RSS

Archives Mensuelles: novembre 2015

INVITATION La librairie Les Bateliers : UNE ENFANCE TURQUE

INVITATION

La librairie Les Bateliers

UNE ENFANCE TURQUE

Capture d’écran 2015-11-27 à 18.58.27

Publicités
 
Poster un commentaire

Publié par le novembre 27, 2015 dans Manifestations culturelles

 

Étiquettes : , , , , ,

Image

conférence de Samim Akgönül

Capture d’écran 2015-11-27 à 00.29.49

 
Poster un commentaire

Publié par le novembre 26, 2015 dans Manifestations scientifiques, News

 

Étiquettes : ,

L’autre bourg / Öteki kasaba

L’autre bourg / Öteki kasaba

Affiche öteki kasaba

 
Poster un commentaire

Publié par le novembre 26, 2015 dans Manifestations culturelles, News

 

Étiquettes : , , ,

La résistance comme espoir d’une autre ville

La résistance comme espoir d’une autre ville

Affiche Göz dagi

 
Poster un commentaire

Publié par le novembre 26, 2015 dans Manifestations culturelles, News

 

Étiquettes : , , , , , ,

IŞİD ‘öfkeli çocuklar’ mi ?

IŞİD ‘öfkeli çocuklar’ mi ?

Samim Akgönül

Birgün, 22.11.2015

Can Uğur röportajı

 

Paris Katliamının üzerinden bir haftadan fazla zaman geçti. Avrupa tarihinde görülen en büyük katliamlardan bir tanesi olan saldırıyı radikal İslamcı örgüt IŞİD üstlendi. IŞİD bu saldırısı ile birlikte Ankara, Suruç ve Beyrut’tan sonra kısa süre zarfında büyük katliamlarına bir tanesini daha ekledi. Yaşanan bu olayın Avrupa’da ve dünyada ciddi bir etki yaratacağı herkesin ortak görüşü. Tartışılan nokta ise ortaya çıkacak tablonun nasıl olacağı. IŞİD başta olmak üzere radikal İslamcı silahlı grupların Suriye ve Ortadoğu ülkelerinde Avrupalı devletler tarafından üzeri kapalı biçimde de olsa desteklendiği biliniyor. Türkiye’nin ise bu denklemde başından itibaren yer aldığı ve IŞİD’in büyümesinde ciddi biçimde pay sahibi olduğu birçok kesim tarafından dile getiriliyor. Eldeki veriler böyleyken bundan sonra nasıl bir hareketliliğin yaşanacağını ve saldırı sonrasında birkez daha gündeme gelen İslamcılığa karşı laikliğin önemini siyasal İslam üzerine analizleri ile bilinen Strasbourg Üniversitesi’nden Prof. Dr. Samim Akgönül’le konuştuk.

saldiri-yasam-tarzinaydi-90169-5

Paris saldırısının yaşam tarzına dönük bir saldırı olduğunu söylüyorsunuz. Bunu detaylandırır mısınız?
Evet öyle diyorum ancak aşırı basitleştirme tuzağına da düşülmemesi gerektiğini düşünüyorum. Batı’da ne zaman böyle bir saldırı olsa “Medeniyet çatışması” safsatası gündeme geliyor ve Batı’daki radikal milliyetçiler kadar radikal Müslümanlar da buradan besleniyorlar. Hatta daha da ileri gidebilirim. Medeniyetler çatışması teorisi herkesin işine geliyor ve Müslümanların çoğunlukta olduğu coğrafyalarda da gayet güzel bir şekilde içselleştiriliyor. Söylemek istediğim birkaç boyutlu.

