RSS

Archives Mensuelles: mai 2015

GÖCEBE YAZILAR

Göçebe Yazılar

Samim AKGÖNÜL

Istanbul, BGST, 2015

Capture d’écran 2015-05-29 à 17.57.27

« Göçebe Yazılar », 2006-2013 yılları arasında Fransa ve Türkiye arasında mekik dokurken, « seyahat esnasında » yazıldı.

« Yol » başlı başına bir mekân. Trenler, uçaklar, otobüsler ise bu nevi şahsına münhasır mekânın birleştirici unsurları. Asıl sorulması gereken soru, bu hareket hâlinin düşünme ve yazma eylemine bir fark katıp katmadığı.

Bütün yazıları tekrar elden geçirince vardığım kanı, giderken ve gelirken (nereye gittiğimden ve nereden geldiğimden bağımsız olmayarak) yazdıklarımın « durağanken » yazdıklarımdan farklı olduğu.

Zira bu yazılar sadece göçerken değil ayrıca göçebe ruhuyla yazılan yazılar. Gelinen ve gidilen yerlere farklı aidiyetler hissederek. Türkiye yazılarıyla Fransa yazıları arasındaki ses tonu farkı bunun bir ispatı. Ama bazen de sadece « yola » ait olarak. Bu kitap Türkiye ve Fransa’nın son 7 yıldaki öznel tarihi.

Publicités
 
Poster un commentaire

Publié par le mai 29, 2015 dans Nouvelles Publications

 

Étiquettes : , , , ,

« Le vote à Strasbourg est un laboratoire pour les partis politiques turcs »

« Le vote à Strasbourg est un laboratoire pour les partis politiques turcs »

Dernières Nouvelles d’Alsace

28 mai 2015

Turquie_Akgonul_DNA_280515[2]

 
Poster un commentaire

Publié par le mai 28, 2015 dans Media

 

Étiquettes : , , , ,

Turquie 2015 : un bilan post-électoral

Turquie  2015 : un bilan post-électoral

 

Capture d’écran 2015-05-27 à 18.11.58

 
 

Étiquettes : , , , , , ,

Yüzde yüz Fransız, yüzde yüz Türk!

Yüzde yüz Fransız, yüzde yüz Türk!

Samim Akgönül

Strasbourg üniversitesi

ZEYNEP KILIÇ RÖPORTAJI

ZAMAN 17 Mayıs 2015

france

 

Fransa’ya Türk işçi göçünün başlamasından bugüne 50 sene geçti. Yarım asır, ne tam olarak Türklere ne de tam olarak Fransızlara benzeyen yeni bir topluluk oluşmasına sebep oldu. Strasbourg Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Samim Akgönül’ün deyişiyle yüzde yüz Fransız, yüzde yüz Türk olan bir toplum bu.

1960’ların başında Avrupa’ya göç etmeye başlayan Türkiyeliler sadece Almanya’ya gitmedi. İleride çok önemli sosyolojik neticeler verecek olan bu göç sürecinin başka ayakları da vardı. Mesela Fransa. Bugün Fransa’da Türkiye ile bir şekilde ilişkili olan aşağı yukarı 500 bin kişi yaşıyor. Ancak Avrupa’ya göçün bu ayağı da diğerleri gibi Almanya’nın gölgesinde kalıyor. Halbuki içinde bulunduğumuz yıl Fransa’daki Türkiye kökenliler için önemli bir sene. Çünkü Fransa ile yapılan işçi göçü anlaşmasının üzerinden tam 50 yıl geçmiş. Biz de yarım asrın hatırına binaen kendisi de Fransa’da yaşayan tarihçi ve siyaset  bilimci Samim Akgönül’den Fransa’daki Türkiye kökenlilere dair bir portre çizmesini istedik. Strasbourg Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Enstitüsü ve Türk Etüdleri Bölümü öğretim üyesi Akgönül, bazıları sosyolojik bakımdan kendileri için de sürpriz olan çok ilginç şeyler anlattı.

