RSS

Archives Mensuelles: septembre 2010

Fransa’da Okul ve Grev Mevsimi

Fransa’da ‘okul ve grev mevsimi’ açıldı

Samim Akgönül

Strazburg

Fransa gibi nevi şahsına münhasır bir ülkede Eylül ayı gelince iki şey açılır.

Birincisi okullar, ikincisi grev mevsimi.

Kısacası « rentrée » der bu döneme Fransızlar. Birincisine « rentrée scolaire » ikincisine « rentrée sociale » deniyor.

Aslında bu ülkede sene 1 Ocak’ta değil 1 Eylül’de başlar da diyebiliriz. İktidarlar çok korkar 1 Eylül’lerden. Milyonlarca Fransızın evlerine dönüp çocuklarını okula gönderdiği ve ülke meseleleriyle daha yakından ilgilenmeye vakit ayırdığı dönemdir bu dönem.

Bir kere öğretmenler her sene hemen ilk hafta bir grev yaparlar. Daha sonra sıra ulaşım sektörüne gelir genelde. Gerçekten de sosyal kazanımların kalesidir bu iki meslek kolu.

Bu sene durum biraz daha faklı, sokaklara dökülenler her meslek grubundan, zira emeklik haklarında yapılacak değişikliklerden herkes, en gencinden en yaşlısına, devlet memurundan özel sektör çalışanına, herkes çok endişeli. 5. Cumhuriyet’in en dikenli konusudur bu emeklilik konusu. Hemen hemen bütün iktidarların dişlerini döktüğü uzun kuyruklu bir yılan…

Mesele para

Fransız emeklilik sistemi açık veriyor.

2009’da bu açığın 32 Milyar euro olduğu belirtiliyor. 2008’de memleketi batıran bankaları kurtarmak için, iki haftada 120 milyar euro çıkartmamış mıydı Fransız devleti, çekmecenin dibinden?

Ağızlardan düşmeyen, ülkeyi iflasa götüreceği söylenen sosyal sigorta açığının altı katı. İki haftada…

Çalışan gençler azalıyor, emekli yaşlılar artıyor. Ya Fransa göçe kapılarını tekrar açıp, çalışanlar emekliler dengesini tekrar kuracak; ya da çalışanları daha fazla çalıştıracak. Sarkozy yönetimi politikasının omurgası, göçmen ve yabancı karşıtlığı olduğu için, ilk şık şimdilik imkânsız. Bu yüzden yük çalışanların sırtına binmeli.

Fransa'da Emeklilik yaşının yükseltilmesi planına karşı protesto

Fransızları sokağa döken reform, 2018’e kadar, yavaş yavaş, çalışma ve dolayısıyla emeklilik fonlarına katkı süresini 2 sene artırmak. Emeklilik hakkının tamamını kullanmak isteyenler, bugüne kadar olduğu gibi 65 yaşına kadar değil 67 yaşına kadar çalışmak zorunda kalacaklar.

« Yok, bana yarısı yeter diyenler », yani tuzu kurular, isterlerse 62 yaşında emekli olabilecekler. Bugüne kadar bu yaş 60 idi.

Aynı reform kamu emeklilik rejimi ile özel sektörünkini de eşitlemeyi hedefliyor. Kamuda emeklilik rejimine katkı, kazancın % 7,85’iyken, özel sektörde % 10,55’iydi. Sanılmasın özel sektör çalışanlarının katkısı azaltılacak. Elbette tam tersi.

İlk bakışta kaçınılmaz gibi görünmekte bu reform.

İnsanlar her geçen gün daha uzun yaşıyorlar, daha az çocuk yapıyorlar, dolayısıyla daha fazla çalışmalılar, yoksa devlet iflas eder…

Bu düz mantık Sarkozy yönetiminin « ultra liberal » politikalarının tümü göz önünde bulundurulduğunda, elbette, iskambil kağıdından bir kale gibi yıkılıyor.

‘Vergi kalkanı’

Örnekler çok. Elbette en başta, şu meşhur « vergi kalkanı » meselesi.

