RSS

Archives Journalières: avril 19, 2012

Türkler içeride sağcı dışarıda sosyalist

Türkler içeride sağcı dışarıda sosyalist

Fransa, 22 Nisan ve 6 Mayıs’ta iki turlu seçimle yeni cumhurbaşkanını belirleyecek. Seçimler öncesi Hacettepe Üniversitesi Göç ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (HUGO), cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oy kullanma hakkına sahip Türkiye kökenli seçmenin nabzını tuttu. Türk kökenli seçmenler muhafazakar kimliklerine rağmen bulundukları ülkede sosyalist ya da komünistlere oy veriyor.

Fransa’daki Türkiye kökenli seçmenlerin yüzde 90′ı cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda oyunu sosyalist aday François Hollande’ye vereceğini belirtiyor. İkinci turda Sarkozy’ye oy vereceğini söyleyenlerin oranı ise sadece yüzde 2.

 

Hacettepe Üniversitesi Göç ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (HUGO), Doç.Dr. M. Murat Erdoğan yönetiminde, Berlin merkezli kamuoyu araştırma enstitüsü SEK-POL/Data4U ve Strazburg Üniversitesi’nden Prof.Dr. Samim Akgönül işbirliğiyle Fransa’daki cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi “Fransa’daki Türkiye Kökenlilerin Güncel Konulardaki Görüş ve Düşünceleri" başlıklı bir araştırma yaptı.

 

Fransa’da yaşayan Türkiye kökenli her kesimden seçmenin görüşlerini ortaya koymak için 8 bin 195 haneden oluşan bir havuz oluşturuldu. Bu yılın şubat-mart-nisan aylarını kapsayan bir zaman diliminde 14 yaş üstü 1026 kişiyle gerçekleştirilen araştırmada, Türkiye kökenli seçmenlerin eğilimleri tespit edilmeye çalışıldı. Araştırmaya göre, Fransa’a 450-500 bin arasında Türkiye kökenli yaşıyor. Bunların yaklaşık 80 bini Fransa vatandaşı olmalarından doğan haklarını kullanarak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde sandık başına gidiyor.

 

Türkiye kökenli seçmenler, Fransa’da sandık başına gittiğinde dünya görüşünü bir kenara bırakarak, oyunu verirken pragmatik davranıyor. Söz konusu seçmenlerin yüzde 80′i muhafazakar bir dünya görüşü benimsemesine rağmen, Fransa’da sandık başına gittiğinde oylarını sol parti adaylarına veriyor.

TÜRKLERİN TERCİHİ HOLLANDE

 

Türkiye kökenli seçmenlerin yüzde 65’ten fazlası, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oyunu Sosyalist Parti adayına vereceğini belirtiyor. Yüzde 18 ise Komünist/Sosyalist Sol NPA’da destek vereceğini ifade ediyor. Türkiye kökenli seçmenlerin yüzde 80’den fazlası tercihlerini böylelikle sol-sosyalist-komünist partilerden yana kullanacağını vurguluyor.

 

Yine Türkiye kökenli seçmenlerin yüzde 77′isi birinci turda Sosyalist Parti adayı François Hollande’ye oyunu vereceğini dile getiriyor. Seçimlerin ilk turunda şimdiki cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy için oy kullanacağını belirtenlerin oranı ise yüzde 1’in altında kalıyor.

 

Fransa’da 6 Mayıs’ta yapılacak seçimlerin ikinci turunda Sarkozy-Hollande ikilisinin yarışması halinde, Türkiye kökenli seçmenlerin yüzde 90′ı sosyalist aday Hollande’yi destekleyeceğini ifade ediyor. Bu turda Sarkozy’ye oy vereceğini belirtenlerin oranı ise yüzde 2′de kalıyor.

‘İNKAR YASASI’ TERCİHLERİ KISMEN ETKİLİYOR

 

Fransa’da cumhurbaşkanlığı seçimlerinde tercihiniz konusunda "Ermeni Soykırımını İnkârı Cezalandırma Yasası" ne kadar etkili olacak?” sorusuna verilen cevaplarda “kararımı bu yasa girişimi çerçevesinde vereceğim” diyenlerin oranı yüzde 30’da kalıyor. Söz konusu yasa, oy kullanırken tercihimi değiştirmeyecek diyenlerin oranı da yüzde 30′ün üzerinde seyrediyor.

 

Burada da yasanın iptali ya da yürürlüğe girmesinin tercihini etkileyeceğini söyleyenlerin oranı yüzde 26, etkilemeyeceğini söyleyenlerin oranı ise yüzde 34 olarak tespit edildi. Bütün bu veriler, Türkiye kökenli seçmenin tercihini yasa girişiminin sınırlı oranda etkilediğini gösteriyor.

