RSS

Human Rights Watch Dünya Raporu 2012: Türkiye

04 Fév

Dünya Raporu 2012: Türkiye

Human Rights Watch Türkiye

 

2011 yılının olayları

Adalet ve Kalkınma Partisi demokratik taleplerle yükselen Arap Baharı rüzgarı esnasında Türkiye’nin bölgesel çıkarlarını öne çıkarmaya yoğunlaşırken, ülke içinde insan haklarında gerileme yaşandı. Hükümet 2005 yılından beri insan hakları reformlarını ikinci plana itti ve gazetecileri, yazarları ve yüzlerce Kürt siyasi aktivistini yargılamaya ve hapsetmeye devam ederek ifade ve örgütlenme özgürlüğüne ağır darbe vurdu.

12 Haziran genel seçimlerinde yüzde 50 gibi tarihi bir oy oranıyla üçüncü kez iktidara gelmesinin ardından Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki AKP hükümeti bir kez daha 1982 anayasasını tamamen değiştirecekleri sözünü verdi. Anayasanın insan haklarını iyileştirecek nitelikte yeniden yazılması 2007 genel seçimlerinden bu yana tekrar tekrar gündeme gelen bir siyasi tartışma.

Hükümetin Türkiye’deki Kürtlerin azınlık hakları konularında gelişme sağlamak için 2009 yazında ilan ettiği “demokratik açılım”da bir ilerleme olmadı. Devletle yasadışı silahlı PKK arasında devam etmekte olan çatışmanın sona ermesi amacıyla başlayan çığır açıcı görüşmeler ise sürmedi. Temmuzda PKK’nin asker ve polise yönelik saldırılarının sıklaşmasıyla şiddet arttı ve Türkiye hükümeti Ağustos ayında, 2008’den sonra ilk kez Irak Kürdistanı’ndaki PKK üslerini hedefleyen hava bombardımanını başlattı. Sivillere yönelik artan saldırılara bir örnek 20 Eylül’deki iki saldırıdır: PKK bağlantılı bir grup olan Kürdistan Özgürlük Şahinleri’nin (TAK) Ankara bombalaması ve PKK’nin Siirt’te dört kadının ölümüyle sonuçlanan bir arabaya yaptığı silahlı saldırı.

Türkiye’de insan haklarının iyileşmesinin önündeki en büyük engel Kürt meselesinin çözümsüzlüğü olmaya devam etmektedir.

Türkiye Suriye hükümetinin göstericilere yönelik şiddetli baskısından kaçan yaklaşık 7,500 Suriyeli mülteci için kamplar kurdu. Hem kamptaki mültecilere erişim hem mültecilerin hareket serbestisi kısıtlıydı.

İfade, Örgütlenme ve Toplanma Özgürlüğü

Her ne kadar son on yılda tartışmalı konuların açıkça tartışılmasında gelişme görülse de Türkiye’nin yasaları, savcı, hakim ve siyasetçileri hala bu momentuma ayak uyduramıyor. Türkiye’nin terör tanımının kapsamının genişolması, hala teröre lojistik ya da maddi destek sağladığı ya da şiddet eylemlerine karıştığına dair somut delil bulunmayan kişilerin en ağır terör suçlarıyla itham edilebilmesine sebep oluyor. Savcılar şiddet içermeyen yazı ve konuşmalar nedeniyle kişiler hakkında kovuşturma yürütüyor. Siyasetçiler kendilerini eleştirenlere karşı adli hakaret havası açıyor. Mahkemeler ifade özgürlüğünü koruma yükümlülüğünü yeterince dikkate almadan mahkumiyet kararı veriyor. İfade özgürlüğünü kısıtlayan yürürlükteki yasaların tamamının çoktan kapsamlı olarak gözden geçirilmesi gerekirdi.

Özellikle kaygı verici bir durum ise gazeteci Nedim Şener ve Ahmet Şık’ın Mart ayında, akademisyen Büşra Ersanlı ve yayıncı Ragıp Zarakolu’nun da Ekim ayında terör suçlamalarıyla tutuklanıp hapsedilmeleridir. Şık ve Şener AKP hükümetine karşı darbe planlamakla itham edilen Ergenekon suç çetesine yardım ve yataklıkla suçlanıyor. Şık ve Şener aleyhindeki tek delil ise şiddet içermeyen yazıları. Ahmet Şık henüz basılmamışbir kitap yüzünden yargılanıyor. Bu rapor yazıldığı sırada bu iki gazeteci sekiz aydır tutukluydu ve Kasım ayında yapılacak duruşmayı bekliyorlardı.

Ersanlı ve Zarakolu ise PKK liderliğine bağlı Kürdistan Topluluklar Birliği (KCK/TM) ile bağlantıları olduğu iddiasıyla 2012 yılında yargılanmaya başlayacak. Her ikisi de Barışve Demokrasi Partisi’nin yasal siyasi faaliyetlerine karşı Nisan 2009’da başlayan ve 2011’de yoğunlaşan baskılar sırasında gözaltına alındı. Haziran 2011 seçimlerinde 36 bağımsız milletvekilini Meclis’e sokan BDP yetkilileri ve üyelerinin KCK ile bağlantıları olduğu iddiasıyla dalgalar halinde gözaltına alınmasının sonucunda yüzlercesi tutuklu olan binlerce kişi yargılanıyor.

Diyarbakır’da görülen 152 sanıklı ana KCK davasında ise kayda değer bir ilerleme olmadı. Sanıklardan altı BDP’li belediye başkanı ve bir insan hakları savunucusuAralık 2009’den itibaren tutuklu. Sanıklar savunmalarını Kürtçe yapmakta ısrar etti, ancak mahkeme tarafından reddedildi.

Kamuoyundan ve AGİT ve Avrupa Konseyi gibi uluslararası organlardan gelen yoğun baskılar sonucu Ağustos ayında hükümet tüm internet kullanıcıları için zorunlu olan filtre paketi uygulamasında değişiklik yaptı ve hayata geçişini erteledi. Ne var ki, çoğu porno içerikli olmasına karşın aralarında Kürt hakları ya da diğer siyasi içerikli siteler de bulunan yaklaşık 15,000 siteye Telekomünikasyon İletişim Bakanlığı ve mahkeme kararlarıyla erişim yasağı konması ifade özgürlüğü ve bilgi edinme hakkının kısıtlandığıyla ilgili ciddi kaygılara yol açmaktadır.

Raporun devami

 
Poster un commentaire

Publié par le février 4, 2012 dans Media, News, Nouvelles Publications

 

Étiquettes : , ,

Laisser un commentaire

Entrez vos coordonnées ci-dessous ou cliquez sur une icône pour vous connecter:

Logo WordPress.com

Vous commentez à l'aide de votre compte WordPress.com. Déconnexion / Changer )

Image Twitter

Vous commentez à l'aide de votre compte Twitter. Déconnexion / Changer )

Photo Facebook

Vous commentez à l'aide de votre compte Facebook. Déconnexion / Changer )

Photo Google+

Vous commentez à l'aide de votre compte Google+. Déconnexion / Changer )

Connexion à %s

 
%d blogueurs aiment cette page :