Sarkozy’nin en önemli icraatlarından biriydi bu. 2007 senesinde çıkarılan yeni bir kanunla vergi kalkanı % 50’ye çekildi. Yani kimse gelirinin yarısından fazlasını devlete vermeyecekti.

« İki gün çalışanın bir gününü devlete vermesi adaletsiz » diye açıkladı bunu sosyal mesajlar vermeyi çok seven Cumhurbaşkanı.

Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy

Herkes alkışladı. Halbuki gerçekten çalışanların hemen hemen hepsi, zaten daha az vergi veriyordu. Kalkandan yararlananlar çalışmadan, üretmeden büyük gelir sağlayan şirket ve borsa hissedarları oldu. Bir senede vergi verenlerin % 6’sı, kalkan sayesinde, ödenmeyen vergilerin % 63’ünü cebe indirdi.

Sırf 2009’da, devletin kaybı 679 Milyon Euro. Sadece 19 bin kişi faydalanmış. Fransa’nın nüfusu ise 60 Milyon…

Çok fazla sayılı oldu bu yazı. Biliyorum.

Ancak « Sarkosistem« i anlamak için bu sayılar şart, daha fazlası şart. Uzun lafın kısası, çalışanlar daha fazla çalışacak. Emekli oldukları için değil, zengin oldukları için çalışmayanlar daha rahat etsinler diye.

İşte bu yüzden sokaklarda Fransızlar. Bu yüzden grev mevsimini açtılar.

Akrep sepeti

Unutmadan belirtmek gerek.

Yeni kanunu hazırlayan Bakan Eric Woerth, finansal ve siyasi bir skandalın tam göbeğinde aylardır.

Bütçeden sorumlu Bakan olduğu zamanlarda aynı anda Sarkozy’nin partisi UMP’nin kasasının başındaydı Woerth. O dönemde hem karısı, Fransa’nın en zengin kadını, L’Oréal’in Sahibi Liliane Bettencourt’un servetini yöneten Patrice de Maistre’in yanında çalışmaya başlamış; hem Bettencourt’un vergiden kaçmak için servetinin bir kısmını İsviçre’ye kaçırmasına göz yummuş; hem aynı milyarderden Sarkozy’nin seçim kampanyası için yüzbinlerce euroyu kabul etmiş, hem de karısının patronuna « Liyakat Nişanı » verilmesi için aracı olmuştu.

Siyaset böyle bir akrep sepeti olsa gerek.

Evet Fransızlar yaşlanıyor, daha çok, daha uzun çalışmaları gerek. Çalışan kalmayacak yoksa.

Aman 2 milyon işsizden bahsetmeyin; aman « göç, genç iş gücü » demeyin.

2011’de seçimler var. UMP, ırkçı sağ oyları kaybedebilir.

 
Poster un commentaire

Publié par le septembre 26, 2010 dans News, Nouvelles Publications

 

Étiquettes : , , , , , , , ,

Yeni Agos Yazısı

3 Âyin

Samim Akgönül

Agos, 17 Eylül 2010

Türkiye’de Yaz-Sonbahar 2010 döneminin epey dinsel geçtiğini söylemek mümkün. Elbette Ramazan ayı ve Şeker bayramı, her zaman olduğu gibi dinin boyalı sayfa ve Coca Cola satışlarına alet edilmesine şahit oldu. Her sene olduğu gibi yılın 11 ayı internet sitelerini frikik fotoğraflarıyla dolduran gazeteler huşû içinde özel ruhanî sayfalar düzenlediler. Her sene olduğu gibi yılın 11 ayı yarı çıplak genç kusursuz vücutlarla gazlı içecek satmaya çalışanlar beyaz saçlı nur yüzlü nineden pırıl pırıl güleç tosun torunlara kadar sonsuz saadet içeren iftar sofraları sundular ekranlarda.

Ancak bu senenin bir farkı olduğunu söyleyebiliriz. Zira bu dönem Türkiye’deki gayrimüslimler için de dinî geçti. Hem de gayrimüslim dinselliği, belki de ilk defa, ana akım medyada yer buldu ve dolayısıyla, bir kamuoyu tartışmasına olanak verdi.

Toplam 3 âyin düzenlenmiş olacak bu dönemde.

