RSS

Archives du décembre 14, 2011

Eurel Conference 2012, Religion and Territory

Eurel Conference 2012, Religion and Territory

Manchester, United Kingdom, 25-26 October 2012

Call for papers

Papers are invited for an international conference jointly organized by the Eurel network of sociologists and legal scholars of religion (http://www.eurel.info, led by the research centre PRISME-SDRE UMR 7012, University of Strasbourg), and CRESC (Centre for Research on Socio-Cultural Change, University of Manchester).

 

Key-note speakers

– Silvio Ferrari, Professor of Canon Law at the University of Milan and Professor of Church-State Relations at the University of Leuven, ‘Law, Religion and Collective Identities’.

– Ian Gregory, Reader in Digital Humanities, Lancaster University, ‘’Long-term Religious Change and Stability in Ireland: A Geographical Analysis’’.

– Ceri Peach, Emeritus Professor of Social Geography, University of Oxford, ‘Islam and the Art of Mosque Construction in Western Europe’.

 

Eurel is both an important information resource created by leading sociologists and legal scholars in the field of religion, and a network of such scholars. It is opening its biennial meeting to interested researchers active in these fields, with a substantive focus during this first colloquium on religion and territory. This meeting will take place October 25th and 26th, 2012, as a 1.5 day event.

The empirical and quantitative study of religious geography is a new subject with much opportunity with the continual development of technical and conceptual tools. Following the ‘spatial turn’, we have much to learn about the spatial mechanisms of religious change. Although significant progress has been made in the wider field of religious geography, there is considerable scope for further research into the spatial analysis of religious data using formal methods: a new and promising field.

Equally, the growing religious diversity of Europe has provided social and institutional challenges, with responses differing greatly both across Europe and at different levels of government within countries. Bioethics, the position of religious minorities, faith schools and religious education, the separation of church and state, religious involvement in the public sphere, and responses to extremism are all areas where legal institutions, political interests and public attitudes interact in important ways, and differently so across space and institutional and national boundaries.

This suggests an important role for legal scholars, sociologists and geographers to engage in empirically-based discussion of religious change.

We particularly welcome proposals covering, but not exclusive to, the following areas:

• The relationship between religious reconstructions and spatial dynamics

• Religion and migration, particularly the impact of spatial change on religion

• New forms of religious participation and reorganization of territorial frameworks

• Local / regional versus national / European legal treatment of religious groups

• Urban space and religion: spatial strategies of religious communities and public policy, such as land use regulation and development control, and their effects on the development of places of worship

• Discussion of methodological advances in the field, including new mapping tools and analytic tools

• Investigating religion and geography (including geographical distribution or cross-national comparison of allied issues such as religious prejudice) using formal methods, including but not confined to quantitative data analysis, mapping and spatial regression, and other approaches including Social Network Analysis, Webometrics, and so on.

Scholars wishing to present a paper should send an abstract and a brief CV as soon as possible and not later than January 11, 2012. Paper abstracts and CVs should be sent to: Anne-Laure Zwilling.

The abstract will be reviewed by the conference organising committee and a response will be sent by 28 February 2012.

Authors of accepted papers will have the costs of their accommodation in Manchester covered, but will need to cover their own travel costs. The conference will take place at Chancellors Hotel (http://www.chancellorshotel.co.uk), located close to Manchester Airport (8km), which has excellent international links, and Manchester City Centre (6km).

 

Conference organizing committee:

Jonas Bromander, Unit for Research & Culture, Church of Sweden

Niall Cunningham, University of Manchester

Siobhan McAndrew, University of Manchester

Michał Zawiślak, Catholic University of Lublin

Anne-Laure Zwilling, CNRS-Strasbourg

 
Poster un commentaire

Publié par le décembre 14, 2011 dans Calls / Appels

 

Étiquettes : , , , , , , , , , , , , , ,

Mütekabiliyet yoktur

Mütekabiliyet yoktur

Samim Akgönül

http://www.turkishgreeknews.org/tr/mutekabiliyet-yoktur-8002.html

14 Aralik 2011

Bu yazıyı sitemizin yöneticisi, bu önemli girişimin mimarı Serkan Meriç’in “Azınlıklar ve Mütekabiliyet » isimli makalesi üzerine yazma ihtiyacını duydum. Serkan yazısında pozitif mütekabiliyet ve negatif mütekabiliyet kavramlarını kullanmakta. Bu konuyu birçok yerde defalarca yazdım ancak burada tekrar birkaç noktanın altını çizmek isterim. Herhangi bir yanlış anlamaya mahal bırakmamak için açık, net ve kısa başlıklar altında meramımı anlatmak istiyorum.

