Birzamanlar Yayincilik yayincilik
“Yitirilen Tarihi Miras: Ahtamar ve Surp Giragos Kurtuldu, ya digerleri?”
Osman KÖKER

14 Aralik Carsamba saat 19.00
Cezayir Toplanti Salonu
Hayriye Caddesi no 12 Galatasaray Istanbul
Birzamanlar Yayincilik yayincilik
Osman KÖKER

14 Aralik Carsamba saat 19.00
Cezayir Toplanti Salonu
Hayriye Caddesi no 12 Galatasaray Istanbul
This insightful analysis looks at the power struggles of 1920–1926, a time during which the Ottoman Empire was replaced by a secular and modernist Turkish nationalist regime.
Designated president of the newly proclaimed Republic of Turkey in 1923, Mustafa Kemal embarked upon a process of Westernization that included the promotion of a secular Turkish national identity and the adoption of the Latin alphabet for the modern Turkish language. How was the new regime able to silence its critics and consolidate its vision?
Covering a short but eventful period in Ottoman/Turkish history From Caliphate to Secular State: Power Struggle in the Early Turkish Republic focuses on three major political and judicial maneuvers to demonstrate how opposition to and within the emerging Turkish regime was addressed during those pivotal years, and how the resulting power struggle contributed to the form of the new state that arose.
The analysis begins in 1918 when the Ottoman Empire, having lost World War I, was waiting for its fate to be determined by the Allied Powers. The book examines the original intentions and vision of Mustafa Kemal (later known as Mustafa Kemal Atatürk), as well as the effects of the Kurdish uprising in 1925, which helped the new regime silence its critics. The ongoing power struggles and their consequences are examined through 1927, after which the new regime quashed any and all opposition, enabling the new Turkish Republic to emerge as a staunchly secular, modernizing Western state.
Features
• A bibliography of archival sources from the United States, Britain, the Ottoman Empire, and Turkey, as well as other primary and secondary sources in the Turkish, English, and Ottoman languages
Highlights
• Examines a crucial period in Turkish history that has always been regarded as sacred for critical analysis
• Depicts the political landscape of the early Turkish Republic in the context of a struggle for power
• Gathers and draws from primary documents from the U.S. archives that have not been utilized before on the subject of the Ottoman and Turkish Republican history

1921
3. Tertip Düstur, Cilt: 1, s. 196
Ceridei Resmiye, 1-7 Şubat 1337
Kanun No:85
Madde 1- Hakimiyet bilâ kaydü şart milletindir. İdare usulü halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına müstenittir.
Madde 2- İcra kudreti ve teşri salahiyeti milletin yegâne ve hakiki mümessili olan Büyük Millet Meclisinde tecelli ve temerküz eder.
Madde 3- Türkiye Devleti Büyük Millet Meclisi tarafından idare olunur ve hükûmeti “Büyük Millet Meclisi Hükûmeti” ünvanını taşır.
Madde 4- Büyük Millet Meclisi vilayetler halkınca müntehap azadan mürekkeptir.
Madde 5- Büyük Millet Meclisinin intihabı iki senede bir kere icra olunur. İntihap olunan azanın azalık müddeti iki seneden ibaret olup fakat tekrar intihap olunmak caizdir. Sabık Heyet lâhik heyetin içtimaına kadar vazifeye devam eder. Yeni intihabat icrasına imkân görülmediği takdirde içtima devresinin yalnız bir sene temdidi caizdir. Büyük Millet Meclisi azasının herbiri kendini intihap eden vilayetin ayrıca vekili olmayıp umum milletin vekilidir.
Madde 6- Büyük Millet Meclisinin heyeti umumiyesi teşrinisani iptidasında davetsiz içtima eder.
Madde 7- Ahkâmı şer’iyenin tenfizi, umum kavaninin vazı, tadili, feshi, ve muahede ve sulh akti ve vatan müdafaası ilânı gibi hukuku esasiye Büyük Millet Meclisine aittir. Kavanin ve nizamat tanziminde muamelatı nasa erfak ve ihtiyacatı zamana evfak ahkamı fıkhiye ve hukukiye ile adap ve muamelat esas ittihaz kılınır. Heyeti Vekilinin vazife ve mesuliyeti kanunu mahsus ile tayin edilir.
