RSS

Türkiye’de tepkisel siyaset ve Foucault’nun sarkacı

20 Août

Türkiye’de tepkisel siyaset ve Foucault’nun sarkacı

Samim Akgönül

Tam ortasındayız bir devrin. Yağmurun, karın, soğuğun ortasındayız. Bir devrin ortasında olmak, o devrin bir sonunun olduğuna da işaret eder elbet. Bu iyi haber. Ancak işin kötüsü, Türkiye’de her devir, bir önceki devre bir tepki olarak yaşandığından, bir önceki devrin itici gücü ile, yapmak için değil devirmek için ilerlediğinden, şu anda ortasında olduğumuz devirden sonraki devirde işlerin daha iyiye gideceğini söylemek zor. Ama umut fakirin ekmeği.

Foucault_pendulum_animated

Tarihte eski ekol kırılma noktaları üzerine, tarihin akışını değiştiren olaylar ve bireylerin varlığı üzerine kurulmuştu. Fernand Braudel’in longue durée’sinden beri, her olayın bir önceki olaylar silsilesinin ve ortamın sonucu ve her kahramanın zamanının ve mekanının meyvesi olduğunu biliyoruz. Ancak elbette tarihi anlamlandırmak için olgu ve olaylara da ihtiyacımız var.

Bu çetrefil durumda Türkiye siyasal tarihini anlamlandırmak için “Foucault’nun sarkacı” metaforunun kullanışlı olabileceğini düşünüyorum. Sarkacın her hareketi, hem bir önceki harekete bir tepki hem de bir önceki hareketin devamı niteliğinde. Hareket toplamı rotatif olduğundan her hareket bir bütünün parçası. Böylece tarihin geriden ileriye uzanan ve zaman zaman çatallaşan bir çizgi değil, bir döngü içerisindeki akımların toplamı olarak görülmesi de sağlanabilir. Ve elbette bir önceki hareketin şiddeti, bir sonraki tepki/devam hareketinin de şiddetini belirler.

Güncel Türkiye tarihinde bu etkileşimli sarkaç hareketlerini hatırlatır nitelikte, her biri aşağı yukarı çeyrek asır süren dört devir olduğunu düşünüyorum. Daha doğrusu düşünüyorum değil de “hissediyorum” demem lazım ki teorinin sübjektifliği daha da ortaya çıksın. Devir kelimesini de tesadüfen seçmedim. İçinde hem döngü kavramını barındırması, hem de bir taraftan devirmeye diğer taraftan da devrim/karşı devrim kavramlarına göndermesi kanımca buradaki argümanlarım için ideal kılıyor bu terimi. “Dönem”den çok daha iyi.

  1. Devir 1924-1950

Bu devirlerden birincisini 24 Temmuz 1923’te (Lozan antlaşması) ya da 29 Ekim 1923’te başlatabiliriz. Ama bence  1921 Teşkilat-ı Esasiyesi’ne zıt bir sistem kuran 20 Nisan 1924 Anayasası en doğru başlangıçtır. Bu devir sadece “kuruluş” devri değil. Aynı zamanda bir “Tanım” devri, bir “Tasvir” devri. Toplumun ne olduğundan değil, ne olması ve nasıl olmasından hareketle inşa edilen bir devir. Bir önceki devire hem tepki, hem de bir önceki devrin düşün dünyasını devralan bir devir. Bir önceki devir Monarşi ise bu devir Cumhuriyet’tir. Bir önceki devir Hilafet ise bu devir “laiklik”tir, vs.. Ama Ermeni Soykırımı bir önceki devirdeyse, zorunlu nüfus mübadelesi, 1934 Trakya pogromu, Dersim, Varlık vergisi bu devirdedir. O yüzden 1923-1950 devrine bakanlar eğer bir önceki devre ne kadar zıt olduğunu görmek isterlerse, bunun bir devrim olduğunu ispat etmek isterlerse, rahatlıkla örnekler bulabilirler. Aynen tersini düşünenler gibi…

  1. Devir 1950-1978

Aşağı yukarı 26-27 sene süren bu devrin 1950’de sonlanmaya başladığı düşünülebilir. Sonlanmıştır zira sarkaç gelebileceği en gergin noktaya gelmiştir. Çok partili sisteme geçişle sarkacın, aynı çemberin içinde kalmak ve aynı araçları kullanmak şartı ile, sert bir biçimde ters tarafa doğru meylettiği görülebilir.

İçte ve dışta hem tepkidir bu devir hem de devam. NATO ve Avrupa Konseyi üyelikleri ile Batı’ya entegrasyonun başlangıcı ve izolasyonun sonu bu devirdedir. Arapça ezanla, ilkokullarda din dersleriyle İslam’ın tekrar topluma enjekte edilmesi de. 6-7 Eylül 1955, 1964’te Rumların sınır dışı edilmesi bu devirdedir. Daha elbette yüzlerce örnek verilebilir. Yazıyı uzatmamak için burada kesiyorum. Teorinin nasıl çalıştığı anlaşılmıştır herhalde.

  1. Devir 1978-2002

Kanımca çok partili sistemin iflası 1978’de başlamıştır. 1980 darbesi bu iflası hazırlayan askeri otokrasinin bir etabıdır sadece. 1978’den itibaren yeni bir devir başlıyor denilebilir. Sarkaç 28-30 senenin sonunda gene sonuna kadar gerilmiş, ters yöne hareket etmeye başlamıştır. Ve bu ters yönde hareketle asker ve asker emrindeki bürokrat-politikacı vesayetinin altında bütün toplum ama özellikle de üç grup hunharca ezilmeye başlamıştır:   önce solcular ve Kürtler (1980’ler) sonra Müslümanlar ve Kürtler (1990’lar).

1978-1980’den 2002’ye giden aşağı yukarı çeyrek asırlık süreçten iki güçlü tepkisel hareket doğdu. Birincisi elbette siyasi İslam’ın palazlanıp önce siyasal ve sonra da sosyal, ekonomik ve kültürel iktidarı adım adım ele geçirmesi. İkincisi de Kürt hareketi.

  1. Devir 2002-2024

Kanımca AKP’nin 2002’de tek başına iktidara gelmesi bir devrin gene son soluğunu vermesi yeni bir devrin başlangıcıdır. AKP de hem bir önceki devrin meyvesi hem de o devre doğan bir tepki olarak çözümlenebilir. Türk-İslam sentezciliğini zirveye taşımış ama merkeziyetçilikten ödün vermemiştir. 2002-2024 arasındaki bu son devirde de tepkiden doğan sistem radikalleşmekte, İslamlaşmakta, otoriterleşmekte. Eğer sarkaç teorisi doğruysa, elbette sona erecektir. Gene aynı dönemde hem sonuç hem tepki olarak Kürt hareketi de radikalleşmiş, pastadan pay alabilme ya da en azından meşruiyet kazanabilme aşamasına gelmiştir. 2024’e kadar bu hareket hem İslam’la, hem HDP örneğinde görüldüğü gibi solcularla hem de Kürt etnik hareketiyle harmanlanıp iktidardan pay alacaktır.

Evet, tam ortasındayız yolun, koşunun ortasındayız. Ancak Foucault’nun sarkacının son bir özelliği daha var. Yavaşlıyor. Bu bir devridaim makinası değil. Hareketler yavaşladıkça tepkisel hareketler de yavaşlıyor. Umarım bu son devirden doğacak çeyrek yüzyıl daha yavaş, daha “normal”, daha hırssız, daha hınçsız olur. Şimdiden söylemek zor. Umut fakirin ekmeği.

 
2 Commentaires

Publié par le août 20, 2014 dans Media, Nouvelles Publications

 

Étiquettes : , , , ,

2 réponses à “Türkiye’de tepkisel siyaset ve Foucault’nun sarkacı

  1. cakirerkan

    août 24, 2014 at 6:43

    Yazınız çok güzel olmuş. Bence 1960 askeri darbesini de devir olarak alınması gerekir.

     

Laisser un commentaire

Entrez vos coordonnées ci-dessous ou cliquez sur une icône pour vous connecter:

Logo WordPress.com

Vous commentez à l'aide de votre compte WordPress.com. Déconnexion / Changer )

Image Twitter

Vous commentez à l'aide de votre compte Twitter. Déconnexion / Changer )

Photo Facebook

Vous commentez à l'aide de votre compte Facebook. Déconnexion / Changer )

Photo Google+

Vous commentez à l'aide de votre compte Google+. Déconnexion / Changer )

Connexion à %s

 
%d blogueurs aiment cette page :