Kronolojik sıraya göre, 30 Haziran’da Adıyaman Mor Petrus-Mor Pavlus Kilisesi’nde Dünya’nın birçok ülkesinden ve Türkiye’nin çeşitli şehirlerinden gelen çok sayıda Süryani’nin katılımıyla ’12. Süryani Kadim Cemaati Büyük Âyini’ gerçekleştirildi. Âyinde Mor Petrus-Mor Pavlus Kilisesi Metropoliti Melki Ürek ‘Bu kutsalların duasıyla ülkemizde birlik ve beraberliğin, dünyada barışın hakim olmasını diliyoruz’ dedi.

14 Ağustos’ta geleneksel Meryem Ana Âyini 88 yıl sonra ilk defa Sümela Manastırında yapıldı. ABD, Rusya, Gürcistan, Yunanistan ve Türkiye’den 500 kadar Ortodoksun katıldığı âyini Patrik Bartholomeos yönetti. Patrik âyinde ‘Bir arada yaşam kültürü medeniyetimizin bize bıraktığı mirastır. Bu mirası yaşatalım, öğretelim ki acılar bir daha yaşanmasın » dedi.

19 Eylül’de Van Akdamar Kilisesi’nde binlerce Ermeni’nin katılımıyla yapılacak 3. tarihî âyin de benzer mesajlara vesile olacak besbelli.

Bu üç âyinin anlamını kavramaya çalışanlar Türkiye basınında 3 değişik tip yorumla karşılaştılar. Birinci tip yorumlarda vurgu Türkiye’nin ve Türklerin ne kadar hoşgörülü, ne kadar demokrat olduğu konusunda yapıldı. Bu yorumlarda ibadet özgürlüğü değil, ‘bir kerecikten birşey olmaz’ fikri öne çıktı. Ayrıca bu âyinlerde bile ‘Türkiye’nin çıkarları’ gözetiliyordu. ‘Yurtdışındaki imajımız için çok iyi olmuştu’. Yani yapılan, şimdiye kadar verilmemiş doğal bir hakkın teslimi değil, ulusal çıkarlara hizmet eden akıllıca bir manevraydı.

İkinci tip yorumlar elbette bunun tam zıttı oldu. Özellikle ulusalcı çevreler bu âyinleri birer ihanet şeklinde lanse ettiler. Türkiye’nin altı oyuluyordu. Yavaş yavaş, Pontus, Bizans ihya ediliyor, Ermenilere taviz veriliyor, Türkiye’nin milli yapısı gün geçtikçe bozuluyordu. Âyinlerdeki din adamlarının ‘birlik beraberlik’ mesajları da işte bu tip alışılagelmiş tepkileri sezdiklerinden verildi.

Cılız da olsa, bu 3 âyine azınlıklar tarafından bakanlar da olmadı değil. Haklarını yemeyelim. Sonuçta bu 3 etkinlik Laik bir ülkede son derece normal görülmeliydi. Diğer bütün Türkiye vatandaşları gibi, hatta diğer bütün bireyler gibi gayrimüslimlerin de âyin yapmaya hakları vardı ve bu bu kadar büyütülecek birşey değildi. Bu âyinler ne Türkiye’nin şanının yürümesi için yapılıyordu, ne de Türkiye’ye ihanetti. Normal birer ibadettiler.

Gerçekten de bu 3 âyinin anlamı, diğer bütün toplumsal olaylar gibi, nereden baktığınıza ve neyi görmek istediğinize bağlı olarak değişmekte.

Teknik açıdan bakıldığında ortada tartışılacak bir konu yoktur. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş belgesi, dillerden düşmeyen Lozan Antlaşması’nın 38. Maddesinin ikinci fıkrası şüpheye yer vermeyecek kadar açıktır: ‘Türkiye’de oturan herkes, her inancın, dinin ya da mezhebin, kamu düzeni ve ahlak kurallarıyla çatışmayan gereklerini, ister açıkta isterse özel olarak, serbestçe yerine getirme hakkına sahiptir.’ Maddede ne azınlıklardan, ne gayrimüslimlerden ne de Türkiye Vatandaşlarından söz edilmektedir. Söz konusu olan, temel insan haklarından biridir ve bugün bu hakkın ‘lütfen’ tanınmış olması, Türkiye’nin ‘hoşgörüsü’nü değil, dün temel bir insan hakkını ve kurucu belgesini ihlâl etmiş olduğunu gösterir.