Madde 8- Büyük Millet Meclisi, hükûmetinin inkısam eylediği devairi kanunu mahsus mucibince intihap kerdesi olan vekiller vasıtası ile idare eder. Meclis icrai hususat için vekillere veçhe tayin ve ledelhace bunları tebdil eyler.
Madde 9- Büyük Millet Meclisi Heyeti Umumiyesi tarafından intihap olunan reis bir intihap devresi zarfında Büyük Millet Meclisi Reisidir. Bu sıfatla Meclis namına imza vazına ve Heyeti Vekile mukarreatını tasdika salahiyettardır. İcra Vekilleri heyeti içlerinden birini kendilerine reis intihap ederler. Ancak Büyük Millet Meclisi Reisi vekiller heyetinin de reisi tabiisidir.
İdare
Madde 10- Türkiye coğraafi vaziyet ve iktisadi münasebet noktai nazarından vilayetlere, vilayetler kazalara münkasem olup kazalar da nahiyelerden terekküp eder.
Vilâyat
Madde 11- Vilâyet mahalli umurda manevi şahsiyeti ve muhtariyeti haizdir. Harici ve dahili siyaset, şer’i adlî ve askeri umur, beynelmilel iktisadî münasebat ve hükûmetin umumi tekâlifi ile menafii birden ziyade vilâyata, şâmil hususat müstesna olmak üzere Büyük Millet Meclisince vaz edilecek kavanin mucibince evkaf, Medaris, Maarif, Sıhhiye, İktisat, Ziraat, Nafia ve Muaveneti içtimaiye işlerinin tanzim ve idaresi vilâyet şûralarının salâhiyeti dahilindedir.
Madde 12- Vilâyet Şûraları vilâyetler halkınca müntehap azadan mürekkeptir. Vilâyet Şûralarının içtima devresi iki senedir. İçtima müddeti senede iki aydır.
Madde 13- Vilâyet Şûrası, azası meyanında icra amiri olacak bir reis ile muhtelif şuabatı idareye memur azadan teşekkül etmek üzere bir idare heyeti intihab eder, İcra salahiyeti daimi olan bu heyete aittir.
Madde 14- Vilâyette Büyük Milet Meclisinin vekili ve mümessili olmak üzere vali bulunur. Vali, Büyük Millet Meclisi hükûmeti tarafından tayin olunup vazifesi devletin umumi ve müşterek vazaifini rüyet etmektir. Vali yalnız devletin umumi vazaifile mahalli vazaif arasında tearuz vukuunda müdahale eder.
Kaza
Madde 15- Kaza yalnız idari ve inzibati cüzü olup manevi şahsiyeti haiz değildir. İdaresi Büyük Millet Meclisi hûkümeti tarafından mansup ve valinin emri altında bir kaymakama mevdudur.
Nahiye
Madde 16- Nahiye hususi hayatında muhtariyeti haiz bir manevi şahsiyettir.
Madde 17- Nahiyenin bir şûrası, bir idare heyeti ve bir de müdürü vardır.
Madde 18- Nahiye şûrası, nahiye halkınca doğrudan doğruya müntehap azadan terekküp eder.
Madde 19- İdare heyeti ve nahiye müdürü, nahiye şûrası tarafından intihap olunur.
Madde 20- Nahiye şûrası ve idare heyeti kazai, iktisadi ve mali salahiyeti haiz olup bunların derecatı kavanini mahsusa ile tayin olunur.
Madde 21- Nahiye bir veya birkaç köyden mürekkep olduğu gibi bir kasaba da bir nahiyedir.
Umumi Müfettişlik
Madde 22- Vilâyetler iktisadi ve içtimaî münasebetleri itibariyle birleştirilerek umumi müfettişlik kıtaları vücuda getirilir.
Madde 23- Umumi müfettişlik mıntakalarının umumi surette asayişinin temini ve umum devair muamelatının teftişi, umumi müfettişlik mıntakasındaki vilâyetlerin müşterek işlerinde ahengin tanzimi vazifesi Umumi müfettişlere mevdudur. Umumi müfettişler Devletin umumi vazaifile mahalli idarelere ait vazaif ve mukarreratı daimi surette murakebe ederler.
