RSS

Ercan Akyol, dinsel, cinsel ve sınıfsal ayrımcılık

08 Fév

Ercan Akyol, dinsel, cinsel ve sınıfsal ayrımcılık

26 Ocak 2013’te, Milliyet gazetesinde, Ercan Akyol imzalı bir karikatür yayınlandı. Bu karikatürde Akyol Danıştay 8. Dairesi’nin avukatlığın “kamu görevi” değil “serbest meslek” olduğu gerekçesiyle türbana vize vermesini eleştiriyor, çarşaflı bir kadınla, avukat cübbeli ve başörtülü bir kadını karşı karşıya getiriyordu. Gelen tepkiler üzerine gazetenin okur temsilcisi Belma Akçura 4 Şubat 2013’de, Milliyet gazetesindeki demokratik dönüşüme uygun olarak, konu hakkında bir yazı hazırladı. Akçura yazıda dengeyi göz önünde bulundurarak okur tepkileri ve çizer Akyol’un yanı sıra benden de bir yorum talep etti.

karikaturlerde-dinsel-ve-sinifsal-ayrimcilik-3009989

Ercan Akyol’un yukarıdaki karikatürüne yaptığım yorum şu idi :

 

Bu karikatürde bir dinsel stereotip kullanılmış. Örtünen kadının çarşaflı olması onun geri kalmışlığını simgeliyor. İşin ilginç tarafı Avukat cübbesi + başörtüsü çarşaf haline geliyor. Yani görünürlük içeriği açıklıyor. Bu açıdan karikatür çok sorunlu.

 

Bir de sınıfsal stereotip kullanılıyor. Çarşaflı kadın « doğal olarak » eğitim görmemiş olarak resmediliyor ve eğitim görmenin, -aslında- başörtüsü takma sebeplerini ortadan kaldırması gerektiği mesajı veriliyor.

 

Bu iki açıdan da karikatür aşağılayıcı, benim müslümanofobia dediğim davranış sekline girebilir. Yani Müslümanlık varoluş tarzının aşağılandığı söylenebilir.

 

Ancak « nefret söylemi » kavramı çok daha sert. Burada şiddete çağrı yok. Sadece küçük görme var. Bu açıdan bakıldığında karikatürün ayrımcı bir dil kullandığını ancak « Nefret söylemi » çerçevesine girmediği düşünülebilir. 

 

Ancak sunu da belirtmek isterim, aşağılama, küçük görme, alay etme, Bourdieu’nün « Sembolik şiddet » olarak kavramsallaştırdığı şiddete de girebilir. Diğer bir deyişle, bu karikatür şiddete çağrı yapmıyorsa da, kendisi sembolik şiddet uyguluyor olarak nitelendirilebilir.

 

« Sembolik şiddet » kavramı, Fransız sosyolog Pierre Bourdieu tarafından kullanılmış bir kavramdır. Günlük hayatta ve sosyal etkileşimlerde hakim ve başat olduğunu düşünen grubun ya da bireyin tehlikeli, daha aşağıda, gayrimeşru olarak gördüğü grup ya da bireye karşı tutum ve söylemlerini betimlemek için kullanılır. Bu açıdan bakıldığında sayın Akyol’un karikatüründe başörtülü kadınların aşağılandığı ve eğitim görürlerse yani cehaletten kurtulurlarsa “normalde” başörtüsü takmamaları gerektiği  söyleminin bu tanıma uyduğunu belirttim.

6 Şubat 2013 tarihinde Melih Aşık’ın köşesinde yayınlanan karikatüründe Ercan Akyol, bir önceki karikatüründe çarşaflı bir kadın ile cübbeli ve başörtülü bir kadının diyaloğunu konu edindiği karikatürüne yaptığım yorumu eleştirdi.

 

Ercan Akyol 2

6 Şubat 2013 tarihinde yayınlanan karikatürde, ismim zikredilerek, asıl şiddetin bir önceki karikatür değil kadınlara başörtü taktırmak olduğu konusu hicvedilmekte. Gerçekten de, eğer bir kadın, kendi isteği, inancı dışında herhangi biri tarafından ya da toplumsal baskı çerçevesinde, herhangi bir şekilde giyinmeye, davranmaya, söylem geliştirmeye zorlanıyorsa ya da kendini bu zorundalık içinde hissediyorsa bu DA bir sembolik şiddettir. Bu şiddet erkek egemen toplumsal yapıdan, geleneklerin ya da dinî dogmaların güçlü olduğu bir toplumsal yapıdan ve/veya bireyselleşmenin gerçekleşemediği bir toplumsal yapıdan kaynaklanabilir. Ki bu durum Türkiye toplumunun bir bölümünde geçerlidir.

