RSS

Archives Mensuelles: février 2015

L’EI s’en prend aux trésors archéologiques

L’EI s’en prend aux trésors archéologiques

La destruction de biens culturels et religieux, outre les exactions, c’est à cela également que les combattants de l’Etat islamique se livrent à Mossoul, la deuxième ville d’Irak.

Capture d’écran 2015-02-28 à 07.10.14

Capture d’écran 2015-02-28 à 07.11.00

Publicités
 
Poster un commentaire

Publié par le février 28, 2015 dans Media, News

 

Étiquettes : , , ,

Charlie Hebdo Maçka Parkı Forumu’nda

Charlie Hebdo Maçka Parkı Forumu’nda

maçka forum

 
Poster un commentaire

Publié par le février 24, 2015 dans News

 

Étiquettes : , ,

Yok Edilen Medeniyet: Geç Osmanlı ve Erken Cumhuriyet Dönemlerinde Gayrimüslim Varlığı

HDV

Please scroll down for English

Yok Edilen Medeniyet:
Geç Osmanlı ve Erken Cumhuriyet Dönemlerinde Gayrimüslim Varlığı
20-21 Kasım 2015
İstanbul

Hrant Dink Vakfı ile, Boğaziçi, İstanbul Bilgi ve Sabancı Üniversiteleri 20-21 Kasım 2015 tarihlerinde Boğaziçi Üniversitesi’nde “Yok Edilen Medeniyet: Geç Osmanlı ve Erken Cumhuriyet Dönemlerinde Gayrimüslim Varlığı” başlıklı bilimsel bir toplantı düzenleyeceklerdir.

19. yüzyıl boyunca Osmanlı İmparatorluğu’nun siyasi, iktisadi ve kültürel olarak hızlı ve büyük ölçüde edilgen bir şekilde Batı merkezli kapitalist dünyaya eklemlenmesinin derin etkileri olmuştur. Ticaretten sanayiye, kurumlardan tüketime, kentleşmeden sanata her alandaki bu değişimin önemli bir yansıması da imparatorluğun karmaşık toplumsal yapısının dönüşümü olmuştur. Bu dönüşümün önemli bir boyutu, Gayrimüslim nüfusun içinde toplumsal ve ekonomik bir elitin hızla gelişmeye başlamasıdır. Osmanlı modernleşme ve batılılaşma sürecinin bir tür taşıyıcısı ve temsilcisi haline gelen bu kesim, İstanbul başta olmak üzere, İmparatorluğun önemli kentlerinde belirgin bir şekilde ayrışan bir zenginliğin, farklı ve yeni yaşam tarzlarının, yeni kültürel ve siyasi eğilimlerin odak merkezi haline geldi.

Bu gelişmeler, kendini “hâkim millet” olarak görmeye meyilli Müslüman nüfusun din temelli tepkilerine yol açtığı gibi, aynı dönemde palazlanan milliyetçiliklerin etkisiyle modern türden çatışmalara da temel oluşturmuştur. 1908 İhtilali sonrasında boykot uygulamaları ile ilk etkileri hissedilen ve I. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla hızlanan ekonomik milliyetçilik rüzgârı, bu ekonomik düzenin sonunu getirdi. Balkan Savaşı sonrasında Batı Anadolu Rumlarının tehcir edilmesi ile başlayan süreç, Anadolu Ermenilerinin Suriye çöllerine sürülmesi ile devam etti.

Milli Mücadele sonrasında Türkiye ile Yunanistan arasında gerçekleşen nüfus mübadelesi ile Osmanlı ekonomisinin Müslümanlaştırma/Türkleştirilme süreci hızlandı. 1914-1924 yılları arasında göç, baskı, yıldırma, tehcir, kırım ve soykırımla yerinden, yurdundan ve hayatından edilen Osmanlı Gayrimüslimlerinin yerini almaya çalışan “millî tüccar” kesimi, 1923’te kurulan yeni rejimin her türlü teşvik ve yönlendirmesine rağmen uzun yıllar etkisiz kaldı. Cumhuriyeti ayakta tutabilmek için kamu iktisadi kuruluşları ve devletçilik uygulamaları hayata geçirildi. Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren uygulanan azınlık karşıtı politikalar ise kalan Gayrimüslim tüccarın piyasadan silinmesi ile sonuçlandı.