Birincisi bu saldırılar, son 25 senede yaşanan şiddet ortamının şeklini iyice belli etti. Bu şiddet bir taraftan Batılı devletlerin bir buçuk yüzyıldır bitmeyen “Şark sorunu” çerçevesinde Ortadoğu’daki şiddeti körüklemesi, alet olması, göz yumması diğer taraftan da Batı’da yaşayan ama kendini Müslümanlık çerçevesinin dışında konumlandır(a)mayanların içinde yaşadıkları topluma karşı hınç dışında fazla bir şey hissetmemeleri. Ancak, söz konusu saldırılar ne emperyalizmin sembolleşmiş yerlerine, ne Suriye’de ya da Filistin’de suç ortaklığı yaptığı düşünülen Devlet’in kurumlarına ne de çifte standartla suçlanan Uluslararası kurumlara yapıldı. Saldırıların hedefi insanlardı. Ve bu insanların yaşayış şekilleri gayrimeşru algılanıp cinayetler meşrulaştırıldı. Kendine “İslam Devleti” denen örgütün üstlenme yazısı bunu gayet açıkça ifade ediyordu. Maç seyredenler haçlı olmakla, konser dinleyenler putperestlikle, kafede oturanlar fuhuşla suçlanıp cezayı hakettikleri belirtildi. Bu açıdan bakıldığında artık Müslümanlığı öne süren şiddetin hedefi Batılı devletler değil, Batılılar ve onlar gibi yaşayanlar.

İkincisi, bu şiddeti uygulayanların bir kısmının homegrown insanlar. Yani göçmen ya da mülteci değil. İçinde yaşadıkları, doğup büyüdükleri toplumları insanlığın çeperine koyabilmiş ve ölmeyi ve öldürmeyi içselleştirebilmiş insanlar. Burada bir paradoks da var. Saldırıların yapıldığı bölgedeki insanlar aslında Müslümanlara en iyi gözle bakan, çok kültürcü, eğitimli ve Fransa’daki sağın göçmen kökenlilere karşı söylemini reddeden insanlar. Zaten ölenler arasında bir sürü “Müslüman” var. Onları soğukkanlılıkla öldürenler elbette Ortadoğu’dan besleniyorlar ama kanımca bu nefret o kadar büyük ve irrasyonel ki Suriye ya da Filistin olmasaydı da nefret edecek ve hatta öldürecek bahaneyi bulurlardı. Bu saldırıları sadece “Batıdaki ezilmişlikle” açıklamak ne kadar yanlışsa, sadece “emperyalist politikalarla” açıklamak da yanlış. İç içe geçmiş bir durum var ortada.

Üçüncüsü bu saldırıların yarattığı tepkiyi iyi ölçmek gerekiyor. Bakmayın Türkiye’deki “oh olsun”culara. Türkiye toplumu çoktan beri basitçe beraber sevinmeyi, herhangi birinin ölümüne beraber ve samimiyetle üzülmeyi kaybetmiş bir toplum. Charlie Hebdo saldırısında Fransa’da yaşayan Müslümanların bir kısmında da “ama hakkettiler” söylemi vardı. Bu sefer Türkiye kökenli Müslümanlar dışında bu yok. Müslümanlar da bu saldırıları meşru gösterecek bir söylem geliştir(e)miyorlar şimdilik ve içten bir şekilde, Fransız toplumunun bir parçası olarak acıyı paylaşıyorlar. Strasburg’da toplanan 5000 kişinin arasında önemli bir kesim Müslümanlığa ait olduğu düşünülen kişilerdi. Bu açıdan bakıldığında, saldırganlar yaşam tarzına saldırdılar evet ama bu yaşam tarzı Müslüman olarak algılanan büyük bir kitle tarafından paylaşılıyor ve savunuluyor en azından rahatsızlık vermiyor. Diğer bir deyişle ortada bir medeniyet çatışması yok.

RÖPORTAJIN DEVAMI

 
Poster un commentaire

Publié par le novembre 22, 2015 dans Media, News

 

Étiquettes : , , , ,

INVITATION Une enfance turque

INVITATION

Une enfance turque

Capture d’écran 2015-11-17 à 23.29.50

Capture d’écran 2015-11-17 à 23.29.59

 
Poster un commentaire

Publié par le novembre 17, 2015 dans Nouvelles Publications

 

Étiquettes : , ,

Görüş: Fransa radikal İslamcılığı nasıl tartışıyor?

Görüş: Fransa radikal İslamcılığı nasıl tartışıyor?

 

Samim Akgönül

BBC 14 Kasım 2015

151114145958_paris_624x351_getty_nocredit

Bu satırları Paris’te küçük bir odadan yazıyorum.

Yerel saatle gece 11.40 ve herkes gibi ben de dışarı çıkmaktan çekiniyorum.

13 Kasım Cuma günü saat 21’de Fransa tarihinin en büyük « terörist » saldırısının başlamasından 20 dakika önce ilk saldırıların başladığı yerdeydim.

