ayının son gününü bekleyin’ dedirttiği görülüyor. Bu çok manidar değil mi? Sanki başına gelecekleri biliyor ve bekliyor gibi…

O karikatürde Fransız kültürünü çok iyi bilmek lazım. O kadar ince bir espri var ki; Fransa’da şöyle bir şey denir: İnsanlar Ocak ayı boyunca ilk defa karşılaştıkları, birbirlerine ‘İyi seneler’ dilediklerinde, şöyle diyorlar; ‘Ocak ayına kadar iyi seneler denilebilir, geç değil’

char.20150108135801.jpg
« CHARLIE HEBDO’NUN ASIL DERDİ… »

-Bekleyelim ve görelim manasında mı?

Orada kullanılan o kadar ince bir espri ki… ‘Bir saldırı var ama, Ocak ayının sonuna kadar bekleyelim görelim. Çok ince ve çok da komik bir espridir. Charlie Hebdo bekliyor böyle bir saldırıyı. Charlie Hebdo koruma altındaydı ama yeterli bir koruma değildi… Şunun altına çizelim; 60’lardan beri, her zaman her türlü dogmaya karşı büyük bir hiciv silahını kullandı. Hani bu Müslüman karşıtı karikatürlerin yazarları var ya, Hristiyan karşıtı ya da Yahudi karşıtı ya da Marksizm karşıtı ya da herhangi bir dogma karşıtı, karikatürlerin yanında binde bir belki… Yani Charlie Hebdo’nun asıl derdi bütün dogmalara bütün liderlere karşı hiciv silahıyla savaşmak…

« PAPA VE İSA İLE İLGİLİ BİNLERCE HİCİV KARİKATÜRLERİ DE VAR… »

Baktığınız zaman Papa ve İsa ile ilgili binlerce hiciv içeren karikatürleri de var… Yüzlerce kapakları var… Bu yüzden Charlie Hebdo’yu yabancı düşmanı göstermek, Müslüman düşmanı gibi göstermek çok büyük bir hata…

samim-akgonul.jpg« CHARLIE HEBDO MÜSLÜMAN DÜŞMANI DEĞİL, DOGMATİK MÜSLÜMANLIK DÜŞMANI… »

Charlie Hebdo Müslüman düşmanı bir dergi değil; dogmatik İslam düşmanı… Dogmatik Hristiyanlık düşmanı, dogmatik Yahudilik düşmanı, dogmatik ideoloji karşıtı bir dergi… Anarşist bir dergi… Ve savundukları bu şey ‘dini hicve alma özgürlüğü’ Kutsal denilen şeyleri hicve alma özgürlüğü… o yüzden bu öldürülen insanlar herhangi bir insan değil, Fransız kültürü ve medeniyeti için çok mühim insalar… Ben 30 senelik Wolanski hayranıyım, çok severdim Wolanski’yi. Çok okudum, kendisini de tanırdım, tanışmıştım, gerçekten büyük bir üzüntü içindeyim.. Büyük ve çok önemli bir tarih olacak bu; büyük bir şok bence bu Fransa için…

-« Dizlerimin üzerinde yaşayacağıma ayakta ölürüm » diyordu Charb 2 yıl önceki röportajında… Siz de ‘bu ölümlerin çok da sürpriz olmadığını’ söylemiştiniz tam da..

Aslında şöyle; çok politize olmuş insanlardı ; bekliyorlardı bu tip bir saldırıyı… Fakat Wolanski, bütün kariyeri cinselliği hicve almak üzerine kuruluydu… Hatta bütün benim yaşımdaki Fransızlar cinselliği O’ndan öğrendiler; cinselliğin hem bu kadar ciddiye alınacak bir şey olduğunu, hem de bu kadar hicvedilebilecek bir şey olduğunu…

charlie-hebdo2.jpg
Wolansky o kadar politize olmuş değildi ama, Charb ve Jean Cabut politize oldukları için onlarla beraberdi elbette… Ve birsürü çalışan var orada, bu isimlerle birlikte 12 kişi öldü, zavallı bir polis memur da öldü… Fakat bu kadar profesyonel şekilde olmuş olması bu olayın, gerçekten büyük bir şok…

« 2015 FRANSA İÇİN ZOR BİR YIL OLACAK »

-Güvenlik açığı için ne diyecekseniz?

Güvenlik açığı olduğu kesin… Sanki beklenmedik bir saldırıymışçasına davranıldığı kesin. Bence 2015 senesi Fransa için zor bir sene olacak. Fransa’da yaşayan insanlar için, zor bir sene olacak. Özellikle Fransa’da yaşayanlar için Türkiye’ye güvenmek konusunda zorluklar olacak. Çünkü hem bu olay var, hem de malum 2015 Ermeni soykırımının 100’üncü yılı olacak… Fransa’da Türkiye’yle ilgili büyük tartışmalar olacak. Bizler ve insan hakları savunucuları, hümanistler de, Fransa’daki arkadaşlarımızı ikna etmek için çok zorlanacağız.

fransa-dergi-saldiri.20150108135845.jpg

-Avrupa’da Müslümanlara karşı önyargıların yükselmesi konusunda ne söyleyeceksiniz?