Konferans, uluslaşma sürecinde uygulanan imha ve Türkleştirme politikaları ile tasfiye edilen varlığın tarihinin anlaşılması için verimli bir akademik tartışma ortamı sunmak amacındadır. Konferans Düzenleme Kurulu’nun, esas olarak üzerinde yoğunlaşmak istediği, ancak bunlarla sınırlı olmayan konular şunlardır:

•         Gayrimüslimlerin silinmesiyle yok olan beşeri sermaye (itlaf ve göç)  ve toplumsal, ekonomik sonuçları;
•         Osmanlı orta sınıfları ve Gayrimüslimler;
•         Gayrimüslimlerin yaşadığı ve esas olarak siyasi nedenlerin tetiklediği nüfus hareketlerinin analizi ve toplumsal sonuçları;
•         Dışa açık Osmanlı ekonomisinden kendi kabuğuna çekilmiş Cumhuriyet ekonomisine geçişte girişimci tipinin evrimi;
•         1914-1924 arasında büyük ölçüde tasfiye olan Avrupa sermayesinin temsilcisi Gayrimüslim tüccarlar;
•         Gayrimüslim milletlere ait toprağın, emvalin ve özellikle kiliselerin tasarrufundaki gayrimenkullerin müsaderesi;
•         Müsaderenin Gayrimüslimlerin kültür varlıkları üzerindeki etkileri;
•         Müsaderenin vakıf sistemine etkileri;
•         1915 ve sonrasında Gayrimüslim mallarına el koyma ve dağıtma faaliyetinin siyasal, kültürel ve ekonomik sonuçları;
•         Gayrimüslim girişimciler tarafından kurulan ticari işletmelerin tarihi;
•         Gayrimüslim girişimcilerin Osmanlı kentlerinde hayırsever olarak üstlendikleri roller;
•         Osmanlı Gayrimüslimlerinin Anadolu’dan büyük kentlere göçü ve göçün toplumsal sonuçları;
•         Gayrimüslim girişimciler ve dini cemaatleri ile ilişkileri;
•         Liman kentleri ile orta çaplı Anadolu kentlerin arasındaki ticaretin niteliği;
•         Levanten tüccar kolonilerinin evrimi;
•         Cumhuriyet yönetimi ve liman kentleri arasındaki ilişkiler ve gerilimler

Toplantı her ne kadar ekonomi ağırlıklı olsa da disiplinlerarası bir perspektifle düzenlenmektedir.
Konferans Boğaziçi Üniversitesi Albert Long Hall’da yapılacaktır.
Konferans dilleri Ermenice, İngilizce ve Türkçe olacaktır. Eş zamanlı çeviri yapılacaktır. Başvurular her üç dilde yapılabilir.
Soru-cevap kısmına zaman ayırabilmek için her konuşmacıya 20 dakika zaman tanınacaktır.
Konferans http://www.hrantdink.org adresinden canlı olarak yayımlanacaktır.
İstanbul dışından katılımcıların ulaşım ve konaklama desteği ihtiyaçlarını, bağlı oldukları kurumlardan karşılayamadıkları takdirde, ayrıca belirtmelerini rica ederiz.
Konferansta sunum yapmak isteyenler 30 Nisan 2015’e kadar özgeçmişleri ile araştırmalarının 250 kelimelik bir özetini eminekolivar@hrantdink.org adresine gönderebilirler.
Konferansta sunulacak çalışmalar, Hrant Dink Vakfı Yayınları tarafından konferans tebliğleri kitabı olarak yayımlanacaktır.

