RSS

Kürt Sorununa somut çözüm önerileri 2

06 Juil

Samim Akgönül

Reformlar her şartta sürdürülmeli

Reformların ana başlıkları beş ila 10 yıllık bir plan çerçevesinde, fakat hepsi eşgüdümlü bir şekilde yürütülmeli. Reformlar şiddet devam etse de yürürlüğe konmalı, taviz verilmeden devam edilmeli. Türkiye‘nin, Türkiye Kürtlerinin, Türklerinin ve diğer halklarının şiddete ve çözümsüzlüğe mahkûm olduklarını düşünmek en büyük yanlış olur

// SAMİM AKGÖNÜL (Arşivi)

Kürt sorununa somut çözüm önerileri (2)

Dil Konusu
Kültürel reformların başında tabi ki anadil yatmakta. Burada Anadilde eğitim ile Anadilin eğitimi arasındaki farka dikkat çekmek gerek. Bölgesel olarak, Türkiye Milli Eğitim Bakanlığı’na mukavele ile bağlı, iki dilli eğitim veren okullar kurulabilir. Bu okulların müfredatı Milli Eğitim Bakanlığı kontrolünde olurken giderleri ve personeli kurulacak vakıflar tarafından karşılanabilir. Bu tip yarı özel okullara örnek teşkil edecek Lozan azınlıkları okulları mevcuttur. Elbette azınlık okullarının sorunları da bu vesile ile çözülmelidir. Diğer taraftan, batı illerinde istek üzerine, kimi okullarda Kürtçe seçmeli dil dersi olarak öğretilebilir. Bu uygulama bölgesel olmadığı için Türkiye’nin batısında yaşayan milyonlarca Kürt asıllıyı devletlerine daha bir sıkı bağlar. Elbette bu eğitimi verecek kadroları yetiştirebilmek için birçok üniversitede Kürt dili ve edebiyatı bölümleri süratle açılmalıdır. Bu ikili sistem (bölgede anadilde eğitim olanağı, ülke çapında gereken yerlerde anadilin öğretimi) Finlandiya’daki İsveç azınlığı için son derece güzel işlemektedir ve bu azınlığın İsveç’e bağlanma arzusunu dizginlemiştir.
Dilin kullanımı açısından da Türkiye’nin kurucu belgesi, ağızlardan düşmeyen Lozan Antlaşması’nın harfiyen uygulanması sorunları büyük bir ölçüde çözer. Bu Antlaşmanın 39. Maddesinin 4. ve 5. fıkraları yoruma mahal vermeyecek kadar açıktır:
* Herhangi bir Türk uyruğunun, gerek özel gerekse ticaret ilişkilerinde, din, basın ya da her çeşit yayın konularıyla açık toplantılarında, dilediği bir dili kullanmasına karşı hiç bir kısıtlama konulmayacaktır
* Devletin resmi dili bulunmasına rağmen, Türkçeden başka bir dil konuşan Türk uyruklarına, mahkemelerde kendi dillerini sözlü olarak kullanabilmeleri bakımından uygun düşen kolaylıklar sağlanacaktır.
Görüldüğü gibi, maddelerin uygulanmasının önünün açılması, Kürtçenin kullanımının önündeki hemen hemen bütün engelleri ortadan kaldırabilir. Bu maddelerden hareketle bölgede çift dilli panolar kullanılabilir. Elbette bölge toponimisi de çift dilli olmalıdır. Lozan’ın uygulanması, çift dilli panolar (birçok ülkede sınır bölgelerinde çift dilli panolar kullanılmaktadır), mahkemelerde çeviri olanağı (bu hak Batı Avrupa’da göçmen asıllılara dahi verilmektedir) gibi konuları rahatlıkla çözebilir.
Yer isimleri konusunda başka bir sembolik adım olduğunu düşünüyorum; o da coğrafi bir terim olarak Kürdistan teriminin rehabilite edilip tabu olmaktan çıkarılmasıdır. Nasıl etnik yoğunlaşmayı belirten coğrafi isimler başka ülkelerde rahatça kullanılıyorsa (Bask ülkesi, Korsika, ve hatta Türkçe’de Siknyang’a Doğu Türkistan denildiğini hatırlatmak gerek) Türkiye’de de, tekilleştirici politikalar uygulanmaya başlanmadan önce, Lazistan, Kürdistan gibi terimler rahatlıkla kullanılıyordu. Atatürk’ün Birinci Meclisi’nde yani Kurucu Meclis’te Lazistan ve Kürdistan milletvekilleri olduğunu unutmamak gerek.
Bütün bu reformlar yapılırken, Türkiye’nin tamamına Kürt dili, edebiyatı, kültürü, müziği ya da tarihinin müspet bir zenginlik olarak tanıtılması da elbette gerekli. Örneğin Homeros’dan bugüne gelen Ortadoğu ve Balkanların tümünde var olan sözlü destan geleneğinin mirasçıları olan dengbejlerin yarattığı kültür zenginliği batıda hiç tanınmamaktadır. Kürt kültürel zenginliğinin pozitive edilip Türkler’de zenginlik hissi uyandırılması, kültürel etkileşimlerin Devlet politikası ve özel girişimlerin cesaretlendirilmesiyle öne çıkarılması gerekmektedir. Bu politikalarda Kanada’nın çokkültürcü yaklaşımından faydalanılabilir.