Memleketlisini getiren başta rahat yaşadı sonra zorlandı

Akgönül, Fransa’ya üç çeşit göç olduğunu anlatarak başlıyor söze. Bunlardan ilki ‘karışık göç’ ve ilginç bir arka planı var. Fransa’nın işgücüne ihtiyacı olan yıllar… Fabrikalar devletten belli miktarda yabancı işçi talebinde bulunuyor. Ülkeyi yönetenler de bir fabrikanın talep ettiği miktarı farklı ülkelere dağıtıyor. Yani diyelim 500 işçi isteniyor, 150’si Türkiye’den, 100’ü Senegal’den, 50’si Fas’tan vs. Aynı zamanda Türkiye’den gelecek 100 işçi de farklı şehirlerden oluyor. Böylece o fabrikanın bulunduğu bölgede karışık yapılı bir göçmen topluluğu oluşuyor. Bir de zincirleme göç denilen bir olgu var ki Fransa’ya gelmiş bir Türk’ün eş dost akrabasını getirmesiyle oluşan bir topluluk. Karışık göçle gelenler zorlanarak da olsa etraftaki insanlara uyum sağlamak, dil öğrenmek zorunda kalıyor. Dolayısıyla onların ilk dönemi zor geçiyor. Zincir göçle gelenler ise aynı bölgenin insanı olduğu için dayanışma içindeler ve ilk zamanları kolay geçiyor. Ancak daha sonra karışık göçle gelenlerin çocukları daha rahat bir hayat yaşarken zincir göçle gelenlerin çocukları zor bir dönem yaşıyor. Üçüncü grup ise Türkiye’den önce başka ülkelere özellikle Almanya’ya gidip daha sonra Fransa’ya yerleşenler.

SÖYLEŞİNİN DEVAMI

 
Poster un commentaire

Publié par le mai 17, 2015 dans Media

 

Étiquettes : , , , , , ,

Strasbourg’da seçim gözlemleri

Strasbourg’da seçim gözlemleri

 

Samim Akgönül

url

 

 

15 Mayıs 2015 sabahı Strasbourg Başkonsolosluğunda, 7 Haziran Genel Seçimleri için oy kullandım. Birebir izlenimlerimi iletmeden önce Strasbourg seçmen kitlesini tanıtmam gerek ki bu öznel izlenimlerin bir anlamı olsun.

 

Strazburg başkonsolosluğunun bulunduğu bölge, Fransa genelinde Türkiye kökenlilerin en yoğun olduğu Alsace Lorraine bölgesi. Bu yoğunluğun da ötesinde Strasbourg’un öne çıkan iki özelliği daha var. Avrupa kurumlarının başkentlerinden ve Tükiye’nin kurucu üyesi olduğu Avrupa Konseyi’nin merkezi ve daha da önemlisi Türkiye kökenli bütün siyasi akımların güçlü ve etkin olduğu bir şehir: Strasbourg Köln’le birlikte Milli Görüş’ün Avrupa’daki tarihi merkezi (Eyüp Sultan Cami). AKP yandaşı en önemli Avrupa yapılanması COJEP’in Merkezi. Hizmet hareketinin bir okul ile, Diyanet’in bir İlahiyat fakültesi ile etkili olduğu bir şehir. Ayrıca şehirde Üniversite ve Avrupa kurumları çevresinde CHP’nin yadsınamaz bir varlığı var. Gene Strasbourg’da iki Süleymancı derneği, bir Nakşibendi dergahı mevcut. Ülkücü hareketin bir derneği ve camisi,

 

Alevilerin en önemli oluşumu Fédération Union des Alévis en France Strasbourg’da çok aktif. 2008’de Alevi dernekleri Federasyonu Strasbourg’da çok önemli tarihi bir buluşma gerçekleştirdi. 7000 kişinin katılımı ile “Aşk Ola” gecesi ünlü Zenith salonunda düzenlendi Kürtler de çok aktifler, 3 senedir Avrupa Konseyi önünde Abdullah Öcalan’ın tecridine son verilmesi için oturma eylemi yapıyorlar. Ondan da öte özellikle gençlerde HDP sempatisi oldukça güçlü. Partizanları ve diğer sol oluşumları saymıyorum bile. Ayrıca benim de hocalık yaptığım Türk Etüdleri Bölümü tam bir küçük Türkiye. Her kimliksel kökenden gençler var. Çoğu ilk defa oy kullanacaklar.

 

Görülebileceği gibi Strasbourg bir laboratuvar ve Türkiye’deki kimliksel ve siyasi kırılmaların daha da keskinleştiği bir kent. Bu kentte son Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oyların %74’ünü Recep Tayyip Erdoğan %17,5’uğunu Ekmeleddin İhsanoğlu ve %8,5’uğunu Selahattin Demirtaş aldı (Bakınız aşağıdaki tablo) ancak katılım çok düşüktü (tahminen %15 civarında) zira randevu sistemi ile uzak bir salonda yapılan seçimlere rağbet olmadı.