Bilim Kurulu

1-Fikret Adanır (Sabancı Üniversitesi)
2-Taner Akçam (Clark University)
3-Ayhan Aktar (Bilgi Üniversitesi)
4-Suavi Aydın (Hacettepe Üniversitesi)
5-Bülent Bilmez (İstanbul Bilgi Üniversitesi)
6-Edhem Eldem (Boğaziçi Üniversitesi)
7-David Gaunt (Södertörn University)
8-Ahmet İnsel (Hrant Dink Vakfı)
9-Reşat Kasaba (University of Washington-Seattle)
10-Raymond Kevorkian (Université de Paris VIII)
11- Çağlar Keyder (Koç Üniversitesi)
12-Leyla Neyzi (Sabancı Üniversitesi)
13-Akşin Somel (Sabancı Üniversitesi)
14-Meltem Toksöz (Boğaziçi Üniversitesi)

Organizasyon Komitesi

1-Cengiz Aktar
2-Sibel Asna
3-Ayfer Bartu Candan
4-Ali Bayramoğlu
5-Delal Dink
6-Ayşe Kadıoğlu
7-Emine Kolivar
8-Mehmet Polatel

A Civilization Destroyed:
The Wealth of Non-Muslims in the Late Ottoman Period and the Early Republican Era
20-21 November 2015
Istanbul

The Hrant Dink Foundation, Boğaziçi University, Istanbul Bilgi University and Sabancı University will organize an academic conference titled “A Civilization Destroyed: The Wealth of non-Muslims in the Late Ottoman Period and the Early Republican Era” scheduled for November 20-21, 2015.
Throughout the 19th century, the Ottoman Empire had integrated politically, economically, and culturally into Western capitalism. This was a fast-paced integration during which the Ottoman Empire was in a significantly passive position. This transformation had major impacts on the socio-cultural and economical fields in the Empire from commerce and industrial production to consumer culture, from institutional organizations to urbanization and the arts.  An important consequence of this transformation was the emergence of an elite segment among the non-Muslim population.  The leading figures of Ottoman modernization and Western integration were mostly members of this elite community. They became the representatives of an avant-garde lifestyle, with a distinctly high level of wealth, and new political and cultural dispositions.
This transformation received negative reactions from the Muslim population that perceived itself as the “hegemonic nationality” in the Empire. In the meantime, rising nationalism among different communities also resulted in conflicts. The existing economic system had come to an end as a result of boycotts that took place following the declaration of the Second Constitutional Monarchy in 1908, and rising nationalist movements.  After the Balkan Wars, the process that began with the eviction of the Western Anatolian Greeks/Rums continued with the forced deportation of Armenians to Syrian deserts.

The “Islamisation/Turkification” of Ottoman economy accelerated after the population exchange between Turkey and Greece following the Turkish liberation war. The “national merchants”, supported and encouraged wholly by the new Republican Regime as of 1923, remained largely ineffective in replacing Ottoman non-Muslims that were already subjected to displacement, oppression, deterrence, forced migration, massacre and genocide between 1914-1924. With the goal of establishing a sustainable republic, “State Economic Enterprises” were created, and the principle of economic statism was put in practice. From the day of its establishment in 1923, the Turkish Republic’s discriminatory minority policies wiped out the non-Muslim merchants from the market..

This conference aims to create a productive academic atmosphere in order to discuss and understand the history of the expropriation and destruction of the wealth of non-Muslims through nation-building policies of annihilation of minorities and Turkification.. The central topics of the conference include but are not limited to:

•         The social and economic results of the eradication (extermination and migration) of non-Muslim human capital;
•         The middle class segments and non-Muslims of the Ottoman Empire;
•         The social consequences of the population movements experienced by non-Muslims, which were mainly triggered by political reasons.
•         The transformation of the “entrepreneur” while the open economy of the Ottoman Empire was changing into a closed economy during the early Republican period.
•         Non-Muslim merchants as the agents of the European capital, which was liquidated to a great extent between the years 1914 and 1924.
•         The features of the entrepreneurship, which was mainly conducted through arbitrage, and then liquidated between the years 1914 and 1924.
•         The confiscation of the lands, other assets, and especially church properties of non-Muslim communities.
•         The impact of this confiscation on non-Muslim cultural wealth.
•         The impact of this confiscation on the Ottoman waqf system.
•         The political, cultural, and economic consequences of the confiscation and redistribution of non-Muslim properties after 1915.
•         The history of the commercial establishments founded by non-Muslim entrepreneurs.
•         The philanthropic work of non-Muslim entrepreneurs in Ottoman cities.
•         The migration of Ottoman non-Muslims from Anatolia to large cities, and the social consequences of this migration.
•         The relations between non-Muslim entrepreneurs and religious communities.
•         The quality of commerce between port cities and mid-sized Anatolian cities.
•         The evolution of the Levantine merchant colonies.
•         The relations and tensions between the Republican regime and port cities.

Although the focus of the conference is economics, it is open to interdisciplinary perspectives.
The conference will take place at Boğaziçi University Albert Long Hall.
The working languages of the conference will be Armenian, English and Turkish. Simultaneous translation will be provided. The applications can be made in either language.
In order to reserve time for Q&A sessions and discussions, speakers will have 20 minutes for their presentations.
The conference will be broadcast live on the Hrant Dink Foundation website: http://www.hrantdink.org
Transportation and accommodation expenses of participants from outside Istanbul will be covered if their affiliated organizations cannot provide coverage.
Researchers who would like to contribute to this conference should submit a 250-word abstract together with a CV, and send them to the addresses below until April 30th 2015: Hrant Dink Vakfı, Halaskargazi Cad. Sebat Apt. No: 74/1 34371 Osmanbey – Şişli- İstanbul or eminekolivar@hrantdink.org
Papers presented during the conference will be published in the form of conference proceedings by the Hrant Dink Foundation Publications.
Scientific Committee

1-Fikret Adanır (Sabancı University)
2-Taner Akçam (Clark University)
3-Ayhan Aktar (Bilgi University)
4-Suavi Aydın (Hacettepe University)
5-Bülent Bilmez (Istanbul Bilgi University)
6-Edhem Eldem (Boğaziçi University)
7-David Gaunt (Södertörn University)
8-Ahmet İnsel (Hrant Dink Foundation)
9-Reşat Kasaba (University of Washington-Seattle)
10-Raymond Kevorkian (Université de Paris VIII)
11- Çağlar Keyder (Koç University)
12-Leyla Neyzi (Sabancı University)
13-Akşin Somel (Sabancı University)
14-Meltem Toksöz (Boğaziçi University)

Organisation Committee

1-Cengiz Aktar
2-Sibel Asna
3-Ayfer Bartu Candan
4-Ali Bayramoğlu
5-Delal Dink
6-Ayşe Kadıoğlu
7-Emine Kolivar
8-Mehmet Polatel

 
 

Étiquettes : , ,

Kırılış

Kırılış

 

Capture d’écran 2015-02-15 à 11.11.24

 

Tarih biliminde (artık bu disipline ne kadar “bilim” denilebilirse) iki adet ana ekol var.

Bunlarda birincisi “kırılma” ekolü. Bu tip tarihçilere göre, tarih yol ayrımlarıyla dolu. Toplumlarda genel gidişi değiştiren olaylar ve kişiler var. O olaylar olmasa, o kişiler ortaya çıkmasa okuduğumuz tarih başka olurdu. Frenkler buna “Histoire événementielle” ya da “histoire positiviste” diyorlar. Daha çok eski bir ekol ama Türkiye’de hâlâ özellikle eğitimde bu kullanılıyor.

Bir de başta hemşerilerim Marc Bloch, Lucien Febvre ve elbette Fernand Braudel olmak üzere 1930’larda kurulan “Ecole des Annales” tarihçilerinin yaptığı bir tarih var: “Histoire structuraliste” ya da yapısalcı Tarih. Bu tarih uzun süreçlere bakıyor, karşılaştırmalara. Bireysel olayları ya da kahramanları değil toplumların iç dinamiklerini inceliyor. Bu tarihçiliğe göre tarihte “kırılma noktaları” yok, yavaş ve sistemli bir değişim var. Her olay daha öncekilerin bir sonucu ve daha sonrakilerin sebebi. Her birey, her kahraman, bağlamın meyvesi.

Dün (14 Şubat 2015), Özgecan cinayetinin sarsıntıları devam ederken bir tartışmada, çok sevdiğim bir dostum bana sert bir biçimde çıkıştı.

“Sıyrıl şu bilim adamlığından ve yüzleş”.

Bırak analizi, insan ol demek istiyor. Yanlış anlaşılmasın, bağlamından kopararak buraya aldığım (ve dolayısıyla anlamını hafiflettiğim) bu cümle, Özgecan cinayetinden sonra başlayan “linç edelim, işkence yapalım, asalım, keselim” histerisine karşı yeterince tepki göstermememi, bunu bile “anlamaya” çalışmamı eleştirmek için söylendi. Tokat at diyor bana, sevdiğin, saydığın insanlar arasında nasıl vahşiler var, gör, yüzleş ve tokat at. Önemli bir uyarı. Dönüp dönüp okuyorum o cümleleri.

Aşırı vergi nasıl vergiyi öldürürse, aşırı analiz de analizi öldürür mü acaba? « Uğraşacağım » dedim, ama galiba beceremiyorum sıyrılıp yüzleşmeyi. Bu yazı bile bunun ispatı.

Kendimi yukarıda zikredilen ekollerden ikincisine çok daha yakın buluyorum. Bu yüzden Özgecan cinayetinden sonra bütün tartışmaların odak noktası “bardağı taşıran son damla”, “artık yeter”, “unutursak kalbimiz kurusun”lara temkinli yaklaşıyorum. Zira kırılma noktalarının kırılma noktaları olduğunu düşünmüyorum. Devrimlerin devrim olduklarını düşünmediğim gibi. Her şey daha yavaş, her şey daha sistemli, Foucault’nun sarkacı yavaş dönüyor. Kaç “kırılma noktası” yaşadık, sadece son on yılda ? Kaç kere benim etrafımdakiler ve hatta bazen insanlığıma yenilip ben “hah işte bu sefer tamam” dedik? “Artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak” diye umutlandık?

Google’a bakmadan aklımda kalanıyla yazıyorum. Hrant Dink cinayeti, Gezi, Berkin Elvan cinayeti, Soma, Roboski… Ceylan? Pippa Bacca cinayeti, Sarai Sierra cinayeti… Ayşe Paşalı? (itiraf ediyorum, sonuncusu için Google’a baktım, soyadını… unutmuşum). Kırıla kırıla paramparça olduk.

Kırılma noktaları olmaması direnmeye engel değil. Bu yavaş değişime katkıda bulunmaya engel değil. Kırılma noktaları olmaması, o kırılma noktaları varmış gibi mücadele etmeye engel değil. Ama anlamaya, anlamlandırmaya çabalamaya da engel değil. Bir şeyler oluyor, doğru. Kötü kokuyor, doğru. Ama anlamlandır(a)mazsam… çıldırırım.

 
Poster un commentaire

Publié par le février 15, 2015 dans News

 

Étiquettes : , , , , , , , , , , ,

Özgecan ve « kültür »

Özgecan ve « kültür »

Capture d’écran 2015-02-14 à 18.04.12

 

 

Özgecan’ın bir peçete gibi görülüp katledilmesi üzerine « kültür » kavramı üzerine düşündüm. Bu kavramın birçok bilimsel disiplinde bir çok değişik anlamı var. Beni artik sadece sonuncusu tatmin ediyor :

  1. Tarımsal anlamı : ne ekersen onu biçersin

  2. Medeniyet anlamı : yüksek kültür, opera, edebiyat vs. Bunun sadece insanoğlu/insankızının yaratıcılığı olarak görülmesi

  3. Antropolojik anlamı : günlük hayatta bir toplumun kullandığı nesneler, algılamalar, davranış biçimleri

  4. Sosyolojik anlamı : ortak noktaları etkileşim sayesinde aktarılan birleştirici kodlar

  5. Tarihsel anlamı : herhangi bir grubun inşasında kullanılan araç

  6. Siyasal anlamı : herhangi bir grubun yönetiminde kullanılan araç

  7. Psikiyatrik anlamı : insanların toplu halde yaşamalarına olanak sağlamak için, içgüdüleri dizginlemede kullanılan içselleştirilmiş toplumsal normlar silsilesi.

Hepimizin içinde şiddet var. Ama « kültürlü » toplumlarda bu şiddeti dizginlemek için içsel normlar var.

Bu normlar, kolektif ve siyasal söylemle sürekli kötülendiğinde…

Sürekli, durmaksızın, her gün, « din », « millet », « erkek » kulpları takılarak toplumun ortak yaşam alanında uyması gereken normlar küçümsendiğinde…

Devletin ideolojik aygıtları aracılığı ile (okul, siyasal söylem, vaaz, basın…) toplumun bir kesimi (dinsel grup, etnik grup, cinsel grup) sürekli eleştirilip insanlığın çeperine yerleştirildiğinde…

O toplumun içinden içsel barajlarını aşan, ya da yıkıp geçen insanlar çıkıyor.

Hele bu insanlar « toplu » olduklarında, toplu olmanın verdiği güç, « suçu » içsel olarak hafifletiyor.

« Herkes yaptı, ben de yaptım » ; « Onlar yaptığına göre kötü bir şey değil » ; « Ben emirlere uydum » içsel savunma mekanizmalarının sadece bazıları.

Ama elbette en çok kullanılan mekanizma « ayna » :

« tahrik etti » ; « hakaret etti » ; « ben yapmasaydım o yapacaktı » ; « erkeklik onurumu korudum » ; « milletimi korudum » ; « dinimi korudum »…

Kadın cinayetleri, sadece kadın cinayetleri değil. Kadın tecavüzleri, sadece kadın tecavüzleri değil.

Özgecan, ve daha binlercesi, ortak yaşam normlarını ayaklar altına alan ve dolayısıyla artık ortak yaşamamaya karar vermiş bir toplumun ön sinyalleri.

 
1 commentaire

Publié par le février 14, 2015 dans News

 

Étiquettes : , , ,

AİHM Pınar Selek Davasında Hüküm Vermedi

AİHM Pınar Selek Davasında Hüküm Vermedi

Cumhuriyet, 13.02.2015

Samim Akgönül

16 yıllık bir süreç, sayısız duruşma, 3 beraat, hukuk ilkelerinin fersah fersah uzağında yapılan bir duruşmada verilen bir müebbet ve bütün kararların teker teker Yargıtay’da bozulmasından sonra 2014’te alınan dördüncü beraat. Ve gene Yargıtay yolu.

Capture d’écran 2015-02-13 à 18.47.08

Pınar Selek davasını takip edenler, nasıl yerel, ulusal ve uluslararası hukukun karmaşık bir yumağın içinde debelendiklerinin farkındalar. 16 yıllık bir süreç, sayısız duruşma, 3 beraat (2002, 2006, 2011), hukuk ilkelerinin fersah fersah uzağında yapılan bir duruşmada verilen bir müebbet (2013) ve bütün kararların teker teker Yargıtay’da bozulmasından sonra 2014’te alınan dördüncü beraat. Ve gene Yargıtay yolu. Herhalde bu dava daha şimdiden hukuk fakültelerinde Frenklerin “acharnement judiciaire / judicial harassment” dedikleri hukuksal taciz-hukuksal usandırma sürecine örnek olarak gösterilmeye başlanmıştır bile.

