RSS

İsviçre’de İsviçreli olmamak zor

13 Fév

İsviçre’de İsviçreli olmamak zor

Samim Akgönül
[Ocak 2011 – Sayı: 62]

Çikolatalar, bankalar, saatler, kayak pistleri. Aklınıza herhalde bunlar geliyordur İsviçre denince. Biraz da zenginliğin simgesidir İsviçre. Başka şeyler de söylenebilir bu dağ ülkesi konusunda.  Bir kere ‘tarafsızlığı’ ile ün yapmıştır uluslararası toplumda. O yüzden de 20. Yüzyılın başından beri birçok uluslararası antlaşma, sözleşme, barış belgesi bu ülkede imzalanmıştır. Herhalde 1923 Lozan Antlaşması’nı hatırlatmaya gerek yok. Bu ‘tarafsız’ konumu sayesinde bugün bile birçok iki taraflı ve çok taraflı toplantıya ev sahipliği yapar İsviçre. Daha dün Türkiye Ermenistan protokolü bu ülkede imzalandı. İsviçreliler bu tarafsızlık özelliklerine halel getirmemek için Avrupa Birliği’ne dahi girmemişlerdir. Anlayın ne kadar bağlıdırlar ‘barış’ ülkesi olmaya. Ülkede bulunan birçok Uluslararası örgütün merkezleri de bunu kanıtlar. Birleşmiş Milletler, Dünya Sağlık Örgütü, Dünya Çalışma Örgütü ve diğer başka kurumlar bu ülkenin şehirlerinde konuşlanmışlardır.

 

Konfederal bir ülkedir İsviçre. Yerel kimliklere saygıda en ufak bir kusur etmez. Ülkedeki kantonlar adeta birer küçük devletler gibidirler. İçişlerinde neredeyse tamamen egemendirler. Ama gene de güçlü bir İsviçrelilik kimliği gelişebilmiştir ülkede. Fransızca, Almanca ya da İtalyanca konuşsalar da, İsviçreliler ulusal kimliklerine bağlıdırlar. Direkt demokrasinin de kalelerindendir. Her fırsatta bir referandum yapılır bu ülkede. Referanduma sunulan konular federal parlamentodan da gelebilir, halk inisiyatifinden de. İşte zurnanın zırt dediği yer de burasıdır.
Bir kere baştan altını kalın bir çizgi ile çizerek söyleyelim. Referandum demokratik bir etkinlik değildir. Referandum, son derece çetrefilli konuların mümkün olduğu kadar basite indirgenmiş bir soruya dönüştürülmesi ve bu soruya sadece evet ya da hayır denilmesinin istenmesidir. Dolayısıyla her basite indirgenmiş soru halkı ikiye böler ve sonuç gene basite indirgenmiş olur. Bu sorun, teknik konular referanduma sunulduğunda fazla ortaya çıkmayabilir. Örneğin ‘Hava Trafiğinin Düzenlenmesi için özel bir finansman sağlanması’ konusunda yapılan referandumun (29 Kasım 2009) sonuçları (%65 Evet) ülkedeki huzuru doğrudan etkilemeyebilir. Ancak referandumda sorulan soru kimlikle ve daha da önemlisi kimliksel algılamalarla ilgiliyse, diğer bir deyişle öznel ise, sonuç ne olursa olsun mutlaka toplumda derin yaralar açar.
Bir süredir, İsviçre Batı Avrupa’nın kimliksel hastalığına yakalanmış imajını vermekte. 2009 rakamlarına göre nüfusu aşağı yukarı 8 Milyon olan ülkede gene yaklaşık 1 Milyon 300 Bin yabancı yaşamakta. Ancak bunarın 1 Milyonu AB ülkelerinin vatandaşları yani ‘İsviçrelilik kimliğine’ bir tehdit olarak algılanmıyorlar. AB dışı ülkelerden gelenlerin başında 70 Binlik bir nüfusla Türkiye vatandaşları geliyor. İsviçrelileri geleneksel sakinliklerinden koparan, onlara ‘eyvah kimliğimiz elden gidiyor’ dedirten de işte bu ‘Avrupa dışı’ göç.
Son iki senede İsviçrelilerin dünyaya bakış açısının artık daraldığını gösteren iki referenadum yapıldı. Birincisi hem Müslüman ülkelerde hem de Batı Avrupa’da çok tartışılan, İsviçreli sağcıların gündeme getirdikleri minare karşıtı referandum. 29 Kasım 2009’da yapılan bu referanduma seçmenlerin %54’ü katıldı. Fransızca konuşulan batı kantonlarının dışındaki bütün kantonlarda minare yapılmasına karşı çıkanlar açık ara farkla önde geldiğinden, ülke genelinde %57,5’luk bir sonuçla yeni minare yapımı yasaklandı. Minare konusu başörtüsü sorunu ile çok benzer bir konu. Meşrû olmayan bir dinin görünürlüğüdür söz konusu olan. Mimarî değil. Ülkede, ‘geleneksel’ İsviçre mimarisine uymayan bir çok Budist tapınak var. Ancak Budizm korkulan bir aidiyet olmadığından Padoklar kimliksel bir sorun teşkil etmiyor. Minareler ise İsviçreliliğe yönelmiş süngüler olarak nitelendiriliyor. Bu sonuç başta Fransa olmak üzere bütün Batı Avrupa’da özellikle ırkçı sağ partiler tarafından örnek gösterildi. İsviçreliler cesur bir karar almışlardı, Fransa’nın, Hollanda’nın ya da Belçika’nın İsviçre örneğini izlemesi gerekirdi, vs.
Yukarıda bahsedilen referandumdan tam bir sene sonra 28 Kasım 2010’da bu sefer suç işleyen yabancıların sistematik olarak sınır dışı edilmeleri hakkında bir referandum yapıldı. Sonuç % 53’lük  evet oyuyla sınırdışı lehine çıktı. Gene batı kantonlarında sonuç daha düşük oldu. Ancak özellikle merkez kantonlarında, yani yabancıların EN AZ olduğu bölgelerde sonuç çok yüksek çıktı. Bu da yabancı korkusunun rasyonel bir korku olmadığını, konunun bir tehdit algılaması olduğunu rahatlıkla gösterebilir. Özetle söylemek gerekirse hapis cezası gerektiren bir suç işleyen AB dışı bir vatandaşlığa sahip İsviçre sakini, cezasını çektikten sonra sınır dışı edilecek. Buna hukuk literatüründe çifte ceza deniyor. Bu işlemin caydırıcı olduğu ileri sürülmekte. Yani hırsızlık yapmaya, cinayet işlemeye ya da birine tecavüz etmeye karar veren bir esmer İsviçre sakini, kendi kendine “sadece hapis cezası alsam iyi, bir de sınırdışı edileceğim, ben bu işten vazgeçeyim bari” diyecek!
Konuyu gündeme getiren Merkez Demokratik Birlik (Union Démocratique du Centre / Schweizerische Volkspartei-UDC/SVP) isimli bir parti. Fransızca ismindeki ‘Merkez’ ve ‘Demokratik’, Almanca ismindeki ‘Halk’ kelimelerine bakmayın. Bildiğimiz ırkçı sağ parti. Her geçen gün İsviçre’de güçleniyor. 2007 seçimlerinde oyları %29’a kadar çıktı.
Partinin öncelikleri siyasî yelpazedeki yeri hakkında bir fikir verebilir:
•    İsviçre’nin tarafsızlığının sıkı bir şekilde korunması
•    İsviçre’nin NATO, AB ya da BM ile ilişkilerinin asgariye indirilmesi
•    Askerlik reformu karşıtlığı
•    Sığınma hakkının kısıtlanması
•    İsviçre vatandaşlığına 3. nesilden sonra otomatik olarak geçişin iptal edilmesi
•    İç güvenliğin ve polis sayısının artırılması
•    Vergilerin ve kamu harcamalarının azaltılması
•    Demir yollarının kısıtlanıp otoyollara öncelik verilmesi
•    Toplu taşımacılığa öncelik veren politikaların kısıtlanması (bireysel özgürlüklere saygı çerçevesinde !)
•    Çocuklu ailelere verilen kreş yardımının kısılması (Göçmenler İsviçreli ailelerden daha çok çocuk yaptıkları için)
•    İkinci Dünya Savaşı’nda İsviçre’nin tutumunu eleştiren söylemlerin engellenmesi
•    İsviçreliler ile İsviçreli olmayanlara uygulanan yasalar önünde eşitlik ilkesinin terk edilmesi.
Görülebileceği gibi, UDC/SVP Batı Avrupa’daki bütün sağcı ve ırkçı partilerin klasik bir benzeri. Ancak komplekssiz olarak yukarıdaki düşünceleri dile getirmesi kendisini bir örnek haline getirdi. Bu partinin gündeme getirdiği iki referandum (2002’de ‘sığınma hakkının kısıtlanması’ ve 2008’de ‘3. neslin İsviçre vatandaşlığına geçişinin otomatik olmaması’) İsviçre seçmenleri tarafından kıl payı farkla reddedilmişti. Ancak son iki senedir artık seçmenler de UDC/SVP’ye yaklaşmış görünüyorlar. Partinin kullandığı, 1930’ların Nazi afişlerine benzer afişler işe yaramışa benziyor. Son referandumda kullanılan aşağıdaki afiş ırkçı söylemin artık zincirlerinden kurtulduğunun bir işareti. Diğer referandumlar için kullanılan afişler de  benzer temalar işlemekte.