 

Strazburg

Bu seçimlerde 3 hafta boyunca Konsolosluğun küçük ve köhne binasında randevusuz sadece TC kimlik numarası ile yapılacağı duyuruldu. (Yarın yılan hikayesine dönen Daimi temsilcilik ve Konsolosluk binasının temel atma töreni var. Son derece iddialı bu bina bittiğinde yani aşağı yukarı 3 sene sonra Konsolosluk bu artık ihtiyaca cevap veremeyen binasından kurtulacak) Ben de yukarıda yazdığım gibi bu sabah oy vermeye gittim. İzlenimlerim aşağıdadır.

 

 

  • 15’de gittiğimde konsolosluğun dışında 3 kere kıvrılan bir kuyruk buldum. Açılış saati olduğunu düşünüp beklemedim.
  • 30’da geri geldiğimde kuyruk çok daha fazla uzamıştı. Şaşkınlığımı atlatıp kuyruğa girdim ve beklemeye başladım. Bir buçuk saatlik bir beklemeden sonra oyumu 12’ye doğru kullanabildim. Birçok seçmen beklemeden kuyruktan ayrıldı.
  • Kuyrukta gördüğüm ve duyduğum kadarıyla AKP ve MHP seçmeni ezici bir çoğunluktaydı.
  • Ancak HDP çok iyi çalışmış, HDP seçmeni de azımsanamayacak kadar o kuyruktaydı.
  • Bir kıvrılmada yan yana düştüğüm Milli Görüş topluluğu (başka konuşmalarından anladım) “çok şımarttık bu adamı tepemize çıktı. Biraz burnunu sürtmek lazım” dedi.
  • Civar şehirlerden konvoylar halinde camiler ve derneklerden gelenler olduğunu öğrendim. Dün Nancy’den 40 arabalık bir konvoy gelmiş. Ayrıca otobüslerle toplu olarak gelen dernekler de varmış.
  • Dışarıda yanımda bağıra bağıra telefonla konuşan Yüksek Seçim Kurulu görevlisi herkesle kafa tokuşturdu ve oy verme işleminin işi bilmeyen öğretmenler tarafından düzenlenmesinden çok şikayetçi oldu.
  • Kuyrukta sadece oy vermek için gelenler yoktu. Bütün işlemler için aynı kuyruğa giriliyordu. Pasaport askerlik vs için gelenler de saatlerce beklemek zorunda kaldılar.
  • Ancak bütün bu bekleme sürecinde hiçbir gerginliğe şahit olmadım. Herkes gayet neşeli idi.
  • Konsolosluğun içi tam bir mahşer yeriydi. Bütün kuyruklar birbirine girmişti.
  • 3 sandık konulmuştu. İkisi yukarı katta birisi zemin katta. Ben kalabalığı yararak birinci sandığa yaklaşabildim.
  • Sandık görevlileri MHP ve AKP’li idi ancak HDP de binada 3 gözlemci görevlendirmişti. CHP görevlilerini göremedim ya da fark etmedim.
  • Erkekler karıları ile oy kabinine girmek ya da onlara mührü nereye basmaları gerektiğini göstermek istiyorlardı. Sandık görevlileri her seferinde bu istekleri reddetti.
  • Sandık görevlilerinden öğrendiğim kadarıyla. Oy verme işlemi 19.00’da bittiğinde oylar sayıldı (Kaç oy verildiği sayıldı. Zarfları açmadan) ve torbalara doldurulup her partide bir anahtarının bulunduğu torbalara konuldu. Ancak muhalefet parti görevlileri Bern’deki anahtar skandalından çok etkilenmişler. Kimse kimseye zerre kadar güvenmiyor.
  • Oy verme işlemi Pazar dahil hafta sonları da devam edecek. Daha sonra mühürlü torbalar Ankara’ya nakledilecek ve orada sayılacaklar. Kanımca bu, oyunu izleyebilme ilkesine aykırı.

 

 

 
Poster un commentaire

Publié par le mai 15, 2015 dans News

 

Étiquettes : , , , , ,

Seçim sonrası ihtimaller

Seçim sonrası ihtimaller

Samim Akgönül

Cumhuriyet

15 Mayıs 2015

 Capture d’écran 2015-05-15 à 13.59.36

7 Haziran’da yapılacak genel seçimlerde adil bir seçim ortamı yaratılır, çeşitli iktidar provokasyonları olmazsa seçim ve ötesinde bizi birkaç ihtimal bekliyor olacak.

Sekiz Haziran’da ne olabilir? Küçük bir beyin jimnastiği yapalım beraber.