Sosyolojik açıdan durum biraz daha çetrefilli. Toplumbilimde kuraldır : Azınlık grupları her zaman daha az seküler olurlar. Diğer bir deyişle azınlıklar dinsel aidiyete ve dolayısıyla ibadete (inanca değil) daha fazla önem verirler. Aidiyetin gösterilmesi ve ibadet, azınlığın yokolmasına karşı en önemli engelleri oluşturur. Bu yüzden söz konusu 3 âyin dinsel birer etkinliğin yanında aslında birer ‘biz varız’ çığlığıdır.

Diğer taraftan toplumun dinle bu kadar yoğruluyor olmasını tehlikeli görenler de olabilir. Toplumsal faaliyetlerin hemen hemen tümünün dinle bağlantılı olması ve çoğunluğun azınlığa bahşettiği hakların daha çok din alanında olması sebebiyle dinsel varoluşun diğer sosyal varoluş şekillerinin önüne geçtiği düşünülebilir. Belki de bu 3 âyinin tahlili çoğunluk/azınlık ilişkileri çerçevesinde değil, sekülerlik/dinsellik çerçevesinde yapılmalıdır.

 
Poster un commentaire

Publié par le septembre 18, 2010 dans Nouvelles Publications

 

Étiquettes : , , , , , ,

Participation!

Muslims and Political Participation in Europe

Copenhagen, 6-8 October 2010

Organized by

– Centre for European Islamic Thought (CEIT), University of Copenhagen

– EurIslam network, PRISME, University of Strasbourg

Programme outline

Wednesday, 6 October 2010

12.00   Arrivals and registration

13.00   Opening

13.30   1st plenary lecture – Prof. Thijl Sunier (VU Amsterdam): “Beyond the domestication of Islam in Europe.” Chair: Prof. Jørgen S. Nielsen, CEIT, University of Copenhagen.

15.00   Break

15.30   Parallel paper session 1

17.30   Break

17.45   EurIslam meeting, all welcome (see http://www.eurislam.info/index_EN.html)

– 18.30

No formal dinner arrangements, but we intend to make an informal collective booking at 20.00 for those who indicate at registration – at participants own expense.

Thursday, 7 October 2010

9.30     Parallel paper session 2

11.00   Break

11.30   2nd plenary lecture – Prof. Jørgen S. Nielsen (CEIT, University of Copenhagen): “Islam in Europe – national and transnational themes.” Chair: Dr Agata Nalborczyk, Faculty of Oriental Studies, University of Warsaw.

13.00   Lunch

14.30   Parallel paper session 3

16.00   Break

16.30   Parallel paper session 4

– 18.00

19.30   Conference dinner

Friday, 8 October 2010

9.30     3rd plenary lecture – Dr Franck Fregosi (PRISME, University of Strasbourg):

“Forms of collective mobilization of Muslims in France and in contemporary Europe: new issues and new types of involvement.” Chair: Prof. Brigitte Maréchal, CISMOC, UC Louvain.

11.00   Break

11.30   Parallel paper session 5

13.00   Lunch

14.30   4th plenary lecture – Prof. Aminah McCloud (DePaul University, Chicago):

Who speaks for Islam and how do they speak? Chair: Prof. Samim Akgönül, PRISME, University of Strasbourg.

16.00   Closing session

16.30   Refreshments

————————————————————–

Parallel paper session 1

Group A, chaired by Egdunas Racius :

Peter B. Andersen & Peter Lüchau (Københavns Universitet & Syddansk Universitet)

Religious and democratic values – not so much of a clash?

Rabih H. Barakat (Université de Strasbourg)

Political participation as a method of integration. Muslims religious self-governance as a means of effective political participation.

Eyal Tsur (The Hebrew University of Jerusalem)

The Factors Influencing the Numerical Representation of Citizens of Arab Origin in the French National Assembly.