Ancak, bazı başörtülü kadınların bu sembolik şiddete maruz kalmaları, bütün başörtülü kadınların aşağılanmasını ve sembolik şiddete maruz kalmalarını meşru gösteremez. Tutarlılık adına söylüyorum. Başörtüsü, Türban, Çarşaf giyen bazı kadınların Erkek egemen ve Din egemen toplumun mağdurları olduğunu düşündüğüm gibi başörtülü kadınların küçük görülmelerini, alay konusu olmalarını ve sosyal ve mesleki hayatta dışlanmalarını da yanlış görüyorum ve eleştiriyorum.

Ercan Akyol’un yaptığı “ama Amerika da Kızılderilileri kesti…” tarzı bir savunmadır. Yani suçun itirafı! Ayrıca benden talep edilen yorum toplumsal açıdan başörtüsü konusunda değil Ercan Akyol’un karikatürü konusunda idi.

İşin ifade özgürlüğü kısmı da cabası. İslam Peygamberi Hz. Muhammed’in karikatürize edilmesini de aynı çerçevede eleştirmiş, bu karikatürlerin bazılarının sembolik şiddet içerdiğini ancak İslam’ın bir düşünce sistemi olarak eleştiriye açık olduğunu ve herhangi bir düşünce sisteminin eleştirisinin nefret söylemi içermedikçe, açıkça şiddete yöneltmedikçe ifade özgürlüğü çerçevesinde ele alınması  gerektiğini söylemiştim. Aynı yorumu Ercan Akyol’un karikatürü için yapabilirim : Bu karikatür sembolik şiddet ve aşağılama içermektedir ancak ifade özgürlüğü kapsamına girer. Ercan Akyol, karikatüründe kendine “Allahtan çarşaflı çizmişim ya çıplak çizseymişim ne olurdu” dedirtmiş. Benim bakış açıma göre açık kadınları aşağılayan bir karikatür olsaydı gene aynı hataya düşülmüş olunurdu. Bu tip karikatürlere verilebilecek yegane cevap aynı ifade özgürlüğü çerçevesinde benim yaptığım gibi fikrî eleştiri olabilir.

Entelektüel tutarlılık adına arafta kalmayı göze almak bu demek herhalde. Bu tutarlılık arayışı yüzünden olsa gerek, ne Ercan Akyol ve onun gibi düşünenlere, ne de zıt düşünce yapısına sahip olanlara hiçbir zaman “hoş” görünmedim… Ve bu yönde bir çabam da hiç olmadı.

İsmimin zikredildiği 6 şubat 2013 tarihli karikatüre gelince : burada “ihraç malı Prof.ümüz” ifadesinin Ercan Akyol’un eleştirime duyduğu öfkesini dizginleyememekten ileri geldiğini düşünüyor, kendimi ne “ihraç” ne “mal” ne de “birilerinin prof.’u” olarak gördüğümü altını çizerek belirtmek istiyorum. Aynı mantıktan gidersek Ercan Akyol için de “Yerli Malı karikatürcümüz” tanımlaması yapılabilir ki böyle bir tanımı ne kendime ne de Akyol’a katiyetle yakıştıramam.

“Söyleyene kızma söyletene bak” ifadesini ise hayret ve esefle karşıladığımı, şimdiye kadar bana herhangi bir şeyi “söyleten” herhangi bir kurum, grup ya da kişinin olmadığını ısrarla ve üstüne basarak belirtmek isterim. Örneğin ben Ercan Akyol’u köşesine alan Melih Aşık’ın karikatüriste herhangi bir şey söylettiğini düşünmüyorum. Ercan Akyol kızmak için bir adres arıyorsa bu sadece ve sadece konu hakkında düşünmüş olan Pierre Bourdieu ve bu kavramsallaştırmayı kullanmış olan bendenizim!…

Yukarıdaki açıklamam Milliyet gazetesinde yer bulamadığından ve Milliyet gazetesini ilgilendiren bir yazıyı başka bir gazetede yayınlamak istemediğimden bu siteye koyma ihtiyacını duydum.

Samim Akgönül

 
Poster un commentaire

Publié par le février 8, 2013 dans News

 

Étiquettes : , , , , , ,

Laisser un commentaire

Entrez vos coordonnées ci-dessous ou cliquez sur une icône pour vous connecter:

Logo WordPress.com

Vous commentez à l'aide de votre compte WordPress.com. Déconnexion / Changer )

Image Twitter

Vous commentez à l'aide de votre compte Twitter. Déconnexion / Changer )

Photo Facebook

Vous commentez à l'aide de votre compte Facebook. Déconnexion / Changer )

Photo Google+

Vous commentez à l'aide de votre compte Google+. Déconnexion / Changer )

Connexion à %s

 
%d blogueurs aiment cette page :