‘SARKOZY-ERDOĞAN İKİLİSİYLE İLİŞKİLER DÜZELMEZ’

 

HUGO-Fransa 2012 araştırmasında siyasi liderler konusunda da önemli bir soru yöneltildi. “Sarkozy liderliğindeki Fransa ile Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki Türkiye ilişkilerinin düzeleceğine inanıyor musunuz?” sorusuna gelen cevapta “kesinlikle evet” ve “evet” diyenlerin oranı yüzde 17 civarında iken, “hayır” ve “kesinlikle hayır” diyenlerin oranı yüzde 55’i aşmaktadır. Bu durum, iki taraftan en az birinde lider değişikliği olmadan ülkeler arasındaki ilişkinin düzelemeyeceğine dair bir inancın olduğu şeklinde okunabilir.

FRANSA’DA SOLU TÜRKİYE’DE SAĞI SEÇİYOR

 

Araştırmada yurtdışında yaşayan Türkiye kökenlilerin siyasi tercihlerinin ne ölçüde siyasi bir ideolojiye, ne ölçüde pragmatik tercihlere dayandığını anlamaya yönelik sorulara da yer verildi. Bu bağlamda Fransa’daki ve Türkiye’deki siyasi tercihler arasındaki ilişkiye yönelik sorular yer aldı. Ortaya çıkan çarpıcı duruma göre, Türkiye kökenlilerin Fransa’daki ideolojik tercihleri ile Türkiye’deki tercihleri arasında ciddi bir farklılık olduğu ortaya çıktı.

 

“Türkiye’de bugün genel seçimler yapılsa ve oy verme imkanınız olsa hangi partiye oyunuzu verirsiniz?” sorusu karşısında Türkiye kökenli seçmenlerin yüzde 59′u AK Parti, yüzde 11′i CHP, yüzde 3.8′i MHP ve yüzde 3.6′sı BDP’yi tercih edeceğini belirtti. Aynı gruba “Fransa’da hangi partiye oy verdiniz” diye sorulduğunda ise merkez sol (Sosyalist Parti) için oy kullananlar yüzde 65′le birinci sırada yer alırken, Komünist/Sosyalist Parti yüzde 18′le ikinci sırada yer aldı.

TÜRKİYE KÖKENLİ SEÇMEN PRAGMATİK

 

Yani Türkiye’de AK Parti ve MHP gibi sağ partilere yüzde 70’in üzerinde destek veren Fransa’daki Türkiye kökenliler, Fransa’da oylarını yüzde 80’in üzerinde Sol/Sosyalist/ Komünist partilerden yana kullanıyor. Bu durum, ideolojik bir karmaşa olarak ya da pragmatik bir tercih olarak nitelenebilir. Ancak ortaya çıkan tablonun genel olarak yurtdışında yaşayan Türkiye kökenlilerin genel eğilimini yansıttığı da biliniyor.

HUGO NEDİR?

 

Hacettepe Üniversitesi Göç ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (HUGO), iç ve dış göç alanında, özelikle de Avrupa’da yaşayan ve sayıları 5 milyonu aşan Türkiye kökenliler üzerine, düzenli ve sürekli araştırmalar yapan akademik bir kuruluş. HUGO’nun yaptığı çalışmalar, Avrupa’daki Türkiye kökenliler hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olmayı, sorunlarını tespit etmeyi ve çözümler için öneriler geliştirmeyi amaçlıyor. Kısa bir süre önce Almanya’daki Neo-Nazi cinayetleri konusunda da önemli bir kamuoyu araştırması yapan HUGO’nun hedefi, akademik çalışmalarla, konunun bütün taraflarına, yani Avrupa’daki Türkiye kökenlilere, yaşadıkları ülkelere ve Türkiye’ye katkılar sağlaması olarak ifade ediliyor. HUGO çalışmalarına http://www.hugo.hacettepe.edu.tr adresinden ulaşılabilir.

 
Poster un commentaire

Publié par le avril 19, 2012 dans Manifestations scientifiques, News

 

Tags: , , , , , , , ,

"Pınar Selek’e adalet, demokrasinin gereği"

"Pınar Selek’e adalet, demokrasinin gereği"

Fransa‘nın Strasbourg kenti dün önemli bir uluslararası toplantıya ev sahipliği yaptı. Toplantıda, Türkiye demokrasisi açısından Pınar Selek davasının simge rolü vurgulandı.

"Pınar Selek Davası ve Türkiye’de Yargı Sorunları" başlıklı toplantı, Sendika Evi’nde, Türkiye kökenli Yurttaş Dernekler Birliği (RACORT) ve üye dernekleri (Strasbourg’da Kültürlerarası Yurttaşlar Haraketi ASTU, Paris’te Türkiye kökenli Yurttaşlar Meclisi, L’ACORT ve etz’de Moselle Türkiyeli İşçiler Derneği) girişimiyle düzenlendi.

Strasbourg Üniversitesi’nden tarihçi ve siyaset bilimci Samim Akgönül’ün yönettiği toplantı, Avrupa Birliği Türkiye Karma Parlamenter Komisyonu Başkanı Hélène Flautre’un destek mesajı ile başladı.