Group B, chaired by Fida Shafi:

Lasse Lindekilde (Aarhus Universitet)

To what Extend are Danish Muslims Politically Integrated? Evidence from the Cartoons Controversy.

Marco Giugni & Noemi Michel (University of Geneva)

The Political Participation of Muslims in Switzerland: Associational Involvement, Political Attitudes, and Social Characteristics.

Group C, chaired by Sean McLoughlin:

Luís Bernardo (University of Lisbon)

The Political Accommodation of Islam in Ireland and Portugal: Institutional Configurations and Religious Diversity.

Garbi Schmidt (SFI)

”Grounded” politics: The powerfulness of Islam in local spaces.

Imène Ajala (University of Geneva)

The Muslim vote and Muslim lobby in France: myths and realities.

Parallel paper session 2:

Group A, chaired by Chris Allen:

Maria Bombardieri (University of Padua)

The dawning of Muslim political participation in Italy. Analysis of Muslim candidates in parties.

Mohammad E. Mesbahi (The Islamic College, UK)

A case study of MINAB in the UK.

Mustafa Osman Turan (Bilkent University)

Political Interactions between Immigrant Organizations and “Liberal” States in Europe.

Group B, chaired by Garbi Schmidt :

Salima Bouyarden (Strasbourg University)

The Muslim vote in France and the United Kingdom

Dinçer Özer (University of Porto)

Political Participation of Turkish women in The Netherlands since the mid-1990s

Group C, chaired by Göran Larsson:

Agata S. Nalborczyk (University of Warsaw)

The Political Participation of Polish Muslim Tatars – the Result of or the Reason for Integration?From Wars with Teutonic Knights to the Danish Cartoons Affair

Dr. Georgios Mihalakopoulos & Dr. Christina Melliou (Ionian University)

Is Political Participation of Muslim Communities an End in itself or is it A Means to an End? The case of the Muslim Community in Thrace.

Parallel paper session 3:

Group A, chaired by Riem Spielhaus:

Gabriel A. Torres (Saint Mary’s College)

“Knowing the Political” in a European/African Borderland: Parties of Muslim Persuasion in Ceuta, Spain.

Maike Didero (RWTH Aachen – Geographisches Institut)

Political participation of Muslim immigrants in Germany: a case of integration or fragmentation? The BFF in Bonn as an example.

Group B, chaired by Salima Bouyarden:

Signe Kjær Jørgensen (Københavns Universitet)

Headscarves and political representatives

Hale Öner (Dogus University)

‘Active participation’ for women through the lens of a triparty analysis: Students, politicians and academicians view.

Group C, chaired by Luis Bernardo:

Egdunas Racius (Vilnius University)

Lithuanian Muslim attitudes toward participation in democratic political process.

Deniz Kosulu (Institut d’Etudes Politiques d’Aix-en-Provence)

The Alevi Quest in Europe: from a religious and cultural recognition to the entry  into the political area.

Parallel paper session 4:

Group A, chaired by Adil Khan:

Ari Varon (Tel Aviv University)

Islamic Discourses on European Polity.

Fida Shafi (University of Vienna)

Islamophobia, is it?

Mumtaz Ahmad (Hampton University)

American Muslims & the Contestation for Political Space

Group B, chaired by Nadia Jeldtoft:

Alexander Castilla (Independent Researcher)

Muslims in Catalonia: Misunderstandings, Reciprocity and the Search for Group Cohesion.

Fatima Zibouh (Universite de Liege)

The Muslims’ political participation in Belgium.

Harun Karcic

To vote or not to vote? Internal debates among Bosnian Muslims.

Group C, chaired by Signe Kjær Jørgensen:

Göran Larsson & Jonatan Bäckelie (Göteborgs Universitet)

Young Muslims and political participation in Sweden.

Iben Helqvist (Roskilde University)

Muslim Interest Groups in Denmark – credible and reliable partners of the public administration?

Parallel paper session 5:

Group A, chaired by Iben Helqvist:

Uriya Shavit (Tel Aviv University)

Islamist Concepts on Participation in Western Electoral Systems.