Fransa’da Müslümanlara karşı bir önyargı, bütün Batı toplumlarında olduğu gibi yükseldi. Ve bununda en önemli örneği ve sebebi ‘Batı Avrupa’da yaşayan Müslüman olanların, Müslüman olmayanlara karşı önyargıların yükselmesi’ Lütfen bunun iki tarafını da görelim. Bir taraftan -evet- bütün Batı toplumunda ırkçılık yükseldi. Diğer taraftan bütün Müslüman toplumlarda ırkçılık yükseldi, aynısı oldu. Irkçılık var! Ben Fransa’da, İngiltere’de, Almanya’da, Amerika birleşik Devletlerinde Müslümanlarla konuştuğum zaman Almanlardan, Fransızlardan, yabancılar olarak bahsediyorlar. Kendi ülkelerinde yabancı olarak görüyorlar bir kere… Hatta geçenlerde bir arkadaşım bir hikaye anlattı; Londra’da bir Türk bakkalına bir müşteri girmiş, Türk bakkalının çırağı da hemen ‘amca-dayı turist geldi’ diye dayısını çağırmış. Bu yabancılaşma iki taraflı bir yabancılaşma… Hem çoğunluğun azınlığa yabancılaşması, hem de azınlığın çoğunluğa yabancılaşması… Bunlar birbirini tetikleyen birbirini besleyen olaylar… Elbette Suriye meselesi, IŞİD meselesi, elbette Fransa’nın Mali’ye müdahalesi, elbette Irak’ta olanlar ve Libya’ya müdahalesi bütün Müslüman dünyasında olan şiddet eylemleri, bu karikatür meselelerinde bütün Müslümanların dünyasının ve Türkiye’nin de dahil olmak üzere ‘Aman işte bu İslamofobi’dir böyle bir şey olmaz’ diyerek bunun kriminalize edilmesi… Bütün bunlar öyle büyük dramların yolunu açmış, olaylar… Gerçekten çok üzücü…

« ORADA 12 KİŞİ ÖLMÜŞ, BIRAKIN İSLAMOFOBİ’Yİ… »

-Medyanın bu bağlamda ‘İslamofobi’ kavramı üzerinden ilerlemesine ne diyorsunuz?

Korkunç! Orada 12 kişi ölmüş, bırakın İslamofobi’yi oradaki 12 kişiye odaklanın! 12 kişi ölmüş bu korkunç bir durumdur, birbirini besleyen bir durumdur… Muhakkak ki bütün Batı Avrupa’daki aşırı sağ diyebileceğimiz, milliyetçi diyebileceğimiz kesimler bundan nemalanacaktır, her şeyden nemalanırlar… İslamofobi’nin bu kadar büyütülüp, dramatize edilmesini ben bekliyordum ve yazmıştım da…

SALDIRIDAN BİR SAAT ÖNCE PAYLAŞILAN EL BAĞDADİ KARİKATÜRÜ…

-Saldırıdan bir saat önce, Charlie Hebdo’nun resmi Twitter hesabından IŞİD lideri El Bağdadi’nin karikatürünün paylaşılması üzerine ne söyleyeceksiniz? Bir IŞİD saldırısı olabileceği sıkça dillendiriliyor…

O da çok ilginç… O da çok ince bir espriye dayanan karikatürlerden… Karikatürde El Bağdadi yeni yıl dileklerini söylüyor; ‘Her şeyden önce sağlık’ diyor. Bu Fransa’da kullanılan en büyük klişedir…. Birbirimize Fransa’da ‘iyi yıllar’ dileklerimizi iletirken hep böyle deriz; ‘Her şeyin başı sağlık’ gibi klişe kullanırız.

« TEKBİR VE EL KAİDE SESLERİ ‘KÖR PARMAĞIM GÖZÜNE..’  »

-Videoda tekbir sesleri de yer alıyor…

Bana biraz tiyatro gibi geldi. Fazlaca ‘kör parmağım gözüne’ gibi geldi… Tekbir sesleri, ‘Muhammed’in intikamını alacağız’ ya da El Kaide diye bağırmaları… ama tabi ki olabilir…

charlie-hebdo3.jpg

« BATI AVRUPA’NIN EN BÜYÜK KORKUSU… »

Dediğim gibi Batı Avrupa’daki en büyük korku ‘4 bin Batı Avrupalı Müslüman Suriye’de IŞİD yanlısı olarak savaşmakta… Bu insanlar geri dönmeye başladı Batı Avrupa’ya. Bu insanların da tek kariyerleri, CV’lerine yazabilecekleri tek şey; orada savaşmış olmaları… Bu insanlar sadece savaşmayı biliyor. Bu insanlar silah tutmayı biliyor ve Batı Avrupa’ya da silah tutacaklar diye korkuluyor. Fakat bunu söylemek için daha çok erken.

