RSS

Neden Kulüp Rakı sipariş ettim?

01 Fév

Neden Kulüp Rakı sipariş ettim?

Samim Akgönül

Radikal, 22/07/2007

 

Strazburg’daki bir kongreye davet ettiğim profesör bir dostum gelmeden önce âdettir sordu, « Ne istersin Türkiye’den? » diye. Bu soruya cevap normatifdir « Sağlığınız » denir, « Hocam buralarda artık her şey var » denir de üstüne sosyolojik açıklama getirilir, Fransa Türkleri artık her şeyi ithal etmekle kalmayıp, hatta üretip özel Türk süpermarketlerinde satıyorlar meâlinde. Ancak ben tuttum ananeyi bozdum, bir şişe Kulüp Rakı istedim. Yetmişliğimi aldıktan sonra da biraz düşündüm, bu istek ne demektir? Hangi toplumsal ve azlık fenomeninin şahididir çerçevesinde.

Hemen şunu söyleyeyim, rakı içmesine içiyorum, damak tadı denen elle tutulmaz kavrama da önem veriyorum amma ve lâkin her içtiğim rakının tadını ayırt edecek, yok efendim « gözlerim kapalı da olsa bu şu marka rakının şu seneki üretiminin son şişelerinden biridir, bir ay on iki gün de buzdolabında kalmış belli » mertebesine ulaşmış değilim. Söylemek istediğim, Yeni Rakı varsa, efendim Altınbaş varsa, « yok vallahi içemem, öksürtüyor » gibi bahaneleri de uydurmuyorum. İşte bu yüzden sordum kendi kendime neden ille de Kulüp Rakı içiyorum diye.

Rakı, şarap

Bunun bir dizi sebebi olduğunu düşünüyorum. Birincisi rakı adlı içeceğin toplumsal imajından geliyor olmalı. Türkiye’nin elit tabakasında şöyle bir algılama var: Rakı lümpen içkisidir, şarap da kentsoylu. Aslında bu imaj yanlış. Lümpen kültürde ve bunun dramatik sonucu olan varoş kültüründe ve hatta kırsal kültürde şarap vardır, zira şarap kolay üretilen bir içkidir. Benim de Galatasaray ve İTÜ gençliğimden kalma şimdi ünlenmiş ve orta burjuvaziye dahil olmuş bir Mürefte ve Güzel Marmara dönemim de olmamış değildir (plastik tıpalı, dişle açılan) ancak rakının değişik bir yeri olduğu da inkâr edilemez.

Kaldı ki rakı zahmet ister, meze ister, buz ister, muhabbet ister, bin türlü aksesuar ister. Halbuki şarap soliter içkidir, içersiniz biter. Demek ki neymiş? Rakı sosyal içkiymiş, sanayi öncesi içkisi, şarap bireysel, sanayi ötesi.
Gene de bu halk/elit imajı var, yadsınamaz. İşte diyorum belki de bu halk imajına fazla dahil edilmemek için kimileri Kulüp Rakı’yı tercih ediyorlar. « Ben de rakı içiyorum ama benimki değişik, az bulunur » gibi bir söylenmeyen söylem. İşte bu noktada diğer bir toplumsal tespit yapalım. Milletlerin inşa döneminde yani kabaca 19. yy başı 20. yy’ın ilk yarısında, birey kendini farklı hissetmemek için her şeyi yapıyor. Nedir milletin ders kitaplarındaki tarifi: « Dil birliği, din birliği, efendim tarih birliği, ülkü birliği » vs. Yani müspet olan birlik olmak. İşte bu dönemde birey ille de herkes BİR olacak diye kendine yabancılaşıyor. Fakat sanayi ötesi toplumlarda birey grubun önüne çıkınca her şey darmadağın oluyor ve müspet olan tam tersine farklı olmak, değişik olmak, sürüye ait olmamak.

Demek ki eğer 1930’larda yaşasam Yeni Rakı içermişim, 2000’lerde farklı olmak pozitif, sivrilmek önemli, Kulüp Rakı içmek. Çokkültürlülük söylemi, azınlık kimliklerinin çoğunluğa karşı yürüttükleri mücadelenin artık dünya kamuoyunda gayet misafirperver bir şekilde karşılanması, işte bu « farklılık » kültüründen ileri geliyor olabilir.