Şu saatte eş zamanlı olarak 6 ayrı yerde yapılan saldırılarda en az 127 ölü , yarısı ağır olmak üzere yaklaşık 180 yaralı.

Ben de bütün Paris’tekiler gibi endişe, öfke, cesaret, merhamet, duyguları arasında gidip geliyorum. Ama galiba « inat » en güçlü duygu. Yaşadığımız gibi yaşamaya devam etmenin kararlılığı.

Fransa’da Charlie Hebdo toplu cinayetinden bu güne 10 ay geçti.

O günden bu yana Fransa’da tartışma, İslami radikal gruplara karşı nasıl bir önlem alınması gerektiği. 2015 yılı boyunca bu karmaşık duruma karşı üç değişik yaklaşım görüldü.

Güvenlik yaklaşımı: Diğer bir deyişle özgürlüklerin kısıtlanıp polis ve istihbarat servislerinin durumu ele alması ve birer birer şüpheli ve potansiyel radikallerin izlenmesi ve cezalandırılması. Son saldırılardan sonra hem Cumhurbaşkanı François Hollande hem de muhalefet liderleri defalarca « savaş » kelimesini kullandılar. Charlie Hebdo saldırısından sonra özgürlükler beklenildiği kadar kısıtlanmamıştı.

Artık Fransa’nın da ABD ve Büyük Britanya gibi güvenlik yaklaşımını öne çıkaracağı olası. Şu anda olağanüstü hal ilan edildi, Paris sokaklarında askerler baş gösterdi ve sınırlar kapatıldı. Halbuki artık sık sık görüldüğü gibi saldırganlar « dışarıdan » gelmiyorlar. Fransızca’yı iyi konuşmalarından hareketle Homeborn, yani Fransız oldukları düşünülüyor.

Kültüralist yaklaşım: bu yaklaşımda İslam dini başlı başına şiddete yatkın olarak görülmekte ve bu dine mensup kişilerin devletin proaktif politikaları aracılığı ile Fransa değerlerine ve hayat tarzına isteyerek ya da zorla asimile edilmeleri isteniyor. Beklenen bir şekilde saldırıların hemen ertesinde Fransa milliyetçi sağ bu kültüralist yaklaşımı ısrarla dile getirdi. Milliyetçi Cephe lideri Marine Le Pen « Fransa’nın camileşmesinin » sonuçlarından bahsetti.

Elbette burada büyük bir hata ve tehlike var. Bir taraftan esansiyalist (özcü) bir yaklaşımla bütün Fransa Müslümanları gene potansiyel tehlike olarak görülürken diğer taraftan şimdiye kadarki çoğu saldırıda saldırganların « cami dışında » radikalleştikleri ve izole küçük gruplar halinde şiddete yöneldiklerini biliyoruz. Bu güne kadar Fransa’da genel yaklaşım kültüralizmi reddetti. Bu günden sonra değişebilir.

Sınıfsal yaklaşım: bu bakış açısına göre sorun ne bireylerin radikalleşmesi ne de İslam dini. Fransa Müslümanları sosyal ve ekonomik olarak en alt sınıfta bulunuyorlar ve din kisvesi altında tepki aslında sınıfsal bir tepki.

Bu yaklaşım uzun süre gerçeğin bir kısmını yansıtsa da 11 Eylül 2001 saldırılarından beri, Madrid’de, Londra’da ve Charlie Hebdo saldırısında görüldüğü üzere saldırganların « orta sınıftan ve eğitimli » olmalarını açıklayamıyor. Dünkü saldırıları gerçekleştirenlerin sosyal kimliklerini henüz bilmiyoruz ancak gene aynı orta sınıfa mensup olmalarına şaşırmayacağım.

Bugün Fransa şokta, Paris şokta, ben de şoktayım.

Bugüne kadarki argümanlar artık geçerliliğini kaybetmiş gibi görünüyor.

Fransa lideri Hollande’ın ilk açıklamalarına bakılırsa Fransa tavrını sertleştirecek.

Bu sertliğin şiddeti de hem iç hem de dış politikasını önemli oranda etkileyecek.

 
Poster un commentaire

Publié par le novembre 15, 2015 dans Media, News

 

Étiquettes : , ,

 
%d blogueurs aiment cette page :