‘Daha çok Güvenlik için’

Evet, UDC/SVP İsviçre’nin değişmesini istemiyor. İsviçrelilerin yarısı da küreselleşmenin dayattığı değişimden korkuyor. Her zaman olduğu gibi genel gidişata duyulan korku, rahatlıkla yabancı düşmanlığına dönüşebiliyor. Toplumsal kuraldır: kendilerinden ve geleceklerinden emin olmayan uluslar derhal bir günah keçisi bulurlar. Bu günah keçisi de her zaman yabancılar ve azınlıklar olur. Böylece işsizliğin, fakirliğin, güvenlik sorunlarının, şehirlerin çirkinleşmesinin hatta küresel ısınmanın sorumlusu bulunmuş olur. Ve hayat güzelce akar gider. İsviçreliler de bu genel kurala aykırı davranmıyorlar.

Azınlıkça – Sayı: 62 – Aralık 2011

 
Poster un commentaire

Publié par le février 13, 2011 dans Nouvelles Publications

 

Étiquettes : , , , , ,

Laisser un commentaire

Entrez vos coordonnées ci-dessous ou cliquez sur une icône pour vous connecter:

Logo WordPress.com

Vous commentez à l'aide de votre compte WordPress.com. Déconnexion / Changer )

Image Twitter

Vous commentez à l'aide de votre compte Twitter. Déconnexion / Changer )

Photo Facebook

Vous commentez à l'aide de votre compte Facebook. Déconnexion / Changer )

Photo Google+

Vous commentez à l'aide de votre compte Google+. Déconnexion / Changer )

Connexion à %s

 
%d blogueurs aiment cette page :