Maddei Münferide
İşbu kanun tarihi neşrinden itibaren meri olur. Ancak elyevm münakit Büyük Millet Meclisi 5 Eylül 1336 tarihli nisabı müzakere kanununun birinci maddesinde gösterildiği üzere gayesinin husulüne kadar müstemirren müçtemi bulunacağı cihetle işbu Teşkilatı Esasiye Kanunundaki 4 üncü, 5 inci, 6 ncı maddeler gayenin husulüne elyevm mevcut Büyük Millet Meclisi adedi mürettebinin sülüsanı ekseriyetle karar verildiği takdirde ancak yeni intihabdan itibaren meriyül icra olacaktır.
The Centre for Migrations and Citizenship
of the French Institute for International Relations
in collaboration with
The Embassy of the United States in Paris, France
And with the support of Veolia Environmental Services
Are pleased to invite you to their international conference
On Friday, 13th of January 2012, from 9:00 am to 12:30 pm
at Ifri
27 rue de la Procession, 75015 Paris / Métro Volontaires (line 12) or Pasteur (line 6)
Phone : +33 (1)1 40 61 60 00
Special Guests
Lieutenant General Thomas BOSTICK, Deputy Chief of Staff, G-1, U.S. Army, United States
Jesus “Chuy” GARCIA, Cook County Commissioner, Chicago, United States
Pascal DECARY, Group Human Resources Manager, Veolia Environmental Services, France
Kathleen NEWLAND, Co-Founder, Migration Policy Institute; Manager, International Diaspora Engagement Alliance (IdEA), United States
Migration policies impact the economic sector: they shape the numbers and profile of foreigners entering a national economic market, their reception conditions, and they influence the needs and nature of an adequate diversity strategy. But the impact of economic actors on the making of migration policies is less certain:
What role can and do economic actors play in the elaboration of migration policies?
This question is at the core of this international conference, which examines what could be learned from a country, the United States, whose migration and integration policies strongly differ from those of France. Former State Senator and now Cook County Commissioner Jesus “Chuy” Garcia will address the role that economic actors can play in the making of migration policies. At the other end of the migration process, 3-star U.S. Army General Bostick will share with us his insight on the diversity recruitment strategies of one of the nation’s largest recruiters, whose policies in terms of diversity have often been groundbreaking.
To register, please fill in the registration form on Ifri’s website here.
Registration is exclusively accepted through internet and will be confirmed by email.
Regstration will be closed on January, 11th, 2012.
Arabayla İstanbul’un güzide semtlerinden birinde kırmızı ışıkta bekliyorum. Karşımda dev gibi bir brandanın üzerine yazılmış bir yazı var: « Kasten adam öldürme Töre Saikiyle yapılmışsa kişi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır. TCK Madde 82 ». Afişin 4 köşesinde AKP ilçe başkanlığının logoları var. Trafik son derece ağır ilerlediği için (Burada Târiz sanatı yapıyorum) düşünmeye başlıyorum. Neden kasten adam öldürme, kadın öldürünce ceza hafifletiliyor mu ?
Ofiste hemen kontrol ediyorum. TCK 81. Madde ve bu maddeye bağlı 82. Madde Bir insanı kasten öldüren kişi’den bahsediyor. Adam demiyor. Yani en azından yasada, dildeki ayrımcılık kaldırılmış anlaşılan. Ama halk dilinde hâlâ “adam öldürmek”ten bahsedildiği için olsa gerek afişi hazırlayanlar yasada küçük bir tahrifat yapmışlar.
Ben bu konuda Türkçe ile gurur duyanlardanım aslında. Ne Fransızca ve İngilizce’deki iki cins ne de Almanca ve Yunanca’daki üç cins yok Türkçe’de. Bunun en çarpıcı sonucunu Strasbourg İnsan Hakları Mahkemesinde görebiliriz. Fransızca İnsan Hakları Droits de l’Homme deniyor, aynen Yunancadaki Ανθρώπινα δικαιώματα gibi. Eskiden neden Homme (adam) diye sorulduğu zaman Fransızlar oradaki Homme kelimesinin başharfi büyük harfle yazılır İnsanlık demektir derlerdi. Ben de her seferinde o zaman Droits de la Femme (kadın) diyelim, F harfini büyük harfle yazalım, o da İnsanlık demek olsun, olmaz mı ? derdim. γυναικεία δικαιώματα gibi. Olmazmış. Ama yakın zamanda Fransızlar da bu durumdan rahatsız olmaya başlamışlar ki sağda solda İngilizce Human Rights’tan çeviri Droits humains okumaya başlamıştım. Fakat bu son formüle de karşı çıkanlar oldu. Sebep ? İnsan hakları tekil haklardır, kişi haklarıdır, Fransızca bu terimde humains sıfatı çoğul olduğu için yanlış anlamalara yol açabilir. En son moda, sık sık görmeye başladığım Droits de la Personne humaine ucubesi ki “İnsan kişisi Hakları” olarak tercüme edilebilir. Komik değil mi? Hâlbuki Türkçe’de İnsan Hakları gayet net. İnsan tekil ve tarafsız, Haklar çoğul ve herkesin.