Carolina Ivanescu (Erasmus University, Rotterdam)

Politicized religion and the religionization of politics.

Group B, chaired by Harun Karcic :

Simon Stjernholm (Lund University)

Sufi Politics in Britain? The Sufi Muslim Council and the « silent majority » of Muslims.

Adil Khan (University College Cork)

Creating the Image of European Islam: The European Council for Fatwa and Research and Ireland.

Group C, chaired by Mumtaz Ahmad:

Chris Allen (University of Birmingham)

Between political fad and political empowerment; the role and function of the National Muslim Women’s Advisory Group.

Riem Spielhaus (Københavns Universitet)

From access to engagement – an empirical approach to political participation among Muslims in Berlin.

Seán McLoughlin (University of Leeds)

Muslims, Multiculturalism and the UK State after ‘7/7’

 
Poster un commentaire

Publié par le septembre 17, 2010 dans Manifestations scientifiques

 

Étiquettes : , , , , , , , ,

millets

Colloque

Vendredi 29 octobre 2010  |  Nicosie (Chypre)

Communautés religieuses et étatisation

Le passage de l’Empire ottoman aux États modernes

Religious community and modern statehood

The passage from the Ottoman empire to modern states

Résumé
The conference aims to explore various aspects of the communal organization in the Ottoman Empire for regions such as Asia Minor, Middle East and the Balkans, and to present the changes that occurred within the religious communities during the 19th century and particularly during the period from Tanzimat reforms until the First World War. Key questions in relation to the modernization process of the Ottoman state and the functioning of religious communities, are a) how does the Sublime Porte understand the process of structuring a modern state with respect to religious communities, b) who is responsible for the modern institutions: the state or the religious communities, c) what is the reaction of the religious communities regarding the modernization process d) why and in what way the religious communities are changing on the light of this process.
Annonce
We would like to invite you to attend the International Conference Religious community and modern statehood: « The passage from the Ottoman Empire to modern states », organized by the Department of Turkish and Middle Eastern Studies of the University of Cyprus and the École française d’Athènes. The Conference will be held in Nicosia during the 29th and the 30th of October 2010.
One of the main features of the modern state has been the intention of the state to penetrate to society and to control in a large extent the daily life of its citizens. In order to control the society, the modern state tried to exploit it’s citizens in different levels through various institutions, such as public education, obligatory recruitment and bureaucratic organization. Based on religious communities, the Ottoman Empire tried to control the populations in the Ottoman lands, imposing thus its own imperial perception for the state and its people. The existence of the religious communities and the functioning of the Ottoman state on the basis of these communities, made the passage from the Ottoman imperial structure to the modern states, a complicated procedure.
The conference aims to explore various aspects of the communal organization in the Ottoman Empire for regions such as Asia Minor, Middle East and the Balkans, and to present the changes that occurred within the religious communities during the 19th century and particularly during the period from Tanzimat reforms until the First World War. Key questions in relation to the modernization process of the Ottoman state and the functioning of religious communities, are a) how does the Sublime Porte understand the process of structuring a modern state with respect to religious communities, b) who is responsible for the modern institutions: the state or the religious communities, c) what is the reaction of the religious communities regarding the modernization process d) why and in what way the religious communities are changing on the light of this process.
PROGRAMME
October 29, Friday
16:30 – 16:45 Welcoming
16:45 – 17:00 STROHMEIER Martin, Chairman of the Department of Turkish and Middle Eastern Studies, Welcome Speech