– Birlikte yaşamak gerçekten bu kadar zor mu?

Birlikte yaşamayı başarmak için ‘birlikte yaşayalım’ demeyi bırakmak lazım…

-Neden?

birlikte yaşamak ne demek? Yan yana , birbirimize dokunmadan, karışmadan, ayrı ayrı komşu olarak yaşamak demek… Ben de diyorum ki, bunun bir üstüne çıkmamız lazım. Birlikte yaşamanın bir ötesine geçmemiz lazım. Etkileşimden, birbirimize alıp vermekten korkmamak lazım. Çünkü insanlık bununla ilerler… Bir tarafta Müslümanlar, diğer tarafta gayri Müslimler, bir taraftan Fransızlar, Araplar, Türkler diğer tarafta Ermeniler diye ‘birlikte yaşama’yı ortaya çıkartmak için uğraştıkça o kadar ayırıyoruz ki, onların ayrı olduğunu varsayıyoruz. Halbuki hayatımız böyle değil, hayatımız birbirine geçişli, etkileşimli… Herkes birbirinden bir şeyler alıp veriyor, etkilenşiyor, o yüzden şu birlikte yaşamak meselesini çok iyi irdelemek lazım. Birlikte yaşamayalım bir olalım.

-Danimarka basınında da birtakım Hz Muhammed karikatürleri yer almıştı(Jylland-Posten Gazetesi ). Charlie Hebdo dergisine gerçekleştirilen silahlı saldırı sonrasında Danimarka’da yayın yapan Jylland-Posten Gazetesi de güvenlik önlemlerini artırma kararı almış; Kopenhag’daki ofisi etrafındaki güvenlik önlemleri artırılmış. Bu saldırılar diğer Avrupa ülkelerine yayılabilir mi?

İki endişe var, bu saldırıların İŞİD yanlıları tarafından senkronize bir biçimde bütün Avrupa’da gerçekleştirilmesi. Ve bu saldırının münferit olmakla beraber başka radikal grupları tetiklemesi. İkisi de meşru bir endişe.

paris-saldiri.jpg
PARİS’TEKİ CHARLİE HEBDO DERGİ SALDIRISINDA NE OLDU?

Fransa’nın başkenti Paris’te mizah dergisi Charlie Hebdo’nun, Paris’in 11’inci bölgesindeki Nicolas Apper Caddesi’nde bulunan merkezine silahlı kişilerce saldırıldı. Saldırganların 12 kişiyi vahşice katlettiği saldırıda yaşamını yitiren 12 kişinin içinde, ülkenin en iyi karikatüristleri olarak tanınan (derginin Genel Yayın yönetmeni( Stephane Charbonnier (Charb), Jean Cabut (Cabu), Tignous takma adıyla bilinen ünlü karikatürist Bernard Verlhac ve Tunus doğumlu Fransız deneyimli Fransız çizer Georges Wolanski de bulunuyor.

12 kişinin ölümüne neden katliam gibi saldırıyı yaptığı şüphelenilen iki kişinin kimliğini belirlendi. Polis, Şerif ve Sair Kuaçi adlı iki kardeşin fotoğraflarını yayınladı ve onlardan ‘silahlı ve tehlikeli’ diye bahsetti. Fransız medyası üçüncü şüphelinin Hamid Murad olduğunu bildirdi. Ancak daha sonra 18 yaşındaki Murad’ın, isminin sosyal medyada yayıldığını gördükten sonra polise teslim olduğu açıklandı. Saldırganlardan diğer ikisinin de yakalandığı belirtildi.


screen-shot-2015-01-08-at-1.53.51-pm.pngSAMİM AKGÖNÜL KİMDİR?

Samim Akgönül, Tarihçi ve Siyaset bilimcisi , Strasbourg Üniversitesi Türkiye Etüdleri Bölümü ve Uluslararası İlişkiler Enstitüsü öğretim üyesi. Çalışmaları Türkiye siyasal ve toplumsal tarihi, Din devlet ilişkileri ve özellikle de dinsel azınlıklar üzerine yoğunlaşmıştır. Bu konularda Fransızca, İngilizce ve Türkçe bir çok makale ve kitap yayınlamıştır. En son kitabı Akgönül Samim, The minority concept in the Turkish context : Practices and Perceptions in Turkey, Greece and France, Leiden, Brill, 2013.

*Prof. Dr. Samim Akgönül’ün , T24’te 22 Eylül 2013’de yayınlanan yazısından alıntıdı

 

 
Poster un commentaire

Publié par le janvier 9, 2015 dans Media

 

Étiquettes : , , , ,

 
%d blogueurs aiment cette page :