Lauchbihler: AB yakından takip ediyor

Avrupa Parlamentosu İnsan Hakları Başkanı Barbara Lauchbihler, yaptığı açılış konuşmasında, bir kitap projesi için birlikte çalıştığı Pınar Selek’le ilgili yargı sürecini yakından takip ettiklerini ve yayınladıkları İlerleme Raporları ile Türkiye’nin ifade özgürlüğü sürecine olumlu katkı sağlamayı sürdüreceklerini ifade etti.

Selek: Davaya müdahaleler yapıldı

Toplantıya konuşmacı olarak katılan Pınar Selek’in babası ve avukatı Alp Selek, 14 yıldır sürmekte olan davadaki hukuksuzlukları ayrıntılarıyla gözler önüne serdi.

Alp Selek, Kürt hareketine yönelik bilimsel çalışmasına el konulduktan sonra Mısır Çarşısı komplosu ile kuşatılan Pınar Selek’in patlamanın gaz sızıntısından olduğu ve hakkındaki ifadelerin işkence altında alındığının anlaşılmasına rağmen ısrarla mahkum edilmeye çalışıldığını anlattı.

Selek, 28 Şubat sürecinin en karanlık sürecinde davaya dönemin Emniyet, İçişleri, Dışişleri ve Adalet Bakanlığı tarafından müdahaleler yapıldığını ifade etti.

Atalay: Dava ısrarla devam ettirilmeye çalışılıyor

Avukat Akın Atalay, işkence altında verdiği Pınar Selek’le işbirliği yönündeki ifadeyi mahkemede reddeden Abdülmecit Öztürk’ün beraat kararının temyiz edilmemesine karşın, 3 kez beraat eden Pınar Selek üzerinden davanın ısrarla devam ettirilmeye çalışılmasının anlaşılmazlığını vurgulayarak, hukuk mücadelesine devam ettiklerini belirtti.

Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu (FIDH) sorumlusu avukat Martin Pradel, bağlı bulunduğu kuruluş adına bu davanın özel olarak ve yakından izlendiğini ifade etti.

Direk: Selek sistem tarafından tehlikeli görülüyor

Felsefe profesörü-yazar Zeynep Direk, Pınar Selek’in sosyolog olarak getirdiği farklı bakış açısına dikkat çekerek konuyu bilimsel boyutuyla tamamladı.

Direk, Selek’in cinsel ve etnik kimliği yüzünden şiddet gören insan gruplarına yönelik ve özgür sorular sorarak çalıştığını, resmi ideolojiyi eleştirdiği oranda da sistem tarafından tehlikeli görüldüğünü vurguladı.

Çalışlar: Medya süreci dayanışmacı bir noktaya evrildi

14 yıldır davayı yakından takip eden gazeteci-yazar Oral Çalışlar, hedef gösterici manşetler ve polis işbirliği içerisinde başlayan medya sürecinin aradan geçen zamanda gerçeklere yer veren, dayanışmacı bir noktaya nasıl evrildiğini anlattı.

Başta Alp Selek’in basın temasları olmak üzere, Pınar Selek için adalet isteyen bütün kesimlerin dayanışma çalışmalarının etkili olduğunu belirten Oral Çalışlar, yurtdışından da konuya destek ve duyarlılık istedi.

Karakaşlı: Barış için mücadele edenler hedef gösteriliyor

Son olarak söz alan gazeteci-yazar Karin Karakaşlı da, Pınar Selek’le kendisini tanıştıran Hrant Dink‘ten başlayarak, barış için mücadele edenlerin hedef gösterilme süreçlerini, Türkiye’de mahkemede tecelli etmeyen adaleti çeşitli platformlarda kamu vicdanında arama gerekliğini anlattı.

"Hala Tanığız Platformu"nun 14 yıllık macerasını paylaşan Karakaşlı, yurtdışı dayanışma hareketlerinin de yürütmeyi, sürece dair inisiyatif kullanarak bu hukuksuzluğa son vermesi açısından teşvik edebileceğini belirtti.

Pınar Selek dayanışmasının tam da Selek’in yaşam ve siyaset felsefesine uygun olarak birbiriyle ilgisi olmayan pek çok farklı kesimi bir araya getirdiğini vurgulayan Karakaşlı, Selek’in nihai olarak beraat ettiği, mutlu şekilde üreterek yaşayabildiği bir Türkiye’yi demokrasi açısından bir sağlama olarak gördüğünü ifade etti.

İzleyicilerinin yoğun ilgi gösterdiği toplantı sorularla noktalanırken, benzer dayanışma toplantılarının sürdürülmesi konusunda ortak kanaat ve irade ifade edildi.

 

Tags: , , , , , , , , , , ,

 
Suivre

Recevez les nouvelles publications par mail.

Joignez-vous à 828 followers

%d bloggers like this: