RSS

Archives Mensuelles: décembre 2013

İstifa etmek ya da etmemek işte bütün mesele bu

İstifa etmek ya da etmemek işte bütün mesele bu

Güliz Arslan

guliz.arslan@milliyet.com.tr

Milliyet, 29 ARALIK 2013

 

Türkiye, 17 Aralık yolsuzluk operasyonuyla gelen istifaları konuşuyor. Bakanları hemen istifa etmedikleri için eleştiren de var, sekiz günün sonunda gelen istifa kararını Başbakan’ın baskısıyla aldıklarını öne süren de… Türkiye’de siyasetçiler istifayı neden son çare olarak görüyor, uzmanlara sorduk.

istifa-etmek-ya-da-etmemek-iste-butun-mesele-bu-3918984

Siyasette önemli bir kurum ama bizde yenilmişlik sayılıyor”

Prof. Dr. Samim Akgönül / (Strasbourg Üniversitesi)

* Son olayda siyaseten sorumluların derhal istifa etmeleri bence şarttı. Soruşturmanın selameti için olay patlak verdiğinde istifa etselerdi herkes bunu normal karşılayacaktı. Ancak sekiz gün boyunca “Bu bir komplo” dedikten sonra istifa ettikleri ya da ettirildikleri için elbette ateş olmayan yerden duman çıkmaz algısı oluşuyor.
* İstifa siyasette önemli bir kurum. Batı demokrasilerinde suçun kabulü anlamına gelmiyor. Türkiye’de ise yenilmişlik anlamına geliyor. Özellikle Recep Tayyip Erdoğan her türlü muhalefeti, şahsına karşı bir saldırı olarak gördüğü için derhal “Yedirmem” tepkisi veriyor. Bu durumda istifalar beklentileri karşılayamıyor zira bu sekiz gün içinde çıta yükseldi. İstifa bir emniyet sübabı olma özelliğini kaybetti.
* Türkiye gibi tepeden kurulmuş sistemlerde bireyler konumlarıyla özdeşleşiyor. Kökleşmiş kurumları olan devlet sistemlerinde ise bireylerin kurumun önüne geçmeleri imkansız, kurum kendine yakışmayanı dışarı atıyor. Türkiye’de mesleki hata önemsiz bir şey. Biraz tanıdığım Fransa’da ise bu, en ağır suçlardan biri. Orada koltukları işgal eden bireyler o koltuklara borçlu olduklarını hissedip o koltuklara layık davranmadıkları anda dışlanıyor ve elbette istifa ediyorlar. Ancak özel ve aile hayatlarındaki aykırılıklar onur kırıcı olarak görülmüyor.
* İstifa edememe erkekliğin zedelenmesi gibi de görülüyor mu bilmiyorum. Yenilgiyi kabul edermiş gibi görünmeme korkusu erkeklik komplekslerinden de ileri geliyor olabilir.

Haberin tümü

Publicités
 
Poster un commentaire

Publié par le décembre 29, 2013 dans Media

 

Étiquettes : , , , , , , ,

La Turquie et l’Europe

La Turquie et l’Europe

Une évolution en interaction

TURQUIE ET L’EUROPE

Capture d’écran 2013-12-24 à 11.17.29 Capture d’écran 2013-12-24 à 11.17.47

 

 
Poster un commentaire

Publié par le décembre 24, 2013 dans Nouvelles Publications

 

Étiquettes : , , , ,

Sarıgöl’de Kentsel dönüşüm ve göç

Sarıgöl’de Kentsel dönüşüm ve göç

Fotoğraf4387

23 Aralık 2013 Pazartesi günü, doktora danışmanlığını yaptığım Nihal Durmaz, beni ve diğer danışmanı Florence Rudolf’u, İstanbul’daki üç sahasından biri olan Sarıgöl mahallesine götürdü. Bu Mahalle kentsel dönüşümün göbeğinde derin bir vadi şeklinde Gaziosmanpaşa ve Eyüp arasında. Sakinlerinin büyük bir çoğunluğu Roman. İki aşamalı bir göçle bölgeye yerleştirilmişler. Birincisi mübadele. 1923 sonrası Selanik Romanları Taşlıtarla Gaziosmanpaşa arsındaki bölgeye yerleştirilmiş. Daha sonra 1950’lerden itibaren Trakya Romanlar da mahalleye göç etmiş. Bu iki göçe 1990 sonrası bir üçüncüsü eklenmiş. Elbette Kürt göçü.

Resimler bana aittir. Referans gösterilmeden kullanılmazsa sevinirim

Fotoğraf4385

Mahalle gecekondu ve apartkondu yapılaşması ile öne çıkıyor. Ev sahibi Romanlar evlerini verip kira yardımı almaya başlamışlar (maksimum 600 TL), gökdelenlerin bitmesini bekliyorlar. Ancak Vialand’ın (Dev bir alışveriş merkezi) ve kentsel dönüşümün başlamasıyla kiralar artmış, bazen 800 liraya kadar varıyormuş. Zaten bahçeli evleri bırakıp gökdelenlere geçtiklerinde 400 TL’ye varan aidatları ödeyemeyip dağılacakları konuşuluyor.  Kimisi ise memnun “elbette bu modern binalarda oturmak isteriz” diyorlar. Ama inşaatların ne zaman biteceği belli değilmiş.

Fotoğraf4386

İki kadın biz gezerken yanımıza yaklaşıp, bir moloz yığınını gösterip, 25 daireli apartkondularının burada olduğunu söyledi. 16 daire onay vermiş diğer dokuzunun elektrik ve suyu kesilerek gitmeye zorlanmışlar. Kira yardımı alıyorlarmış. Eski evlerinin arsasında inşaat başlamış mı diye bakmaya gelmişler. Diğer gökdelen inşaatlarına hevesle bakıyorlar (“Havuz olacakmış”) ancak komşuluk yapamamaktan korkuyorlar.

Fotoğraf4395

İnşaatlar Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve İLBANK tarafından Acar İnşaat’e verilmiş. Vinçler ve işçiler harıl harıl çalışıyorlar.

Fotoğraf4389

Kent hareketinden Ömer Kiriş’e göre konu sadece gecekondu mahallesi değil, bütün Gaziosmanpaşa’nın halkının buralardan kovulması ve bölgenin ranta açılması.  Zaten daha önce kiracı olanlar mahalleyi çoktan terk etmiş, ve şehrin dört biryanına dağılmışlar. Söylenenlere göre Trakya’daki Roman mahallelerine dönenler de varmış. Ayrıca daha sonra konuştuğum minibüsçüler bir Kürt Roman rekabetinin de olduğunu belirtiyorlar.

Fotoğraf4402

Bütün mahalle moloz ve terkedilmiş evlerle dolu. Bazen yıkıntıların arasında birkaç müstakil ev ya da gecekondu dayanabilmiş ancak onların da günleri sayılı.    Fotoğraf4406

Elbette bütün bu dönüşümün temelinde Dev Vialand ve çevreyolları var

Fotoğraf4408

Fotoğraf4409 Fotoğraf4410 Fotoğraf4411

Bazı yıkılmış ve terkedilmiş evler ise hala yaşam kalıntıları içeriyorlar.

Fotoğraf4412 Fotoğraf4392 Fotoğraf4393 Fotoğraf4407

Sonuç olarak İstanbul’un önemli Roman yerleşim bölgelerinden biri daha Şehre fazla yakın olduğu, fazla değerli olduğu için el değiştirmekte. Ve bu değişim son derece hızlı. Beraberinde yeni göçler, yeni toplumsal hiyerarşiler getireceği kesin. Nihal Durmaz’ın doktora tezini sabırsızlıkla bekleyeceğiz.

 
Poster un commentaire

Publié par le décembre 23, 2013 dans News

 

Étiquettes : , , , , ,

Turchia. L’unità dell’AKP a rischio?

Turchia. L’unità dell’AKP a rischio?

di Samim Akgönül*

 

 

 

Erdogan_0

In Turchia i dirigenti del Partito Giustizia e Sviluppo (AKP) si confrontano direttamente su argomenti come la vendita di alcolici o la vita sessuale dei giovani. La condanna della condivisione di appartamenti tra studenti dei due sessi da parte del primo ministro è servita da pretesto per un dibattito che lascia presagire, al di là delle rivalità politiche, un conflitto interno sulla questione religiosa.

Sin dalla fondazione della Repubblica turca, nel 1923, la questione religiosa è stata al centro del dibattito politico. I suoi fondatori venivano da una categoria molto specifica dell’élite ottomana, nazionalista ma anche secolarizzata, che vedeva nel positivismo e nell’emulazione dell’Occidente la sola via sana per indirizzare la società.

Così, sin dall’inizio, la corrente religiosa musulmana sunnita è stata messa sotto controllo da parte dello Stato attraverso un’organizzazione: la famosa Direzione per gli Affari religiosi (DIB, Diyanet İşleri Başkanlığı), incaricata di centralizzare le istituzioni religiose, di controllarle e di nazionalizzarle.

Nel corso dei decenni, mentre l’Islam popolare veniva disprezzato e represso, quello ‘ufficiale’ restava uno dei principali criteri di definizione dell’appartenenza nazionale. Secondo la visione dell’élite burocratica e militare, insomma, un turco doveva essere musulmano senza mostrare apertamente di esserlo.

Turchia. L’unità dell’AKP a rischio?

 
Poster un commentaire

Publié par le décembre 13, 2013 dans Media

 

Étiquettes : , , , , ,

TÜRKİYE TOPLUMU VE AZINLIKLAR; LOZAN’IN ÖTESİNE GEÇMEK MÜMKÜN MÜ?

TÜRKİYE TOPLUMU VE AZINLIKLAR

LOZAN’IN ÖTESİNE GEÇMEK MÜMKÜN MÜ?

PROF. DR. SAMİM AKGÖNÜL

Galatasaray Üniversitesi

19 ARALIK 2013

Capture d’écran 2013-12-12 à 20.51.39

 
Poster un commentaire

Publié par le décembre 12, 2013 dans Manifestations scientifiques

 

Étiquettes : , , ,

Religion as a source of Belonging

Religion as a source of Belonging

PROF. YEŞİM BAYAR

MCGILL UNIVERSITY,

Turkish Review

November 2013

Capture d’écran 2013-12-06 à 11.20.59

Capture d’écran 2013-12-06 à 11.21.18

Capture d’écran 2013-12-06 à 11.21.37

 
Poster un commentaire

Publié par le décembre 6, 2013 dans Media, News, Nouvelles Publications

 

Étiquettes : , , , , , ,

L’unité de l’AKP ébranlée

L’unité de l’AKP ébranlée

Polémique sur les valeurs religieuses en Turquie

Orient XXI > Magazine > Samim Akgönül > 2 décembre2013

En Turquie, les principaux dirigeants du Parti pour la justice et le développement (AKP) s’affrontent ouvertement sur des sujets tels que l’alcool ou la vie sexuelle des jeunes. La condamnation du partage d’appartements entre étudiants des deux sexes par le premier ministre a récemment servi de prétexte à une fronde qui laisse présager, au-delà des rivalités politiques, un conflit interne autour de la question religieuse.

ArabaciogluJeune couple dans le quartier de Beyoğlu, Istanbul.

Ekin Arabacioglu, 12 juillet 2008.
Depuis la fondation de la République turque en 1923, la question religieuse est au centre du débat politique. Les fondateurs étaient issus d’une catégorie bien spécifique de l’élite ottomane, nationaliste mais aussi séculariste, qui voyait dans le positivisme et l’imitation de l’Occident la seule voie de salut pour la société. Ainsi, dès le début, la religion musulmane sunnite est placée sous contrôle étatique à travers une organisation : la fameuse Direction des affaires religieuses (DIB, Diyanet İşleri Başkanlığı). Elle est chargée de centraliser les institutions religieuses, de les contrôler, de les nationaliser. Pendant des décennies, alors que l’islam populaire se voit méprisé, voire réprimé, l’islam officiel reste l’un des critères principaux de l’appartenance nationale. Pour dire les choses rapidement, selon la vision de l’élite bureaucratique et militaire, un Turc doit être musulman mais ne pas le montrer.
 
Poster un commentaire

Publié par le décembre 2, 2013 dans Media

 

Étiquettes : , , , ,

 
%d blogueurs aiment cette page :