Din birliği?
Kültürel reformlar söz konusu olduğunda din konusu da göz ardı edilemez. Ancak baştan, daha önce de birçok kere dile getirdiğim gibi, din birliğine vurgu yapılarak yeni bir ortak aidiyet duygusu yaratma çabalarını yanlış bulduğumu belirtmeliyim. Din birliğinin, dinsellik bakımından da, inanç bakımından da varolduğu şüpheli. Kürt Sünnî’lerin sadece bir kısmı Hanefi diğerleri Şafi. Alevi, Caferi Kürtler de cabası. Kaldı ki din birliği Türkiyelilikten güçlü olduğu durumda, bu din birliğine ait olmayan toplumlarda ya da dinsel bir kimlik sahibi olmayan gruplarda rahatsızlık yaratacaktır.
Bu uyarıyı yaptıktan sonra, bölgede din konusunun gittikçe önem kazandığını da gözlemlememek mümkün değil. Bu durumda Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Şafi camilerine Şafi imam atama uygulamasına başlaması müspet bir yaklaşım. Ancak elbette uzun vadede Diyanet İşleri Başkanlığı’nın tamamen reforme edilmesi ve Türkiye’nin devletsel düzeyde laikleşmesinin de şart olduğunu düşünüyorum.

Sosyal ve ekonomik reformlar
Siyasal ve Kültürel reformların başarıya ulaşmasının şartlarından biri de ülkedeki gelir dağılımının adaletinden, dolayısıyla bölgenin iktisadi ve sosyal refahının artırılmasından geçmektedir. Bu, Türkiye’de bir etno-sınıf algılamasının önüne geçilmesinin olmazsa olmazıdır. Bazı yorumcular, satır aralarında bölge zenginleşirse Kürtler ayrılmak ister argümanını öne sürmektedir. Buna verilecek en iyi cevap Yaşar Kemal’in dil konusunda verdiği cevaptır: Bölge fakir kalırsa ayrılmak istemezler mi? Bir Devletin asli görevlerinden biri vatandaşlarının refahını artırmak, eşitlemek ve garanti altına almaktır. Bölge refahının artırılması için yapılacak reformları kararlaştırıp uygulamaya koyacak bir iktisatçılar komisyonu derhal kurulmalıdır. Bir an evvel bölgenin sık sık dile getirildiği gibi “mahrumiyet bölgesi” olarak görülmesinin önüne set çekilmelidir.
Elbette toprak reformu, aşiret sisteminin hafifletilerek lağvedilmesi süreci orta vadede yapılması gereken reformlardır. Nihaî amaç son derece tehlikeli boyutlara ulaşan işsizliği dizginlemek, bununla da kalmayıp nitelikli işkollarının bölgede gelişmesini sağlamaktır. Reformların finansmanı da bölgeden sağlanabilir. Örneğin bölgeden geçen gaz ve petrol boru hatlarının gelirlerinin büyük bir kısmı tekrar bölgeye yatırım olarak harcanabilir.
Ayrıca 3 başlığın önemle irdelenmesi gerektiğini düşünüyorum.