  • 17:00 – 17:30 DERINGIL Selim, Bogaziçi University, Istanbul – Keynote Speech
    Re-configuring Ottoman citizenship in the Tanzimat state: conversion, religion and identity politics in the late Ottoman Empire
17:30 – 18:00 Coffee Break
Session I – Christians and Muslims in the late Ottoman Empire
Chairperson: VARNAVAS Andrekos
  • 18:00 – 18:20 KECHRIOTIS Vangelis, Bo¤aziçi University, ‹stanbul. Bayonets and Bullets in the name of the Constitution: Post-colonial criticism and Muslim-Christian relations in the late Ottoman Empire
  • 18:20 – 18:40 ANASTASSIADOU Meropi, Centre National de la Recherché Scientifique, Paris. Non-Muslim communities and state control in the late Ottoman Empire. Administrative practice and decisionmaking within the Greek orthodox parishes of Istanbul
  • 18:40 – 19:00 MICHAEL Michalis, University of Cyprus, Nicosia. The Orthodox community of Cyprus between the Ottoman and the British colonial perceptions of modernity
  • 19:00 – 19:20 ANAGNOSTOPOULOU Sia, Panteion University, Athens. The millet system as a tool of a “differentiated modernity”, 19th c.-beginning of the 20th c.
19:20 – 20:00 Discussion
20:15 – 22:00 Dinner
October 30, Saturday
Session II – The Ottoman religious community and Nationalism
Chairperson: KECHRIOTIS Vangelis
  • 9:00 – 9:20 VARNAVAS Andrekos, Flinders University, Adelaide. Cypriots transforming from a class, religious and regional identity, to an ethnic national identity
  • 9:20 – 9:40 KONORTAS Paraskevas, National and Capodistrian University of Athens, Athens. Greek nationalism vs Greek orthodox milli establishment in Ottoman Thrace in educational matters during the first decade of the 20th century
  • 9:40 – 10:00 KIZILYÜREK Niyazi, University of Cyprus, Nicosia. The Turkish Cypriots, modernity and religion
10:00 – 10:30 Discussion
10:30 – 11:00 Coffee Break
Session III-  Religious community, education and statehood
Chairperson: KONORTAS Paraskevas
  • 11:00 – 11:20 FORTNA Benjamin, School of Oriental and African Studies, London
    Education between Empire and nation: spaces, lives and commodities
  • 11:20 – 11:40 VERDEIL Chantal, Institut national des langues et civilisations orientales, Paris. Education in the Arab provinces of the Ottoman Empire before the Crimean war
  • 11:40 – 12:00 STAVRIDES Theoharis, University of Cyprus, Nicosia. The Organization and development of Greek orthodox education in Cyprus in the 19th century
  • 12:00 – 12:20 LYBERATOS Andreas, Institute for Mediterranean Studies – FORTH, University of Crete School, community, state: remarks on the development of public education in late Ottoman and post-Ottoman Bulgaria (19th c. – 1912)
12:20 – 13:00 Discussion
13:15 – 14:30 Lunch
Session IV – Religious communities and colonialism
Chairperson: FORTNA Benjamin
  • 17:30 – 17:50 HADJIIOSSIF Christos, Institute for Mediterranean Studies, University of Crete, Rethymnon Colonial policies and Ottoman reforms
  • 17:50 – 18:10 COHEN-MULLER Rina, Institut national des langues et civilisations orientales, Paris Christians and Jews – the French game in Ottoman Jerusalem during the 19th Century
  • 18:10 – 18:30 BOCQUET Jérôme, Université d’Orléans, Orléans Missionary presence, diplomatic rivalries and proselytizing among the Ottoman Empire’s religious communities: The case of 19th c. Ottoman Syria
  • 18:30 – 18:50 ANASTASSIADES Tassos, École française d’Athènes/Sciences-Po, Paris. The ambiguities of a confessional age: lessons from Eastern Mediterranean
18:50 – 19:30 Discussion
19:30 – 20:00 Conclusions
20:15 – 22:00 Dinner

Mots-clés
  • religions, état, nationalisme, modernité, éducation, empire ottoman, Méditerranée
Lieu
  • Nicosie (Chypre) (The Classic Hotel, Van Gogh Conference room, 94 Rigenis street)
Dates
  • vendredi 29 octobre 2010
  • samedi 30 octobre 2010
Contact
  • Michalis Michael
    courriel : michaelm (at) ucy.ac [point] cy
    University of Cyprus, Department of Turkish and Middle Eastern Studies, Nicosia
 
Poster un commentaire

Publié par le septembre 9, 2010 dans Manifestations scientifiques

 

Étiquettes : , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

intellectuels !

L’Europe a-t-elle besoin des intellectuels turcs ?