Bu yapısal sebeplerin yanında elbette bu tercihin Kulüp Rakı’ya özel sebeplerinin de olduğu düşünülebilir. Rakının ismi Kulüp Rakı’dır yani kulüpte içilir hatta ve hatta rakının kendisi başlıbaşına bir kulüptür. Galatasaray’da 80’lerde öğrenciyken üç tip gece eğlence yeri vardı: Pavyonlar ki, kelimenin aslı « pavillon » olup küçük bağımsız binacıklar anlamına gelir. « Saz »lar biraz daha alaturkadır (ne demekse? hepsi alaturka) şarkıcısı, türkücüsü vardır ama genelde dansözü yoktur ve kulüpler, daimi müşterilerin gittiği, bir nebze de olsa daha nezih yerler (bizim müdavimliğimiz Büyük Londra Oteli’nin sırasındaki Ferah Saz’dı, bu « ferah » kelimesini ironi olarak kabul ediniz lütfen). Kulüp Rakı içmek, ben pavyona gidip konsomatrise para yedirmem, saza gidip sekizinci sınıf şarkıcılara alkış tutmam demek herhalde. Kendini kıro kültürden ayırmanın bir yolu olsa gerek. « Ben de rakı içiyorum ama kıro değilim » anlamında.

Muhteşem etiket

Tabii bir de etiket olayı var. Hakikaten de Kulüp Rakı’nın etiketi muhteşemdir. Artık reklam ve paket döneminde yaşıyoruz, paketin dışının, içindeki kadar önemli olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu etiket bir özdeşleşme etiketi, en azından itiraf edemeden böyle olabilme isteğiyle özdeşleşme.

Bu muhteşem etiketin sanatçısı Türkiye’nin ilk grafikeri sayılan İhap Hulusi Görey’dir. 1898’de Kahire’de doğmuş, 1986’da İstanbul’da ölmüş, Almanya’da resim eğitimi almış çok muhterem bir zattır. Tasarladığı Kulüp Rakı etiketinin yanında, Kurukahveci Mehmet Efendi ve Bayer logoları, Milli Piyango biletleri üzerine yaptığı resimler de çok meşhurdur. Ziraat Bankası, İş Bankası gibi bir sürü bankanın ve kurumun afişlerini tasarlamıştır. Eserleri biraz Art Dèco tarzında olup biraz da nasyonal sosyalizm kokar kanımca.

Uzun yıllar Kınalıada’nın kıymetli sakinlerinden biri olarak yaşamını sürdürmüş, ancak görsel hayatımızın her yanına eserleriyle sızmasına rağmen yoksulluk içinde ölmüştür.

Kulüp Rakı’nın üstündeki iki kişinin Atatürk ve İnönü olduğu söylentisi yaygın olsa da aslında İhap Hulusi’nin kendisi ve arkadaşı Şair Ahmet Fazıl Aytaç’tır. İşin ilginç tarafı bu iki smokinli beyefendi, rakıyı tamamen ananelere aykırı bir şekilde içiyorlar. Şarap bardağında, mezesiz, buzsuz ve hatta susuz. Kulunuz da susuz buzsuz içer ama şarap bardağında içme mertebesine henüz ulaşamamıştır.

Bu susuz ve buzsuz içme işine de akşamcılar kızarlar, rakı sulu içilir diyerek. Herhalde bunun altında yatan şu, « biz bunu her akşam içiyoruz, bir de susuz içersek genç ölürüz ». Halbuki her halükarda genç ölünür. Herhalde her grubun kendi dilini ve kurallarını, efendi dille adâbını serseri diliyle raconunu üretip bu normlara uymayanları dışlama isteğinden geliyor olmalı bu söylem… Kimlik denilen hiç dişi kalmamış canavar öyle kriterler uydururuyor ki bizden olanlarla bizden olmayanları ayırt etmek için, bu kriterlere uysan bir türlü, uymasan bir türlü. Bu milletler için de geçerli, azınlıklar için de, korporatist gruplar için de geçerli, tarikatlar için de. Ve elbette akşamcılar için de geçerli olmaması için hiçbir sebep yok.

Dostlara sulu veya susuz, markalı veya markasız bol rakılı yaz akşamları dileğimle.

 

 

 
Poster un commentaire

Publié par le février 1, 2012 dans Media

 

Étiquettes : , , , , , , ,

Laisser un commentaire

Entrez vos coordonnées ci-dessous ou cliquez sur une icône pour vous connecter:

Logo WordPress.com

Vous commentez à l'aide de votre compte WordPress.com. Déconnexion / Changer )

Image Twitter

Vous commentez à l'aide de votre compte Twitter. Déconnexion / Changer )

Photo Facebook

Vous commentez à l'aide de votre compte Facebook. Déconnexion / Changer )

Photo Google+

Vous commentez à l'aide de votre compte Google+. Déconnexion / Changer )

Connexion à %s

 
%d blogueurs aiment cette page :