Kimin köye dönüşü?
Bunlardan birincisi elbette göç olgusu. Kürt sorunuyla ilgili olarak göç bağlamı ele alındığında ikili bir sorunla karşı karşıya olduğumuz görülebilir. Bunlardan birincisi doğudan batıya, büyük kentlere göçtür ki, geri dönüş hareketini cesaretlendirmenin doğru olmadığını düşünüyorum. Köye dönüş gibi projeler ırkçılığa kolayca kayabilen projelerdir. Kaldı ki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının hepsi ülke sınırları içinde istediklere yere seyahat etme ve yerleşme özgürlüğüne sahiptirler. Kısacası, psikolojik ve sosyolojik bir zorlamayla Kürtlerin tekrar doğuya göç etmeleri bence yeni toplumsal kırılmalara yol açar. Kaldı ki hem doğunun hem de batının etnik olarak homojen olmasını amaçlamak Türkiye’nin bölünmesine katkıda bulunmaktan başka bir işse yaramaz.
Göçün ikinci boyutu ise bölge dâhilinde kırsal ve dağlık kesimden, zorla ya da mecburen bölge kentlerine göçtür ki geri dönüş fenomeninin cesaretlendirilmesi gereken yer de burasıdır. İşsizliğe ve toplumsal refaha faydalı olabilecek politikanın bu olduğu kanısındayım.
İktisadi reformlar bağlamında ikinci konu bölgeden bölgeye iç geri göçü cesaretlendirirken topraksız köylüye
devlet hazinesinden toprak verilmesi ve özellikle de köy boşaltma politikaları yüzünden iflas eden hayvancılığın tekrar geliştirilmesidir. Bu yanlış politika yüzünden bugün Türkiye et ithal etmektedir.

Mevsimlik işçiliğe insani şartlar
Bana kalırsa aynı bağlamda mevsimlik işçilik konusuna da eğilinmesi şarttır. Mevsimlik işçilik müessesesinin yok edilmesi gibi bir şey tabi ki söz konusu olamaz. Bu kurum, binlerce aileye geçim kaynağı sağlamaktadır. Ancak mevsimlik işçilerin gerek çalışma şartları, gerek seyahat şartları, gerekse özellikle kuzey bölgelerde tâbi tutuldukları uygulamalar ortaçağ görünümünü vermektedir. Bu yüzden mevsimlik işçiliğin insanî kurallara bağlanması, işçilerin emeklerinin karşılığını layıkıyla alabilmeleri, yaşam ve seyahat şartlarının iyileştirilmesi bence elzemdir.
Bir üçüncü konu bölgenin iktisadi kalkınmasında planlama sorunu ve GAP projesi. Elbette bu kalkınma Devlet tarafından planlanmalı, Keynesyen bir yaklaşımla gerekirse borçlanılarak yürütülmeli ve GAP projesine, bölge ülkelerinin de işbirliği ile (onlara karşı değil) devam edilmelidir. Bu planlama çerçevesinde mesleki eğitime önem verilmesi gerekir. İçi boş üniversiteler kurulacağına Meslek yüksekokullarının sayısı ve kalitesi artırılmalıdır.
İktisadi reformların adil bir gelir dağılımına imkân verebilmesinin bir şartı da hem doğuda hem de batıda işe alınmalarda ayrımcılık ve ırkçılıkla amansız bir mücadele vermektir. Fransa, İngiltere, Hollanda, İspanya gibi ülkelerde bu tip ayrımcılığı gözlemleyen ve/veya cezalandıran kamu kurumları mevcuttur. Fransa’daki HALDE (Eşitlik için ve Ayrımcılığa karşı Yüksek Otorite) tipi bir kurum hem Kürtler ve Türklerin ayrımcılığa uğramalarını engelleyebilir hem de diğer hassas gruplara da (kadınlar, dinsel azınlıklar, homoseksüeller, sakatlar…) faydalı olabilir. Bu konuda Türkiye’nin kurucu üyesi olduğu Avrupa Konseyi’nin organı Hoşgörüsüzlüğe ve Irkçılığa Karşı Avrupa Komisyonu (ECRI) isimli organının tecrübelerinden faydalınabilir.

