RSS

Aaah ZOE !

13 Nov

Renault, ‘Zoe’ savaşını kazandı mı?

Samim Akgönül

BBC, 13.11.2010

  

Fransızlar her zaman otomobil sanayileri ile övünürler.

Haksız da sayılmazlar aslında. Fransa’da otomobil, sanayi devriminin lokomotifi olmuştur.

Renault, 19. Yüzyıldan beri birer « dünya markası » olmuşlardır. Böyle olunca « otomobil Fransızlığın bir parçasıdır » denilebilir.

Severler Fransızlar otomobillerini. Otomobilin çevresinde dev bir popüler kültür oluşmuştur. Otomobilinizin modeli, aksesuarları, rengi, motoru kişiliğinizi ele verir bu ülkede…

Ve ismi.

İlk başlarda numaralar verilirdi araba modellerine. Hemen aklıma gelen iki tane var : Peugeot 404, Renault 205.

Citroën’lere harfler verilirdi. Ünlü Citroen DS’i hatırlayın. Hani çalıştırınca adeta havalanan De Gaulle’ün arabası.

Yaşı tutanlar Murat 124’ü de hatırlayacaklardır. Fiat’ın alaturkası. Ya da Renault 12’yi. Renault Türkiye’de 1969’den beri Ordu Yardımlaşma Kurumu’yla ortaklaşa üretiliyor…

Daha sonra ne olduysa oldu, çağdaş dünyaya yepyeni ve karşı konulamaz değerler dayatan « Pazarlama ve Reklamcılık » okulları Batı dünyasını sardı. Bu okullardan mezun olan gençler dudak uçurtan maaşlarını hakedebilmek için beyin fırtınası üzerine beyin fırtınası yapmaya başladılar.

İnsanın, bireyin yerini, kıyasıya herşeyi satın alması hedeflenen « tüketici » aldı. Bu tüketiciler de « segmanlara » ayrıldı. « Erken benimseyenler » ortaya çıktı, « hedef gruplar’ »oluştu, « proaktif stratejilerle », « Niş pazarlarına » ulaşılması hedeflendi.

Ve beklenebileceği gibi otomotiv sektöründeki kurgu bilimsel numaraları ve harfleri pek kuru buldu bu bu yeni pazarlamacı ordusu.

Araba satmak için arabalara isim vermek gerekirdi.

İsimler birer mesajdı

Böylece tüketici arabayla ismi sayesinde özdeşleşebilecekti.

Bir aralar hayvanlar furyası esiyordu otomobil modellerinde. Mustang ve Impala’yı hatırlayın ya da Serçe, Doğan, Şahin, serisini.

Jaguar’ı da unutmamak gerek elbette.

Renault

Daha sonralarıysa, yeni yeni kelimeler üretildi araba modelleri için. Bu isimler kolay ezberlenebilmeliydi, bütün dillere uygun olmalıydı, içlerinde gençlik, teknoloji, lüks, sürat, sağlamlık, güven, güzellik, tasarım çağrıştıran yeni yeni kelimeler.

Düşünün yukarıda bahsettiğim beyin fırtınalarının ne kadar eğlenceli geçtiğini.

Reklamcı olmak varmış…

Ve derken sıra geldi insan isimlerine

Araba modeline insan ismi vermek aslında elbette yeni değil. Klasikleşmiş örnekleri var.

Az önce Murat’lardan mahsetmiştik. Ama herhalde en evrensel olanı Mercedes. O kadar ki, artık insan ismi olduğu unutulup bir otomobil markasına dönüşmüş halde. Aslında Daimler Benz firmasının önemli ismi olup sonradan Fransız Rivierası’na yerleşen Avusturyalı Emile Jellineck’in kızının ismi Mercedes.

1990’larda ise Renault firması, modellerine Kangoo, Koleos gibi uyduruk isimlerin yanında kız isimleri vermeye başladı. Bu da Fransa’da çok yaygın olan Renault soyadlı ailelerin hayatını kararttı.

İlk olay 2000 yılında patlak verdi.

Fransa’nın duvarları Renault’nun yeni modeli Mégane’ın afişleriyle kaplanırken bir « Bay ve Bayan Renault », yeni doğan kızlarına Mégane ismini koymak isteyince, aile mahkemesi çocuğun psikolojisi bozulur gerekçesiyle, bu ismi reddetti.

Uzun süren mahkemeler sonunda aile, kızlarının ismini Mégane koyabildi. Gerekçeleri son derece mantıklıydı: « Artık o kadar çok ve sık araba modelleri değişiyor ki kızımız okul çağına geldiğinde bu marka çoktan unutulmuş olacak. »

Bugünlerde Fransa’da bu olayın tam tersi yaşanıyor.

Ve… ‘Zoe’ Z.E. Concept

Zoe Z.E. Concept

Gene Renault, yeni modeline Fransa’da çok moda olan « Zoe » ismini koymak istiyordu.

Kızlarının ismi Zoé olan iki Renault ailesi « Ön isimlerimizi Koruma Derneği » aracılığı ile dava açtı…

Evet, Fransa’da böyle bir dernek var…

Davanın gerekçesi, kızlarının alay konusu olmasından korkmalarıydı. Avukatları, meselâ, hava yastıkları, kasa, kaporta gibi konularda kızların alay konusu olacağını savunuyordu.

Yerel mahkeme geçen hafta bu gerekçeyi kabul etmedi.

Diğer bir deyişle yeni elektrikli modelin ismi « Zoe » olabilecek.

Şimdilik…

Zira aileler bir üst mahkemeye başvurmaya hazırlanıyor.

Bilmiyorum bütün bu hikayede, davacı ve davalılar Zoe’nin 11. Yüzyılda bir Bizans İmparatoriçesi olduğunu ve Ayasofya’da harika bir mozaikle tasvir edildiğini biliyorlar mı?

En azından Yunancada « hayat » demek olduğunu biliyorlardır.

« Hayat » bazen tuhaf…

 
Poster un commentaire

Publié par le novembre 13, 2010 dans News, Nouvelles Publications

 

Étiquettes : , , , , , , , , , , ,

Laisser un commentaire

Entrez vos coordonnées ci-dessous ou cliquez sur une icône pour vous connecter:

Logo WordPress.com

Vous commentez à l'aide de votre compte WordPress.com. Déconnexion / Changer )

Image Twitter

Vous commentez à l'aide de votre compte Twitter. Déconnexion / Changer )

Photo Facebook

Vous commentez à l'aide de votre compte Facebook. Déconnexion / Changer )

Photo Google+

Vous commentez à l'aide de votre compte Google+. Déconnexion / Changer )

Connexion à %s

 
%d blogueurs aiment cette page :