Sonda söylemem gerekeni hemen baştan söyleyeyim ki hoşunuza gitmezse okuma zahmetine katlanmayın: Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığı ile İstanbul Rum Ortodoks azınlığı arasında eskilerin mütekabiliyet dediği, günümüz Türkçesi’nde karşılıklılık denilen, Yunanca’da αμοιβαιότητα, Frenk dillerinde reciprocity/réciprocité denilen şey yoktur.

Elbette mütekabiliyet kavramı uluslararası ilişkilerin ve uluslararası hukûkun en önemli kavramlarından biri. Hatta uluslararası hukûkun bir mütekabiliyet hukûku olduğunu ileri sürenler var (bkz. Emmanuel Decaux, La réciprocité en droit international, Paris, 1980). Savaş hukukundan ticari hukuka, vize meselelerinden gümrük konularına, mütekabiliyet hakikaten de uluslararası ilişkilerin temelini oluşturmakta. Devletler diğer devletlerle ilişkilerini bu temele oturtmaktalar.

Ancak bu ilkenin uygulanmasında iki çok önemli istisna var. Bu istisnalar ilkenin konumuz dâhilinde varlığını engellemekteler.

Birincisi, insan hakları söz konusu olduğunda mütekabiliyet ilkesi uygulanamaz. Diğer bir deyişle herhangi bir Devlet, başka bir Devletin İnsan haklarını ihlal ettiği gerekçesi ile insan haklarını ihlal etmeye kılıf uyduramaz. Azınlık konularıyla ilgilenenlerin çok iyi bildiği gibi, azınlık hakları genel insan haklarının bir parçası, hatta alt grubudur. (Zaten azınlık haklarının üst limiti de insan haklarıdır, yani talep edilen herhangi bir azınlık hakkı bireysel insan haklarına aykırı ise o hak verilemez). Dolayısıyla adı geçen iki azınlığa ait bireylerin haklarının gasp edilmesi, çiğnenmesi mütekabiliyet bahanesine sığınamaz. Bu hakların arasında elbette Düşünce, vicdan ve din özgürlüğü, ifade özgürlüğü, dernek kurma ve toplantı özgürlüğü, ayırımcılık yasağı gibi Azınlıkları doğrudan ilgilendiren haklar da vardır.

İkinci istisna daha da belirgin: mütekabiliyet esası, Devletler tarafından kendi vatandaşlarına uygulanamaz. Diğer bir deyişle herhangi bir Devlet, başka bir Devlet vatandaşlarının hakkını gasp ediyor, cezalandırıyor bahanesiyle kendi vatandaşlarını aynı uygulamaya tâbi tutamaz. Türkiye’nin, Türkiye vatandaşı Rumlara ders kitabı dağıtılmasına engel olması, Yunanistan devletine Yunanistan vatandaşı Türklere ders kitabı dağıtılmasına engel olma hakkını vermez. Ya da Yunanistan Devleti Yunanistan vatandaşı Türklere mal edinimi konusunda zorluk çıkarıyorsa, aynı uygulamayı, intikam almak için ya da baskı kurmak için Türkiye, kendi vatandaşı Rumlara yapamaz. Burada da mütekabiliyet yoktur.

Lozan Antlaşmasının mütekabiliyeti kurumsallaştırdığı düşünülen 45. Maddesi oldukça sorunlu bir maddedir. Aslı Fransızca olan maddenin orijinal metindeki Türkçe çevirisi şöyledir : “İşbu Fasıl Ahkâmı ile Türkiye’nin gayri müslim akalliyetleri hakkında tanınan hukuk, Yunanistan tarafından dahi kendi arazisinde bulunan müslüman akalliyet hakkında tanınmıştır”. Rahatlıkla görüleceği gibi mütekabiliyet azınlıklar arasında değil, adı geçen devletlerin yükümlülükleri arasındadır. Kaldı ki net bir dengesizlik de görülebilir. Madde herhangi bir azınlığı belirtme ihtiyacı hissetmeden Türkiye’nin bütün gayri Müslimlere haklar tanıdığını belirtirken (Ekalliyet / Azınlık kelimesi çoğul kullanılmıştır), Yunanistan’da tek bir Müslüman azınlık zikredilmiştir. Bu durumda azınlıklar arasında sanıldığı gibi mütekabiliyet olsaydı, örneğin Türkiye Süryanileri ile Yunanistan Müslümanları arasında paralellik kurulmuş olurdu ki elbette bu da çok saçma olurdu.

Uzun lafın kısası, Lozan’a göre Yunanistan ve Türkiye, kendi vatandaşlarına karşı sorumludurlar. Bu kadar…

 
Poster un commentaire

Publié par le décembre 14, 2011 dans Media

 

Étiquettes : , , , , , , , , ,

 
%d blogueurs aiment cette page :