Güvenlik önlemlerİ
Çözüm elbette sadece ulusal bağlam göz önünde bulundurarak gerçekleştirilemeyecek kadar karmaşık bir süreçtir. Uluslararası alanda iki boyutlu bir politika güdülmelidir. Birincisi bölgesel işbirliğine önem verilmeye devam edilmeli, Suriye ile yapılan sınır anlaşmalarının benzerleri Irak ve İran’la da imzalanmalı ve Kürtlerin 4 ülke arasında yoğun olarak yaşadıkları bölgede, Avrupa Birliği’ndeki Euroregion uygulamasına benzer bir ticari, kültürel işbirliği, insan ve mal dolaşımı serbestisi getiren bir antite yaratılmaya çalışılmalıdır. Türkiye Kürtleri, diğer ülkelerdeki Kürtlerle rahat iletişim ve etkileşim kurabilirlerse Türkiye’ye bağlılıkları elbette artar. Grupdaşlarıyla ilişkilere engeller getirilmesi doğal olarak Türkiye’ye bağlılıklarını zayıflatır. Sınır ötesi günlük hayat, ticaret, evlilik, kültürel ilişkiler, şiddet politikasının çemberini süratle daraltabilir.
Bölge politikalarının dışında, Batı dünyasında reformlar layıkıyla tanıtılmalı, şiddet politikasına desteğin kesilmesi için daha önce olmamış bir şekilde baskı yapılmalıdır.
Asayiş önlemleri elbette alınıyordur, ancak reformların sonucunda şiddet niteliksel ve niceliksel olarak şekil değiştirince, artık askeri önlemlerden polis ve jandarma önlemlerine geçiş gerekli olacaktır.
Özellikle uyuşturucu ve silah kaçakçılığı ile mücadele şarttır. Bu mücadele adı geçen kaçakçılıklar PKK’ye kaynak sağlıyor diye değil evrensel olarak insanlık için kötü ve yasadışı oldukları için yürütülmelidir.

Sonuç
Sonuç olarak birkaç noktaya dikkat çekmek istiyorum. Bu öneriler sadece kısa başlıklardır. Elbette eksik ve tartışmalıdırlar. Ancak Türkiye’nin bütünlüğünü korumayı amaçlamaktadırlar. Reformların ana başlıkları 5 ilâ 10 yıllık bir plan çerçevesinde, fakat hepsi eşgüdümlü bir şekilde yürütülmelidir. İlk adım, bu ve bu tip önerileri gerçekleştirecek, bu önerilerin fizibilite raporlarını yazacak bir ya da birden çok akil kadınlar/adamlar kurulunun oluşturulmasıdır. Ayrıca bu reformlar şiddet devam etse de yürürlüğe konmalı, taviz verilmeden devam edilmelidir. Son analizde gerekli reform hareketleri şiddet bitsin diye değil, Türkiye halkı yaşam standartlarının yükselmesini hak ediyor diye yapılmalıdır. Türkiye’nin, Türkiye Kürtlerinin, Türklerinin ve diğer halklarının şiddete ve çözümsüzlüğe mahkûm olduklarını düşünmek kanımca en büyük yanlış olur.

Samim Akgönül: Strasbourg Üniversitesi

BİTTİ

 
Poster un commentaire

Publié par le juillet 6, 2010 dans News, Nouvelles Publications

 

Étiquettes : , , , , , , , , ,

Laisser un commentaire

Entrez vos coordonnées ci-dessous ou cliquez sur une icône pour vous connecter:

Logo WordPress.com

Vous commentez à l'aide de votre compte WordPress.com. Déconnexion / Changer )

Image Twitter

Vous commentez à l'aide de votre compte Twitter. Déconnexion / Changer )

Photo Facebook

Vous commentez à l'aide de votre compte Facebook. Déconnexion / Changer )

Photo Google+

Vous commentez à l'aide de votre compte Google+. Déconnexion / Changer )

Connexion à %s

 
%d blogueurs aiment cette page :