Bu yazıyı Türkçe okuyanlar için söylüyorum : Yeterince sevinip gururlandıysanız ikinci aşamaya geçebiliriz (Burada yazılanları Yunanca’ya çevirecek arkadaşa başarılar dileyip kendisini şimdiden tebrik ediyorum ! Bu yazıyı Yunanca okuyanlar varsa lütfen kendi dilleri üzerine de düşünsünler).
Türkçe de maalesef dilde cinsel ayrımcılık konusunda sütten çıkmış ak kaşık değil. Aynen yukarıdaki “adam öldürme” örneğinde olduğu gibi Türkçe’de de yüzlerce adamı insan, insanı adam gören cümleler var. Kadını ancak yardımcı rollerde izleyebiliyoruz.
Seneler önce Tayfun Talipoğlu’nun Bam teli isimli programında, sunucu bir Anadolu kasabasında 8-9 yaşlarında bir çocuğa sormuştu : “kardeşin var mı?”. Çocuk “evet iki” demişti. Talipoğlu kız mı erkek mi diye sorunca, oğlan şaşırmış, “ha onlar erkek, dört de kız var” demişti. Kızları kardeşten saymıyordu.
Gene arabada giderken eşim (güzel kelime, tarafsız, eşimin kadın mı erkek mi olduğunu okuyan anlayamaz) söylemişti : “Bu bozuk yoldan gitme, adam gibi yoldan git”. Bozuk yol kadın gibi bir yol mu acaba ? Adam olacak çocuk neyinden belli olur bilirsiniz. Ya kadın olacak çocuk? O da aynı şeyden mi belli olur?
Adam olmak diyoruz, adam etmek bile diyoruz. Adam gibi adam diyoruz. Yâhu, erkek gibi kadın bile diyoruz. Aman ne büyük iltifat ! Hatta kadın kelimesini argo sayanlarımız bile var. Her sporun bayan takımları var ama bay takımları yok, erkek takımları var. Basketbol kadın takımı demekten utanıyor kimilerimiz. Otobüste bayan yanı var (ne demekse, erkekle kadın yanyana olunca ne oluyor ?) ama “bay yanı” yok. Bay kelimesi bir tek tuvaletlerde kaldı. Bayan kelimesi ise “kadın”ın adından bile titreyenlerin kullandığı kibarca dilde hâlâ var. Gerçekten de kadının adı bile yok. Pınar Selek’in dediği gibi, erkek olmak için de bol bol sürünmek gerek.
http://www.turkishgreeknews.org/tr/adamlar-7893.html
Mardi 6 décembre | 20h30
Salle de la Bourse, Strasbourg
Entrée 12€ • 10€ • 8€
Passionnée par la chanson française, Ajda Ahu Giray, née en 1980 à Istanbul, combine à son répertoire des chansons françaises, turques et italiennes et ses propres compositions. Artiste éclectique, chimiste diplômée, elle s’est formée en France au chant et au théâtre. Elle interprète Edith Piaf, Brel, Barbara …, elle a été comédienne dans des comédies musicales et met aussi en musique avec talent et sensibilité les poèmes de Nazim Hikmet ou de Claude Roy. Celle qui déclare « hésiter pour beaucoup de choses dans la vie » est sûre de vouloir faire partager ses chansons sur scène. Elle est accompagnée à l’accordéon par “Arthur Bacon” avec qui elle forme un duo subtil et original en harmonie avec sa voix fraîche et mélodieuse. Ils ont invité pour cette soirée le violoncelliste Anil Eraslan et nous offre avec amitié de parcourir ensemble ce chemin musical entre la France et la Turquie.