Bu çalkantılı süreç içinde, hukuksuzluk ve adaletsizlik ile boğuşurken Pınar Selek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne 2010 senesinde bir başvuru yaptı. Selek başvurusunda, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 4 maddesinin aleyhine ihlal edildiğini belirtti. Bu maddeler işkenceyi veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muameleyi veya cezayı yasaklayan 3. madde; uzun ve adaletsiz tutuklamayı yasaklayan 5. madde; bu davanın taraflı tarafsız herkesin gözüne batan özelliği olan adil yargılama sürecinin olmaması (6. madde) ve ifade özgürlüğünün kısıtlanmasını yasaklayan 10. maddeydi.

MAKALENIN DEVAMI

 
Poster un commentaire

Publié par le février 13, 2015 dans Media, News

 

Étiquettes : , ,

TÜRKİYE BARIŞ MECLİSİ : Çözüme Doğru Konferansı

TÜRKİYE BARIŞ MECLİSİ : Çözüme Doğru Konferansı

 

Capture d’écran 2015-02-13 à 08.43.29

 

Program:

21 Şubat 2015 Cumartesi

Saat: 10.00- 18.00

Çözüm Süreci Rapor’unun Sunumu: Levent Korkut

1. Oturum: Çözüm Süreci’nin Dünü, Bugünü ve Geleceği 

Selma Irmak

Mehmet Emin Ekmen

Hüseyin Yayman

Ferhat Kentel

Yönetici: Ayşe Soysal

Öğle Arası:13.00- 14.00

2. Oturum: Deneyimler ve Dış Etkenler

Dünya Deneyimleri Işığında Çözüm Süreci: Harun Ercan

Akil İnsanlar Heyeti Çalışması: Yılmaz Ensaroğlu

Bölgesel Gelişmelerin Çözüm Süreci’ne Etkileri: Arzu Yılmaz

AB Süreci, Uluslararası Ortam ve Çözüm Süreci: Can Paker

Yönetici: Sibel Eraslan

3.Oturum: Çözüm Çalışmalarının Toplumsal Zemini

Kadın Gözüyle Çözüm Süreci: Ebru Günay

Çözüm Süreci’nde Medyanın Rolü ve Tavrı: Yasemin İnceoğlu

Çözüm Süreci’nde Toplumsal Kimlik Farklılaşması: Hakan Yılmaz

Çözüm Süreci’nde Sivil Toplumun Rolü: Ahmet Faruk Ünsal

Yönetici: Ziya Halis

22 Şubat 2015 Pazar, Saat:10.00- 16.00

1.Oturum: Çözüm Süreci Riskler ve İmkânlar

Çatışmadan Çözüme Geçişte Güven Sorunu: Ali Bayramoğlu

Çözüm Süreci’nde Toplumsal Algı Farklılaşması ve Beklentiler: Bekir Ağırdır

Çözüm Süreci’nde Onarıcı Adaletin Sağlanması: Emel Ataktürk

Çözüm Süreci’nde Kırılmalar: Cuma Çiçek

Yönetici: Feray Salman

Öğle Arası: 12.30- 13.30

2. Oturum: Çözümün Siyasal Zemini

Paramiliter Güçlerin Silahsızlanma Sorunu: Şemsa Özar

Çözümün Hukuksal Çerçevesi: Turgut Tarhanlı

Müzakerenin Kurumsal Yapıları: Maya Arakon

Çözümü Kolaylaştırıcı Toplumsal Faktörler: Galip Dalay

Yönetici: Sevgi İnce

Kapanış ve Sonuç Bildirisi: 16.00

Türkiye Barış Meclisi ve İstanbul Ticaret Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü

 
Poster un commentaire

Publié par le février 13, 2015 dans Manifestations scientifiques

 

Étiquettes : , ,

 
%d blogueurs aiment cette page :