HDP baraj altında ise
1. HDP baraj altında kalır, AKP 276 milletvekilini aşar ve tek başına iktidar olur. Bunun için yüzde 41-44 bandında kalması yetecektir.
Zira HDP baraj altında kalırsa ve MHP’nin yüzde 17-18 oy oranı olduğu düşünülürse dağılım aşağı yukarı söyle olur:
AKP 280-320 milletvekili (yüzde 41-44) CHP 140-160 milletvekili (yüzde 27-30) ve MHP 90-100 milletvekili (yüzde 17- 20).
Bu durumda toplumsal muhalefet Meclis dışı kalır.
Elbette bu HDP’nin sonu demek değildir. Bütün seçmenler bu durumun “normal” olmadığını anlamış durumda.
Kimsenin fazla sevineceğini düşünmüyorum. Meclis’te 3 oluşum kalır:
a) İslamcı ve İslam-Türk sentezcilerinin (ve sıfır ideoloji oportünistlerin) öbeklendiği, liberalleri, Hizmet’i ve kurucu kadrosunu tasfiye etmiş, varını yoğunu Erdoğan’a adamış paranoyak ve mikro otoriter bir AKP.
b) İçindeki sivri ulusalcıları tasfiye edebilmiş ancak hâlâ kemikleşmiş devletçi ve merkeziyetçi altyapıyı dönüştürememiş bir CHP. Ancak CHP’nin önseçim, hümanist söylem, Kürt politikasındaki yumuşama gibi konularda bir mutasyona uğradığını da göz ardı etmemek gerek. Avrupa Yerel Yönetimler ve Özerklik Şartı’na çekincelerin kaldırılıp uygulanacağı vaadi çok mühim.
c) MHP’nin iki yönü var. Birincisi şimdiye kadar ülkücüleri sokaktan uzak tutmakla övünen ekip bir reddi miras sürecine girdi. İkincisi özellikle BBP’nin Muhsin Yazıcıoğlu’ndan sonra erimesi ve İslamileşmesi MHP’yi ilginç bir biçimde merkeze çekti.

HDP barajı geçerse
2. HDP barajı geçer ve Meclis’e 55-65 civarı milletvekili ile girer. Bu durumda eğer CHP ve MHP kendilerine yakıştırılan milletvekili sayısını çıkarabilirlerse AKP 276’yı bulamaz ve bir koalisyon hükümeti ihtimali doğar. (İhtimal diyorum zira salt çoğunluğa bir iki milletvekili gerekiyorsa bu başka partiden transferlerle yapılabilir).
a) Hükümetlerin en doğal olanı İslam-Türk sentezcilerle Türk-İslam sentezcilerini birleştiren AKP-MHP koalisyonu olur. Özellikle her zaman olduğu gibi AKP seçim öncesi milliyetçi propagandaya hız verirse böyle bir koalisyon gayet anlaşılır olur. Bu durumda CHP ve HDP muhalefette kalacağı gibi “çözüm süreci” de bir müddet rafa kaldırılır. Ancak şunu da eklemek gerek. Bu süreç artık dönüşü olmayan bir noktaya geldi ve Türkiye’deki rejim dönüşümü (merkezden çepere, tersi değil) artık kaçınılmaz. Yani çözüm sürecinin MHP yüzünden yavaşlaması HDP’yi bitirmez, tam aksine ana muhalefete taşır.
b) Fakat başka bir parametre var, o da hem yerel seçimlerde hem de Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde CHP ve MHP’nin işbirliği yapmış olması. Eğer MHP, AKP ile koalisyona yanaşmazsa ve sayı tutarsa (ki çok zor görünüyor) bir CHP-MHP koalisyonu olanaksız değil. Böyle bir senaryo kanımca AKP’yi içeriden patlatır. Zira hem yolsuzluk dosyaları hem de siyaseten dolan hınç AKP’lileri iktidarın ve biraz rahatlayacak olacak bürokrasi ve yargının hedefi haline getirir. Bu durumda da AKP kendi iç temizliği ile meşgul olacağından ana muhalefet partisi görevi gene HDP’ye kalır.

MAKLENIN DEVAMI

 
Poster un commentaire

Publié par le mai 15, 2015 dans Media

 

Étiquettes : , , , , , , ,

Cinquantenaire de la présence turque en France

Cinquantenaire de la présence turque en France

Un documentaire de Neyran Elden

 
Poster un commentaire

Publié par le mai 1, 2015 dans Media

 

Étiquettes : , , ,

 
%d blogueurs aiment cette page :