Vincent Duclert

La Turquie constitue une grave question pour l’Europe qui révèle avec elle ses peurs, ses doutes, ses rejets. L’image de ce pays auprès des Européens se réduit généralement à celle d’une nation prisonnière de la violence d’État ou menacée par le risque islamiste. Et si la Turquie pouvait au contraire parler le langage politique auquel l’Europe aspire ?
Contre la tradition d’ignorance qui pèse sur ce pays, cet essai d’historien veut saisir le débat public d’une réalité méconnue et pourtant décisive. De nombreux intellectuels turcs mènent en effet d’importants combats démocratiques.
Dans les années 2000, cette mobilisation n’a cessé de grandir. Défendant des valeurs de liberté et une exigence de vérité, écrivains, artistes, juristes ou journalistes se dressent contre la tyrannie d’État aussi bien que contre l’intolérance religieuse.
Oui, l’Europe a besoin des intellectuels turcs, et pas seulement pour l’éclairer sur la Turquie. Ils rappellent aux Européens l’importance des engagements civiques, le besoin de politique dans les sociétés, le devoir de s’opposer au nationalisme par la raison critique et la souveraineté des citoyens. Ils rappellent à l’Europe son histoire, tout simplement. C’est-à-dire son avenir.

Vincent Duclert est professeur agrégé à l’École des hautes études en sciences sociales (EHESS). Spécialiste d’histoire du politique, il étudie notamment les mobilisations civiques en France depuis l’affaire Dreyfus. Il mène en parallèle des recherches sur l’histoire contemporaine de la Turquie où il a vécu et enseigné dans les années 1980.

Postface d’Hamit Bozarslan, directeur d’études à l’EHESS, est l’un des meilleurs spécialistes de la Turquie contemporaine et du Moyen-Orient.

 
Poster un commentaire

Publié par le septembre 5, 2010 dans Nouvelles Publications

 

Étiquettes : , , , , , , ,

ANATOLI !

ANATOLI

Nouvelle série des Cahiers d’études sur la Méditerranée orientale et le monde turco-iranien (CEMOTI)

Anatoli est une publication annuelle consacrée à l’étude pluridisciplinaire du vaste espace qui s’étend de l’Adriatique à la Caspienne. Elle s’intéresse aux cultures – grecque, latine, slave, turque, persane, géorgienne, arménienne, juive, etc. – qui l’ont habité et façonné. Les territoires de cet espace, aujourd’hui fragmenté, furent jadis unifiés, au moins partiellement, par des pouvoirs impériaux, dont le dernier fut l’Empire ottoman. Ils en gardent bien des traits communs, souvent sous forme latente. L’importance de cet espace pour l’Union européenne est une évidence.

Le thème de ce numéro inaugural d’Anatoli concerne les dynamiques d’intégration et de fragmentation qui travaillent les Balkans et l’Anatolie depuis un siècle, les secondes l’ayant emporté le plus souvent sur les premières. Dans la période qui a suivi les guerres de l’ex-Yougoslavie, les perspectives ouvertes par l’Union européenne ont créé l’espoir de l’avènement d’une région balkanique pacifiée et unifiée. Mais l’évanouissement de l’espoir d’une intégration régionale impulsée de l’extérieur ainsi que les risques d’instabilité économique
et géopolitique, encouragent l’émergence d’une autre idée qui n’est pas inédite, puisqu’elle avait inspiré le Pacte de l’Entente balkanique de 1934, réunissant la Grèce, la Roumanie, la Turquie et la Yougoslavie : un mouvement d’intégration endogène, qui se développerait en complémentarité avec l’intégration européenne. Les articles de cette livraison d’Anatoli explorent les dimensions et les conditions d’un tel mouvement, à travers les enseignements de l’histoire et de la géographie, les relations entre l’intégration régionale et l’intégration européenne, le rôle des réseaux et celui des ressources mémorielles et identitaires.

 
Poster un commentaire

Publié par le septembre 2, 2010 dans Nouvelles Publications

 

Étiquettes : , , , , , ,

Manif !

 
Poster un commentaire

Publié par le septembre 1, 2010 dans News

 

Étiquettes : , , , ,

 
%d blogueurs aiment cette page :